Bellek
Eylül 5, 2011 | Bellek Nedir
BELLEK: İlkel toplumla bugünkü modern toplumun kültür ve sosyal düzeni arasındaki farklılık iki toplumun öğreneme deneyimlerinde yatar. Kültür insandan insana kuşaktan kuşağa bilgi ve görgü aktarımını sağlayan ortamı oluşturur. Kültür bir toplumun belleğidir. Toplumun yaşantılarını ve yaşantılardan öğrendiği sonuçları kültür içinde kuşaktan kuşağa aktarır. İki toplum arasındaki fark bilgi birikiminden doğar ve kültür bu birikimin ortamını oluşturur.
İnsanların belleği olmasaydın bir insan belirli bir deneyimden öğrendiği davranış ve görüşleri saklayamaz, her defasında aynı davranışları yeni baştan öğrenmek zorunda kalırdı. Belleğin olmadığı yerde öğrenimden ve öğrenilen şeylerin birikiminde söz edilemez. Bellek sayesinde insan oğlu dil ve kültürü geliştirebilmiş ve böylece son derece karmaşık modern toplumlar oluşturabilmiştir. Sinir sistemimiz on bin yıl öncesine göre aynı potansiyele sahiptir. Ne var ki kültürümüz ve toplumsal hayatımız on bin yıl öncesinden binlerce defa daha karmaşıktı. Bellek yeteneğini hesaba katmadan insanın bugünkü ulaştığı aşamayı anlamağa olanak yoktur.
BELLEĞİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ
Belleğin iki temel boyutta belirgin özellikleri vardır. Birinci boyut belleğin aşamalarını ifade eder: kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir aşamaları. İkinci boyut belleğin türlerini ifade eder: Kısa süreli ve uzun süreli bellek.
Belleğin üç aşaması :
İlkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeyi çalışan bir öğrenciyi düşünelim. Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve, diyelim ki Ali’den okumasını ister. Ali “A” harfini doğru olarak söyler. Ali’ni “A” harfini söylemesi onun belleği sayesinde mümkün olmuştur. Bu olayda üç aşama yer alır. B
Birinci aşama kotlama ( coding) aşamasıdır. Ali, öğretmen harfi gösterdiği zaman belleğinde bu harfi, diğer harflerden farklı olabilecek biçimde kotlamıştır. Kotlamadan sonra Ali geçen süre içinde kotladığı bilgiye bir yerde depolamıştır. Bu aşama depolama (storage) aşaması denir. Öğretmen yeniden sorduğu zaman depolamış olduğu bilgiyi bulmuş ve geri getirmiştir. Bu aşamaya ara – bul – geriye getir (retrieval) aşaması denir.
Ali, öğretmen harfi söylemesi istediği zaman cevap vermezse, onun belleğe üç aşamadan birinde aksamış olabilir: ya açık seçik harfi görememiş ve diğer harflerden ayırt ederek kotlayamamış, ya depolama aşamasında bir aksaklık olmuş ve kotlanan harf daha önce Ali’nin bildiği diğer bilgiler arasında kaybolmuş gitmiş ya da iyi depolanmış olduğu halde ara – bul – geriye getir aşamasında depolanmış bilgiyi bulup çıkarmak olanağı olmamıştır.
Bellek üzerine yapılan psikoloji araştırmaları her bellek aşamasının kendine özgü işleyiş kurallarını bulmaya yönelmiştir.
İki Tür Bellek
Bir çok araştırmadan sonra bugün en azından iki tür bellek olduğu biliyoruz. En azından diyoruz, çünkü bazı psikologlar üçtür bellek olduğunu savunmaktalar. Biz bu kitapta kısa süreli (KS) ve uzun süreli (US) olmak üzere iki bellekten söz edeceğiz. Bazı psikologların duyumsal bellek adını verdikleri çok kısa süreli (short – term) bellek türünü, kısa süreli belleğin bir parçası olarak kabul edeceğiz.
