<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsan Belleği - Hafıza-i Beşer</title>
	<atom:link href="http://www.bellek.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bellek.net</link>
	<description>Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Mar 2010 03:48:52 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İnsan Belleği</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 03:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[geri getirme]]></category>
		<category><![CDATA[kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarlama]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli bellek]]></category>
		<category><![CDATA[yürütücü biliş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[İNSAN BELLEĞİ
Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve geri getirme gibi bilişsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İNSAN BELLEĞİ</p>
<p>Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve geri getirme gibi bilişsel süreçleri incelerler.<span id="more-28"></span></p>
<p>Öğrenmeyi bilişsel açıdan inceleyen kuramlardan biri olan bilgiyi işleme kuramı, insan öğrenmesinde öğrenme sürecini bilgisayara benzetmektedir. İnsan zihni bilgiyi alır, işler, biçim ve içeriğini değiştirir, depolar, gerektiği zaman geri getirir ve tepkiler üretir. Bir başka söylemle, süreç bilgiyi bir araya getirir, kodlar, bilgiyi korur ya da depolar ve gerektiği zaman geri getirir. Tüm süreç bilgisayarda &#8220;program&#8221; bireylerde ise &#8220;yürütücü kontrol&#8221; tarafından denetlenmektedir (Woolfolk,1997).</p>
<p>Bilgisayar, yapılması çok güç durumlarda üstün performans gösterir ve karmaşık problemleri büyük bir hızla çözer. Ancak insanın zihinsel yetenekleri bilgisayardan çok daha yetkindir. Örneğin; küçük bir çocuk, karşısındaki insanın duygularını anlayabilir ya da bir yetişkin daha önce hiç karşılaşmadığı bir problemi çözebilir. Bilgisayarların yetkin bellekleri ve büyük hızları olmasına karşın, insan zihninin bilgiyi anlama ve işleme yeteneğine ulaşması pek olası görünmemektedir (Slavin,1988 ).</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı temel olarak şu dört soruyu yanıtlamaya çalışır (Senemoğlu,1997; 270 ):</p>
<p>1. Yeni bilgi dışardan nasıl alınmaktadır?.</p>
<p>2. Alınan yeni bilgi nasıl işlenmektedir?.</p>
<p>3. Bilgi uzun süreli nasıl depolanmaktadır?.</p>
<p>4. Depolanan bilgi nasıl geriye getirilip hatırlanmaktadır ?.</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı iki temel öğe üzerinde durmaktadır. Birincisi üç yapıdan oluşur; duyusal kayıt, kısa süreli bellek / çalışan bellek ve uzun süreli bellektir. İkincisi ise bilişsel süreçleri içerir. Bunlar içsel, zihinsel eylemlerdir ve bilginin bir yapıdan diğerine geçişini sağlarlar.</p>
<p>Birey her an çevresinden gelen uyarıcıların etkisi altındadır. Rüzgarın sesi, güneşin pırıltısı, egzoz dumanı, çiçeğin kokusu, yemeğin tadı gibi. Derslikte bir öğrenciyi düşünürsek, öğretmenin sesi, tepegöz saydamından tahtaya yansıyan yazılar, kitaptaki şema ve yazılar, diğer öğrencilerin fısıltıları, dışarıdan gelen sesler, sandalyeden gelen uyarıcı onu bombardımana tutar. Başka bir söylemle, dünya bilgi doludur. Sesler, kokular, tatlar, şekiller, sözcükler ve müzikle. Tüm bu uyarıcılar bilgiyi işleme sürecini başlatır.</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramının birinci adımı bireyin duyu organları yolu ile çevreden gelen uyarıcıları alması ile başlar. Duyusal kayıda gelen bilgilerin çoğu atılır ve bir kısmı da çok kısa bir süre tutularak algılanır ve tanınır. Duyular dikkat ve algı süreçleri aracılığı ile kısa süreli belleğe geçirilir. Depolama yetikliği çok sınırlı olan kısa süreli bellek aynı zamanda çalışan bellektir. Çünkü burada bilgi etkindir ve işlenir. Bilgi bazı süreçlerin yardımı ile uzun süreli belleğe geçer. Kimi psikologlar bilginin uzun süreli bellekte asla kaybolmadığına inanarak, geri getirilememesinin bilginin yanlış yerleştirilmesine bağlamaktadırlar (Woolfolk, 1993). Bilgi, gereksinim olduğunda uzun süreli bellekten araştırılır ve geri getirilir. Bu işlem bazen bilinçli olarak yapılır, bazen de otomatik olarak.</p>
