Öğrenilmiş ya da baştan
geçmiş bir şeyi zihinde tutma yetisi, hafıza. Beyinde belli bir merkezi
yoktur.Karmaşık bir olgu olduğundan fizyoloji ve psikoloji alanında bu konuya
ilişkin buluşların sonu gelmez. Bellek ile beyin tüm öteki işlevleri arasında
sıkı bir ilişki olduğu bilinir. Gücü kişiden kişiye değişen belleğin bir çok
türü vardır. Kimileri gördüklerini ,kimileri işittiklerini, kimileri
yazdıklarını, kimileri de okuduklarını daha iyi anımsarlar. Ancak, en sağlıklı
anımsananlar, birden çok duyumuzla algıladıklarımızdır. İlerde
gereksineceğimiz şeyleri, bellekte saklamak için gösterdiğimiz çabaya belleme
(ezberleme) denir. Bellekte en sağlam saklanabilen olgular, dikkatimizi en çok
uyandıranlardır. İnsanoğlu öteden beri, belleğin güçlü olmasına önem
vermiştir. Belleği güçlendirmenin en iyi yolu ona güvenmek ve not etmek
yerine, anımsanmak istenilenlerin bellekte tutulmasıdır. Fazla sayıda not,
belge vb biriktiren kimsenin belleğinin günden güne tembelleştiği, zayıfladığı
öne sürülür.
Son yıllarda yapılan,
fizyolojik araştırmalar, belleğin kimyasal temelinin ribonükleik asit (RNA)
olduğunu, bu asidi bozan şeyin, belleği de bozduğunu ortaya çıkardı.
Psikiyatrinin kapsamına giren bellek bozuklukları arasında başlıcaları
şunlardır: Bellek yitimi (amnezi); türlü şokların, saranın ya da isterinin yol
açtığı bellek bozukluğudur. Hasta geçmişte olanları anımsayamazsa da
hastalıktan sonrakileri olağan düzen çerçevesinde saklamayı sürdürebilir.
Bellek karışıklığı (paramnezi); türlü ruhsal bozuklukların yol açtığı bir
bellek hastalığıdır. Hasta anılarının sırasını şaşırır,dün olanı yıllar öncesi
bir anısı ile karıştırabilir. Bundan başka anılara biçim değiştiren türlü
ruhsal etmenlerden de söz etmek gerekir; anımsamak istediğimiz yönde ya da
türlü ruhsal ve toplumsal baskılarla anılar değişebilir. Yakın tarihlerde
saptanan bu bellek özellikleri yüzünden, duruşmalarda görgü tanıklarına
verilen önem azaldı. Bir anının, artık kullanım alanını getirilemez oluşuna
unutma denir. Bu,insan zihninin, işlevini sürdürebilmek için başvurduğu olağan
bir yoldur. Bellekte yeni anıların yer etmeleri, eskilerden bazılarının
otomatik bir seçimle bellekten silinmesini gerektirir. Bu yüzden yaş
ilerledikçe unutma olayı artar. Demek ki eski anılarımız yenilerinin
edinilmesini güçlendirdiği gibi, yenileri de eskilerinin zayıflaması sonucunu
doğurmaktadır.(BÜYÜK ANSİKLOPEDİ/ MİLLİYET syf:722)
İnsanın yaşamı boyunca
karşılaştığı bildirimleri zihnine yerleştirmesi ve daha sonra yeniden
edimleştirip yararlanması olanağını sağlayan genel işlev: iyi ya da kötü bir
belleği olmak.belleğini geliştirmek.zenginleştirmek. Belleğini zorlamak.
Belleğini yitirmek. Bellek bozuklukları.(ansikl. böl. Ruhbil.)
Bağışıklık belleği: ikincil
bağışıklık yanıtında, yani daha önce karşılışılan bir antijenle ikinci kez
karşılaşıldığında, bağışıklıkta etkili bazı hücrelerin daha çabuk, daha yoğun
ve daha etkili yanıt vermesini belirleyen mekanizma.
Elektron. Ve bilş. Verileri
kaydedebilen, saklayabilen ve geri verebilen düzenek.
Değiştirilemez bellek,
bilgiler bir kez depolandıktan sonra değiştirme olanağı vermeyen ve içeriğine
yalnızca okuma sırasında erişilebilen bellek( Bu tip bellek , çoğu kez
ingilizce ROM kısaltmasıyla belirtilir.)
Dış bellek: Bir bilgisayarın
merkezi biriminde yer almayan ve giriş-çıkış kanallarını kullanarak yalnızca
merkezi bellekle veri öbekleri değişimi yapan bellek.
Dinamik bellek: İşletim
sırasında, veri ortamı okuma-yazma organlarına göre devingen olan bellek-
Verileri korumak için dönemsel yenilenme gerektiren tüm devreli bellek.
İç bellek: Bir bilgisayarın
merkezi biriminde yer alan ve bu birimce kumanda edilen bellek.(Bu bellekle
komut yorum ve uygulama organları arasında veri ve komutların değişimi
doğrudan gerçekleşir.)
Kinematik bellek:Yazım ve
okuma işlemlerinde mekanik parçaların devinimini zorunlu kılan bellek türü.
Merkezi
ya da ana bellek: Bilgisayarın işletim organlarına dolaysız aktarılabilen
komutları ya da verileri alabilen ya da bunun tersi bir işleme olanak
verebilen programla adreslenebilir bellek.
Rasgele erişimli bellek:
içeriği okunabile, isteğe göre değiştirilebilen ya da silinebilen bellek.(Bu
tip bellek çoğu kez ingilizce RAM kısaltmasıyla belirtilir.)
Statik bellek: Devingen
mekanik öğelere başvurmadan temel bilgilerin yerleştirilmesine ve çağrılmasına
olanak veren bellek.
Otomatik bilgi işleme
sistemlerinin temelde bilgi işleme, aktarma, yüklenme ve depolama yetileri
taşıması gerekir. Dolayısıyla belleğe aktarma işlevi, her bilişim sistemi ve
her bilgisayar için kaçınılmaz bir olgudur. Teknolojik gelişmeler çok büyük
sığalı,uygun maliyetli ve çok kısa zaman aralıklarında birçok kez yüklenebilen
ve okunabilen belleklerin elde edilmesini sağladı. Bu bellekler genellikle
elektronik ya da mağnetiktir. Doğrudan erişimli bellekler, bilgisayarların
merkezi belleklerini oluşturur. Bunların ayırt edici özelliği,erişim
hızlarıdır.(birkaç mikrosaniyelik ya da daha kısa sürer.) Sığaları,
maliyetlerine bağlıdır ve çoğu kez birkaç yüz bin sözcükle sınırlanır; ama bu
sığa mikrobilgisayarlarla daha da küçülebilir.Bilgisayarın merkezi belleği
işletim sisteminin bir bölümünü yardımcı bellekte bırakılır. Bu ana bellekler
bazen manyetik çekirdeklerden oluşturulur, ama genellikle yarı iletken
elektronik devrelerden yararlanılır. Yardımcı bellekler, yürütülen işlemler
gerekli olmayan bilgileri depolamaya yarar. Bunlar, genellikle dinamik bir
ortam(disk ya da şerit)kullanan manyetik belleklerdir.