KISA SÜRELİ BELLEK
Öğrenilen bilginin ancak iki – üç saniye gibi kısa bir süre tutulduğu durumlarda bile kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir aşamaları yer alır.
Kodlama
Belleğe girmemiş olayların, deneyimlerin hatırlanması söz konusu değildir. Çoğu kimseler belleklerinden şikâyet ederler; büyük çoğunlukla bu kimselerin şikâyetleri belleklerinden değil, seçici algılama süreçlerinden kaynaklanır. Başka bir ifade ile, neye dikkat edip neye dikkat etmedikleri konusunda bir aksaklık vardır. Sorun, kodlama aşamasındadır. Örneğin, yarım saat önce bakkala gitmiş bir arkadaşınıza bakkalın ayakkabısını rengini sorun, size doğru sevap veremez; çünkü bakkalın ayakkabısının rengine bakmak ve onun aklında tutmak onun dikkat ettiği bir konu değildir.
Çevre de olan nesne ve olaylar, o olay ve yaşantının türüne uygun bir duyusal kodla algılanır ve kısa süreli belleğe gelir. Bir evin adresini işittiğiniz zaman ses ile ilgili kodu resme baktığımız zaman görsel kodu kullanırız. Hal, kelime gibi dille ilgili uyarıcılar da sessel kodun ağırlık kazandığı gözlenmiştir.
Bu konuda araştırma yapan psikologlardan biri, şöyle bir araştırma yöntemi kullanmıştır. Bir grup deneğe, R L B K S J gibi bir dizi sessiz harf verilmiştir. Birkaç saniye sonra deneklerden, gördükleri harf dizisini aynen yazmaları istenmiştir. Verilen cevapların çoğu doğru olmakla beraber denekler bazı dizilerde hata yapmışlardır. Örneğin yukarıdaki harf dizisini R L T K S J olarak yazmışlardır.”B” harfi, ses benzerliğinden dolayı “T” harfiyle yer değiştirmiştir. Yapılan hataların temelinde harflerin ses benzerliğinin yattığı gözlenmiştir. (Conra, 1964). Bu araştırma gösterir ki dille ilgili uyarıcılar ister sözlü, ister yazılı verilsin, sesle ilgili kodlama ön plana geçmektedir.
Yapılan çalışmalar resimlerin hatırlanmasında ses ilgili kodlama yerine, görsel kodlamanın daha ağır bastığını göstermiştir. Bazı küçük çocuklarda fotoğrafik belleğe rastlanmıştır. Bu tür çok ayrıntılı belleğe psikolojide fotoğrafsı imge (image) adı verilir.
Fotoğrafsı İmge
Çoğumuz gördüğümüz bir resmi bir süre belleğimizde tutabiliriz, ancak belleğimizdeki imge genellikle ayrıntılarını kaybetmiş, sönük bir imgedir. Bazı kimseler gördükleri resmi veya manzarayı bütün ayrıntılarıyla açık seçik bir biçimde belleklerinde tutabilirler. Örneğin, üç çocuğun oyun oynarken resmini çekelim ve çekilen resim, etraftaki ağaçları, çiçekleri, kuşları ve çocukları oynamakta oldukları oyuncakları göstersin.
Bu resim bize gösterildikten sonra “ortada yer alan kız çocuğunun elbisesinde kaç benek var ?” diye sorulsa, çoğumuz bu soruya doğru cevap veremeyiz. Fakat bazı kimseler birkaç saniye düşündükten sonra bu soruya doğru cevabı bulabilirler. Bunun nasıl başardıkların sorulduklarında “resmin gözün önüne getiriyorum ve kız çocuğunun elbisesinin beneklerini sayıyorum !” derler. Ayrıntılı imge 5- 10 dak bellekte kalabilmektedir. Bu kişilere “fotoğraf bellekli” yada teknik terimi ile fotoğraf imgeli adı verilir.