<p>Uzun süreli bellekteki bilgi, kısa süreli bellekten gelen bilgi ile birleşir. E.Gagne (1985) uzun süreli belleği, çalışan belleğin tezgahında bir görevi tamamlayarak hazır hale getirilen, araç-gereçlerle dolu çok büyük bir rafa benzetmektedir. Raf (uzun süreli bellek ) inanılmaz boyutta olduğu için aranılanı hızla bulmak zor olabilir. Tezgah (çalışan bellek) küçük olmasına karşın herhangi bir şey hemen oradadır, ancak tezgah dolduğu zaman bilgi kaybolur (Akt: Woolfolk, 1993 ). Sistemin son elemanı yürütücü kontroldür. Yürütücü kontrol tüm sisteme rehberlik ve yönetim görevini yüklenmiştir.</p>
<p>2. BELLEK TÜRLERİ</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramına göre üç tür bellek vardır. Bunlar ; (1) duyusal kayıt, (2) kısa süreli bellek,       (3) uzun süreli bellek.</p>
<p>2.1. Duyusal Kayıt:</p>
<p>Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıda gelirler. Duyusal kayıdın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısmı alınır ve kısa süreli belleğe gönderilir.</p>
<p>Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi fark ederiz. Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsarız. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız. Bu durumlar, duyu girdisinin duyusal kayıtta çok kısa kaldığını göstermektedir (Lindsay ve Norman, 1977).</p>
<p>Duyusal kayıdın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi, kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler (Gage ve Berliner, 1988; McCown ve Roop, 1992).</p>
<p>Moates ve Schumacher (1980) ise, duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dört saniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyarıcının tam bir kopyasının tutulduğu bilgi deposu olduğunu savunmuşlardır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992). Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu, sınırsız kapasitesi ile bilginin çok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.</p>
<p>Duyusal kayıdın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu. Duyusal kayıdın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolacaktır.</p>
<p>2.2. Kısa Süreli Bellek</p>
<p>Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi, sistemin ikinci öğesi olan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır. Miller (1956) kısa süreli belleğin kapasitesinin yaklaşık 7?2 birimlik bilgi olduğunu belirtmektedir (Akt; Tuckman, 1991;116). Ancak bireyler her birimin büyüklüğünü artırarak kapasiteyi fazlalaştırabilirler. Gruplama (chunking) adı verilen bu işlemle kısa süreli belleğin sınırlılığı artırılır. Örneğin; 5 7 2 8 9 1 0 olan 7 birimlik bir sayı dizisi 57 28 9 10 olarak gruplanırsa 4 birim haline gelir. Ancak bir birimde bulunması gerekli bilgi miktarı ne büyüklükte olmalıdır sorusu henüz yanıtlanmamıştır (Senemoğlu, 1997; 275).</p>
<p>Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir (Woolfolk, 1993; McCrow ve Roop, 1992; Slavin, 1988). Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması, bilgi üzerinde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanır. Kısa süreli bellekte zihinsel tekrarın (rehearsal) öğrenmede önemi büyüktür. Kısa süreli bellekte kalan bilgi tekrar yoluyla büyük bir olasılıkla uzun süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle geçiş yaptırılamayan bilgi yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kaybolur. Özetle, daha fazla bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için; (1) gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, (2) zihinsel tekrar gerekir.</p>
<p>Kısa süreli belleğe bilgi, duyusal kayıt ve uzun süreli bellekten gelir. Genellikle her ikisi aynı anda olur. Örneğin; birey bir kuş ile karşılaştığında, kuşun imgesi kısa süreli belleğe geçer, aynı anda uzun süreli bellekten kuşlara ilişkin bilgi araştırılır ve kuşun hangi tür olduğu belirlenir. Kısaca,tanımlama aynı anda gelir, çünkü, kuşa ilişkin tüm bilgiler uzun süreli bellekte depolanmıştır (Slavin, 1988; 150).</p>
<p>Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır. Birincisi, bilgiyi kısa süre için de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi de, zihinsel işlemlerin yapılmasıdır. Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır (Eggen ve Kauchak, 1992 ). Kısa süreli belleğe gelen bilgi; (a) bireye gerekli değilse unutulur, (b) bilgiyi korumak için tekrar edilir, (c) tekrar edilerek, kodlanarak ya da uzun süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek bilgi işlenir.</p>
<p>Uyarıcı saldırısı altında kalan birey birçok işlerde otomatik hale gelerek problemlerini kolaylıkla çözebilir. Otomatiklikle bireyler hızlı, güç harcamadan, özerk, tutarlı, uygun ve özgür olarak bir işi yerine getirirken, çalışan belleğin bir başka durumla çalışmasına izin verirler. Yürürken konuşma ve dinleme gibi. Matematikte temel işlemler, sözcük dağarcığı, yabancı dil bilgisi diğer görevlerin uygun olarak yerine gelmesini sağlarlar. Otomatik işlemler uzun süreli bellekten gelir. Eğer otomatiklik başarılı değilse öğrenciler problem çözme ya da yazma gibi karmaşık işlemleri yerine getirirken yetersiz kalırlar ve daha fazla bilişsel güç harcarlar (Samuel, 1981; Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 313 ).</p>
<p>2.3. Uzun Süreli Bellek</p>
<p>Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. Ashcraft (1989) uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır, bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 314 ).</p>
<p>Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve miktarda (Woolfolk, 1993) depolar ve asla unutmayız (Slavin, 1988). Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. Anderson (1990) iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtmektedir (Akt; Woolfolk, 1993). Slavin (1988) ise uzun süreli bellekte bilgilerin asla unutulmadığını, bireyin bilgiyi bulma yeteneğini kaybettiğini söylemektedir.</p>
<p>Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi (McGrow ve Roop, 1992). Özetle uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir (Slavin, 1988). Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.</p>
<p>Kimi kuramcılar, uzun süreli belleği anısal bellek (episodic memory) ve anlamsal bellek (semantic memory) olarak iki temel bölümden oluştuğunu ileri sürerken, kimi kuramcılar da bunlara işlemsel belleği (procedure memory) eklemektedirler.</p>
<p>Anısal bellek, kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal bellektedir. Ashcraft (1989) anısal belleği öz yaşamsal bellek olarak adlandırmaktadır. Yaşamımızda başımızdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 315). Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travma tik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.</p>
<p>Anlamsal bellek uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. Paivio (1971) anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.</p>