Depolama
Kısa süreli belleğin küçük bir kapasitesi vardır. Ortalama olarak bu kapasite 7 “birim” liktir. Bazı kimseler 5 birimden sonra, bazı kimselerse 9 birimden sonra kısa süreli belleklerinde hata yapmaya başlarlar. Kısa süreli belleğin kapasitesinin 7± 2 olması sizi hayrete düşürebilir, çünkü günlük yaşamamızda kişilerin belleklerinin değişik yetenekler gösterdiğini gözlemişsinizdir. Günlük yaşamda bireyler arasında gözlemiş olduğunuz bellekteki yetenek farklılığı uzun süreli belleten ileri gelir.
Kısa süreli belleğin kapasitesi yukarıda ki 7±2 formülü ile ifade edilebilir. Bu gözlemi ilk yapanlardan biri bellek üzerine çalışmalarıyla ünlü alman psikologu Ebbinghaus’dur. (1885). Amerikalı psikolog George Miller kendi çalışmalarında 7 rakamını tekrar tekrar görmüş ve kısa süreli belleğin kapasitesini “sihirli rakam 7” adı altında belirtmiştir. (1956).
Bazı psikologlar unutmayı yerine alma ilkesi ile açıklama yerine, renkli resmin zamanla gittikçe rengini kaybetmesi gibi, sinirsel zihin zayıflayıp ortadan kaybolması ile açıklamayı tercih eder (Reitman, 1974). Bu psikologlara göre, içten tekrar, kaybolmaya yüz tutmuş sinirsel izin yeniden kuvvet kazanmasında yol açtığından, hatırlamaya yardımcı olur. Her iki görüşte bu gün modern psikolojide yerini korumaktadır. Hangi görüşün doğru olduğu ile ilgili henüz kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.
Ara – bul – geriye getir (retrieval)
Kısa süreli bellekteki bilgini sürekli farkında olduğumuz için, bizden istendiğinde bilgiyi hemen hiç zaman geçmeden bulup çıkarmak mümkünmüş gibi düşünürüz. Günlük yaşamda, kısa süreli bellekteki bir birimle ilgili sorulan soruya verilen cevabı bulmak için sanki hiç zaman gerekmiyormuş gibi bir izlenim ediniriz. Örneğin yukarıdaki isim listesi verildikten sonra, size “listede Necla ismi var mıydı ?” diye sorarlar, sorunun sorulmasıyla, sizin “evet” yada “hayır” diye cevap verişi arasında hiç zaman geçmiyormuş gibi düşünebilirsiniz. Bu izlenim yanlıştır. Sorulan belirli bir bilgiyi cevaplarken ne kadar zaman harcandığı konusunu denemelerle nasıl incelendiği şimdi kısaca gözden geçirelim.
Sternberg adlı Amerikalı psikolog aşağıdaki yöntemli kısa süreli belleğin ara – bul – geriye getir için ne kadar zaman istediğini araştırmıştır. Her denemede deneğe, bellek listesi adı verilen bir dizi rakam verilmiştir. Bellek listesindeki rakam sayısı 7’den azdır, bu nedenle deneğin rakam dizisini kısa süreli belleğinde tutması sorun olmaz.
Bellek listesi gösterilip kaldırıldıktan bir süre sonra deneğe bir test rakamı verilir ve deneğin bu rakamın bellek listesinde olup olmadığına karar verilmesi istenir. Denek cevabını “evet” yada “hayır” kelimeleri ile belirtir. Test rakamı verilmeden önce bellek dizisi kaldırıldığında, deneğin cevap verebilmesi için, kısa süreli bellekte depoladığı bellek listesi ile test rakamının karşılaştırılması gerekir. Denekler bu tür denemelerde ender olarak hata yaparlar. Araştırmacıların asıl ilgilendiği deneğin karar verme sürecinin hızıdır.