<p>Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları (propositional networks) ve şemalar biçiminde depolanır. Önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır (Woolfolk, 1993; Eggen ve Kauchak, 1992).Önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarını yönlendirir ve kullanır.</p>
<p>İşlemsel bellek, belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparlar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür (Woolfolk, 1993).</p>
<p>3. BİLİŞSEL SÜREÇLER</p>
<p>3.1. Bilginin Duyusal Kayıttan Kısa Süreli Belleğe Aktarılmasını Sağlayan Süreçler</p>
<p>3.1.1. Dikkat</p>
<p>Uyarıcı ya da uyarıcılara tepkiye yönelmedir. &#8220;Algının aktif ve seçici bir yanı olup, kişinin belli bir uyarıcı ya da uyarıcı durumunu algılamasında etkin hazırlık ve yönelmelerden kuruludur&#8221; (Koptagel, 1984; 238). Başka bir söylemle, dikkat, hangi bilginin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler, Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur.</p>
<p>Birey içten ve çevreden gelen uyarıcıların bir kısmına bilinçli olarak, bir kısmına ise hiç bir çaba sarf etmeden, kendiliğinden ayırdına varır (Baymur, 1984). Başka bir söylemle, dikkat seçici ve kendiliğinden olabilmektedir. Seçici dikkat bireyin denetimi altındadır. Bireyler, çevrede belirli bilgi kaynaklarına, bilişsel güçlerini yöneltme yeteneğine sahiptirler (McCrow ve Roop, 1992). Etkili öğrenme, bireyin seçicilik yeteneğine dayanır.</p>
<p>3.1.2. Algı</p>
<p>Duyusal bilginin yorumlanması ya da anlamlandırılması işlemidir. Bir uyaranın anlamlandırılabilmesi için öncelikle bireyin, o uyaranla ilgili bilgilerinin olması gerekir. Eğer birey karşılaştığı uyarana ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilse, uyarıcıya anlam vermesi olanaksızdır. Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.</p>
<p>Algıyı etkileyen bir başka etken de beklentilerdir. Örneğin; öğrenciler çalışacakları materyalin zor olduğunu düşünüyorlarsa, materyali büyük bir olasılıkla zor bulacaklardır. Beklentiler bir olay ya da objeye hazır olmayı etkiler. Algılama &#8220;bireyin zihinsel kuruluşu, geçmiş yaşantıları, güdülenmişlik düzeyi ve pek çok başka içsel faktörlerden etkilenir&#8221; (Senemoğlu, 1997; 297). Bu durumda dikkat ve algı süreçleriyle kısa süreli belleğe giren bilgi, gerçeğin aynısı değildir, bireyin öznel bilgileri, gerçeği yorumlamadaki beklentileriyle algılanan kendi gerçeğidir ( Eggen ve Kauchak, 1992; Koptagel, 1984).</p>
<p>3.2. Kısa Süreli Bellekte Bilgiyi Saklama Süreçleri</p>
<p>Kısa süreli bellekte bilgiyi saklama sürekli tekrar (maintenance rehearsal) ve gruplama (chunking) ile olanaklıdır. Kısa süreli belleğin zaman sınırlılığı sürekli tekrar, kapasitesi ise gruplama yapılarak artırılabilir.</p>
<p>3.3. Bilginin Uzun Süreli Belleğe Aktarılmasında Kullanılan Süreçler</p>
<p>3.3.1. Açık ve örtük tekrar</p>
<p>Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa uzun süreli belleğe geçer. Örneğin;öğrenciler tekrar yolu ile ülkelerin başkentlerinin adlarını, sözcüklerin söylenişini tekrarla öğrenirler. Berk (1989)&#8217;e göre, tekrar bilginin uzun süreli belleğe geçişinde çocukların kullandığı ilk bellek stratejisidir.</p>
<p>Tekrar iki biçimde;sesli ve zihinde yapılır. Tekrar sürecinde bireyin rolü önemlidir. Şöyle ki, tekrar süreci ile öğrenen birey pasif değil, etkin olmalıdır. Ayrıca aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir. Aralıklı tekrarın uzun süreli bellekte tutulma olasılığı daha yüksektir. Bir başka söylemle, aralıklı tekrar uzun süreli bellekten geri getirmeyi kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>3.3.2. Kodlama</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramında en önemli süreç kodlamadır. Kodlama olmadan çevreden gelen bilginin çoğu geçici olarak depolanır. Kodlama, uzun süreli bellekte varolan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir.</p>