Kısa Süreli Bellek ve Düşünme
Araştırmacılar, kısa süreli belleğin insan düşünme sürecini doğrudan etkilediği kanaatindedirler. Birçok psikoloğa göre, yukarıda örneğini verdiğimiz kısa süreli bellek kapasitesi, insan düşünmesinin de sınırını belirler. Bir arkadaşınız üzerinde şu deneyi yapabilirsiniz: arkadaşınıza şu iki işlemi aynı anda yapmasını isteyin: bir telefon numarasını 2374347 ezberlemeye çalışırken, aynı zamanda (6*13) bir çarpım ilmenin zihinsel olarak yapmaya kalkışsın. Tek tek alındığı zaman gayet kolay olan bu işlemler beraber verildiğinde, her ikisi de kısa süreli bellekte işleneceğinden , kısa süreli belleğin kapasitesini aşar ve birbirlerini çelmeler.
Kümeleme
Günlük yaşamımızda öğreneceğimiz konular, bize ufak ufak birimler halinde verilmez. Öyle anlar vardır ki, uzun birkaç cümleyi hatırlamamız gerekir. Örneğin bir yere nasıl gidileceğini bize söyleyen kimsenin tekrar etmeye zamanı yoktur ve verilen yol tarifini hemen o anda beklememiz zorunludur. Bu durumlar kısa süreli belleğimizin kapasitesini aştığı halde bu tür görevleri belleğimiz, çoğu kere rahatlıkla başarır. Nasıl oluyor da kısa süreli bellek kendi kapasitesini üstünde görevleri kısa süreli bellek başarabiliyor ve öğrenilen malzemeyi uzun süreli belleğe aktarabiliyor ? sorunun cevabını altında kümeleme (clustering) süreci yatar.
Bir bellek deneyinde size şu harf dizisi verilsin ve belleyip hatırlamanız istensin :
İRELZÖG NIRALKUCOÇ
Büyük bir olasılıkla 17 harflik bir dizeyi ezberlemeniz ilk başta olanaklı görünmez. Şimdi diziyi sondan başa doğru okuyun: ÇOCUKLARIN GÖZLERİ. 17 harflik dizi, sizin bildiğiniz iki kelimeye indirgendi. Bu iki kelimeyi tanımakta ve hatırlamakta hiç güçlük çekmezsiniz. Nasıl oldu da harf dizisi iki kelimeye indirgene bildi. Bu soruya verilen cevabın altında Türkçe dilbilgisi kuralları yatar. Türkçe dilbilgisi kuralları uzun süreli bellekte depolanmıştır ; bu bilgi aracılığıyla 17 harflik bir diziyi, iki birimli bir kelime haline dönüştürebildik.
Dilbilgisi gibi aşina olunan, bilinen her düzen, bir kümeleme sistemi oluşturabilir. Bu sistem aracılığıyla bilinmeyen yeni uyarıcılar kümelenebilir. Örneğin, 145319231989 rakamlarının bir okuyuşta ezberlenip ve aynı sırada hatırlanması istense zorluk çekilir, çünkü 12 rakamdan oluşan bu sayı dizisiyle karşı karşıya bulunulmaktadır. Ancak bu dizi şu şekilde görülebilse 1453 (İstanbul’un fethi) 1923 ( Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu), 1989 (seksenlerin son yılı) kümelenerek üç birimlik dizi haline dönüştürülmüş olur. Üç birimlik dizinin öğrenmesi ise çok kolaydır. Bu örnekte daha önceden biline tarihler, yeniden verilen birimleri kümelemek için kullanıldı.
UZUN SÜRELİ BELLEK
Kısa süreli bellek biyofizik, uzun süreli bellek ise biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşir.
30 saniye geçtikten sonra hatırlanan ve her bilgi veya olay uzun süreli bellekten çağrılır. Uzun süreli bellek, kısa süreli bellekten kendisine bilgiyi birkaç dakikadan başlayan ve günlere, haftalara yıllara hatta bir ömür boyuna uzanan sürelerle saklayabilir. Yapılan araştırmalar, dakika ve saat gibi kısa zaman süreleri içinde yapılmıştır. Fakat ayları ve hatta yılları kapsayan birkaç psikolojik araştırma da vardır. Aynı kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli bellekte de kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir süreçlerini inceleyeceğiz.
Kodlama
Dış dünya olaylarını ve insan yaşantısının tüm boyutlarını kapsayan bir kodlama (coding) sistemi insan belleğinin bilgi kaydının temelini oluşturur. Ses, renk, tat, koku, dokunma gibi insan duyu organlarına karşılık olan her uyarıcı türü bellekte kodlanabilir. Sözlü iletişimde anlam en önemli kodlama aracıdır. Yapılan bazı araştırmalar bireylerin, dinledikleri cümleni anlamını kavradıktan sonra kelimeleri unuttuklarını, fakat kelimelerin oluşturduğu cümlenin temelinde yatan anlamını rahatlıkla hatırladıklarını göstermiştir (Sachs, 1967).
İnsan zihni yazılı yada sözlü dil yoluyla gelen uyarıcıların içerdikleri anlamı bulup çıkararak gelen uyarıcıları değil fakat bu uyarıcıların içeriğini oluşturan anlamı bellekte tutar. Bu nedenle, anlamsız bir biçimde bize verilen birbiriyle ilişkisiz kelime çiftleri gibi uyarıcı dizileri anlamlı ilişkiler içine sokulursa belleme kolaylaşır.
Örneğin, öğreneceğiniz kelime dizisindeki kelimelerden biri kavalye olsun. Kelimeyi öğrenirken başka hangi kelimenin söylenişini beziyor diye düşünebilir ve bunlar içinde “sandalye” kelimesinin söylenişine benzediğini keşfedebilirsiniz. Benzetmeyi yaptığınız anda, belirli bir düzeyde ayrıntılara inmiş olursunuz. Kavalye ile “sandalye” kelimeleri arasında bir ilişki kurarak (örneğin sandalye üzerinde oturan kavalye) daha da ayrıntıya girebilirsiniz. Yaşamınızda hiç kavalye olup olmadığınızı düşünerek belirli bir deneyiminizle kelime arasında bir bağlantı kurabilirsiniz böyle bir bağlantı kurduğunuzda daha ayrıntılı bir kodlama yapmış olursunuz.
Depolama ve Ara – Bul – Geriye Getir
Kısa süreli bellekte işlenen bilgi, uzun süreli belleğe aktarılır ve burada depolanır. Hatırlamak istediğimiz bilgiyi aramaya başlarız. Hatırlayabilmemiz için iki koşulun yerine getirilmesi gerekir: (1) Hatırlamak istediğimiz bilginin bellekte depolanmış olması ve (2) depolanmış bilgiye bizi götüren ara – bul – geriye getir ip uçlarının var olmasının var olması gerekir.
Çoğu zaman bilgi bellekte bulunduğu halde ara – bul – geriye getir ip ucunun olmamasın yüzünden bir türlü hatırlayamayız. Bazı gözlemler böyle hatırlayamama olaylarının pek seyrek olamadığını gösterir. Sanki kitaplıkta bir kitabı bulmak için yaptığımız işleme benzer bir durumla karşı karşıyayız. Aradığımız kitabı bulamadığımız zaman şu olasılıklar akla gelir: (1) Aradığımız kitap kitaplıkta yok (2) Kitap var, fakat yanlış yere konuşmuş ; (3) kitabın fişi kaybolmuş, kitabın nerede olduğunu dair ip ucu yok. Aradığımız kitapla ilgili bu olasılıklar, uzun süreli bellekte aradığımız bir bilgi içinde geçerlidir.
Sınavda hatırlayamadığımız bir bilgiyi sınavdan sonra hatırladığımız çok olmuştur. Ayrıca, “dilimin ucunda” olayı da son derece ilginç bir olaydır. Söyleyemediğimiz bir ismi, sanki “dilimin ucunda” tutarız ve bir başkası “av. Celal beyin ismini mi hatırlamaya çalışıyorsun?” diye sorduğunda, gayet kesin olarak , “HAYIR ! başka birinin ismini hatırlamaya çalışıyorum” diyebiliriz. Aradığımız ismi içeren bir liste verilse o adı hemen tanıyabiliriz. Hipnozla ilgili çalışmalarda ilginç sonuçlar vermektedir; günlük bilinç düzeyinde hatırlayamadığı olayları, kişiler hipnoz altında hatırlayabilmektedirler.
Bu gözlemler gösteriyor ki, belirli bir bilgi bellekte olduğu halde, uygun ara – bul – geriye getir ipucu olmadığı için hatırlanamaz. Bilginin bellekte depolanması kadar, uygun ara – bul – geriye getir ipuçlarının bulunması da önemlidir.
Hatırlamayla ilgili yapılan araştırmalar, ara – bul – geriye getir ipuçları kaybolmasının, hatırlayamama olayının en belli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. Şimdi, ara – bul – geriye getir’i kolaylaştıran ya da zorlaştıran nedenlere bir göz atarak bellekle ilgili konumuzu sürdürelim.
Örgütleme ve Bağlam
Hatırlamada iki faktör önemli rol oynar: (1)Örgütleme (organizing) ve (2) bağlam (ilişkiler çerçevesi / context). Bilgini öğrenimi, başka bir deyişle kodlanması sırasında birey bilgiyi istediği şekilde örgütleyebilir. Bilgi örgütlemede kullanılan düzen akla yatkın, evvelden biline bir düzense, hatırlama sırasında ara – bul – geriye getir ip ucu olarak kullanılır.
Size liste halinde verilmiş doğa bilimleri ile ilgili yüzü aşkın bir dizi kavramı öğrenme durumunda olduğunuzu varsayalım. Size anlamlı gelecek biçimde örgütleyerek kavram dizisini öğrenmek istiyorsunuz. Farz edelim ki, en dıştan içe doğru giden bir örgütleme düzeni kullanıyorsunuz: Evrenin yapısıyla ilgili kavramları alıyorsunuz ve bunu yer küresini ilgilendiren kavramlar izliyor. Daha sonra, yer küresindeki canlı ve cansız varlıkları ve cansız varlıkların hareketleriyle ilgili fizik kavramlarını grupluyorsunuz, canlıların yapısıyla ilgili biyoloji kavramlarını ve en sonunda da insan davranışlarıyla ilgili psikoloji kavramlarını da bir kümeye koyuyorsunuz.
Hatırlamayla ilgili deneyler tekrar tekrar göstermiştir ki, örgütlenerek öğrenilen bilgi, hiç örgütlenmeden bellenen iki veya üç kat daha kolay hatırlanır. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi verilen kavram dizisinin size anlamlı gelecek bir biçimde örgütlediğimizde, kavramları hatırlama oranınız yüksek olur.
Bozucu Etkiler
Bir ara – bul – geriye getir ip ucu birden fazla bilgiyle ilişki kurar ve her biri için ara – bul – geriye getir ip ucu olarak işlev görmeye başlarsa, o zaman bozucu etkiler (interference) kendini gösterir ve hatırlamada aksaklıklar ortaya çıkar.
Hatırlamak istediğiniz şeyleri örgütleyerek ara – bul – geriye getir ipucunun verimliliğini arttırabilirsiniz. Örneğin almak istediğiniz şeyleri birbiriyle ilişki haline getirerek bir örgütleme geliştirebilirsiniz. Yazmak ve okuma fiilinin üzerine kurulmuş şöyle bir örgütleme kurabilirsiniz: kalem açacağı, kalemin şerit, yazı makinesinin yazması için ; doğum kartı arkadaşınızın, kitap sizin okumanız için gerekli.
Böyle bir örgütleme yoluyla, sağ parmaktaki yüzük, birbiriyle ilişkisi olmayan dört birim yerine, okuma ve yazma gibi birbiriyle ilişkili iki ara – bul – geriye getir ip ucuyla ilişki haline sokulur. Örgütleyerek bellemenin hatırlamada yararlı olduğunu kanıtlayan çok sayıda araştırma vardır.
Kaynaklar :
Cüceloğlu, Doğan (1999) insan ve davranışı pisikolojinin temel kavramları. S 169-186 Remzi kitabevi, İstanbul.
Popularity: 15% [?]