<p>Uzun süreli bellekte bulunan şemalara yeni gelen bilginin eklenmesi ve varolan şemanın yeniden düzenlenerek bağlanması öğrenme sürecinde önemlidir. Ancak kodlamanın etkili olması gerekir. Kodlamanın etkili olması ise anlamlandırma ile olanaklıdır. Anlamlılık, uzun süreli bellekteki bir düşünce ve diğer düşünceler arasında mümkün olduğunca bağlantılar, ilişkiler kurmakla gerçekleşir.</p>
<p>Bilginin anlamlılığını artırarak kodlama sürecini zenginleştirmede dört temel öğe vardır (Eggen ve Kauchak, 1992): 1. Etkinlik, 2. Örgütleme, 3. Eklemleme, 4. Bellek destekleyici ipuçları.</p>
<p>1. Etkinlik; öğrenen kişinin etkin olmasıdır. Bilgiyi işleme kuramına göre, birey bilginin pasif bir alıcısı değil, kendi öğrenme sorumluluğunu taşıyan etkin bir kişidir. Birey, bilgiyi bir sünger gibi içine çekmez, onun yerine uzun süreli belleğinde depolamak için bilgiyi düzenler ve yapılandırır.</p>
<p>2. Örgütleme; düzenleme ya da bilgiyi gruplama, tutarlı yapılar oluşturma, kodlamaya yardım eden önemli bir süreçtir. Örgütleme, geniş ya da karmaşık bilgiler için öğrenme ve anımsamayı kolaylaştırıcı bir süreç olarak işlev görür. Yapıda yer alan bir kavram hem genel açıklamaları hem de belirli örnekleri öğrenme ve anımsamada bireye yardımcı olur (Woolfolk, 1993).</p>
<p>Bir okuma materyalini örgütleme, okuyucunun bölüm ve alt bölümlerini yeniden düzenlemesidir. Örgütlemenin bir başka özelliği de parça, bölüm ya da başlıkların aşamalı bir ilişkiyi içermesidir. Küçük parçalar bütün ile uyumludur ve birlikte büyük parçayı oluştururlar (Tuckman, 1991).</p>
<p>3. Eklemleme; bilginin uzun süreli belleğe yerleştirilmesinde en etkili strateji olan eklemleme, bilgi birimleri arasında ilişkiyi ve anlamdır mayı artırma sürecidir (McCrow ve Roop, 1992; Eegen ve Kauchak, 1992). Weinstein ve Mayer (1986) eklemlemeyi yeni materyalle daha tanıdık, bilinen materyal arasında ilişki kurma olarak tanımlamaktadırlar. Eklemleme uzun süreli bellekte varolan şemaya yeni bilgi ilişkilendirildiğinde oluşur. Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye anlam verilir, hem de mevcut şemanın anlamı artırılır.</p>
<p>4. Bellek Destekleyici İpuçları (Mnemonic Devices); örgütleme ve eklemleme etkili kodlama stratejileridir. Ancak tüm bilgiler bu stratejileri kullanmaya uygun olmayabilir. Örneğin; bilgi tek ya da yenidir, böylece eklemleme yapılamayabilir. Böyle durumlarda bilgiyi uzun süreli belleğe yerleştirmek için bellek destekleyici ipuçları kullanılır.</p>
<p>Bellek destekleyici ipuçları, içerikle doğal olarak varolmayan ilişkileri kurarak kodlamaya yardımcı olurlar. Bir başka söylemle doğal bağlantının varolmadığı durumlarda, çağrışımlar oluşturarak bağlantı yaratırlar. Bellek destekleyici ipuçları iki biçimde sınıflandırılır. Birincisi, imajlar kullanmak, ikincisi ise sözel sembollerdir. İmajların kullanıldığı bellek destekleyici ipuçlarında bilgi, bilişsel resimler içine kodlanır. Sözel semboller kullanmada ise yeni bilgi ile daha anlamlı sözel yapılar arasında bağlar oluşturulur.</p>
<p>4. GERİ GETİRME VE UNUTMA</p>
<p>Öğrenme sürecinde ön bilginin geri getirilmesi öğrenme düzeyini etkiler. Çünkü yeni bilgiler ön bilgi ile ilişkilendirilirse anlamlı hale gelir. Öğrenme hem sunulana hem de buna uyum sağlayan mevcut bilgiye bağlıdır. Böylece geri getirilip kullanılan varolan bilgi birimi öğrenileni etkileyebilir. Örneğin; bir öğrenci yeni bir programlama dilini öğrenirken hesap makinelerinin nasıl çalıştığına ilişkin ön bilgiyi geri getirecektir (Mayer, 1988; 16).</p>
<p>Doğru kodlanmış bilgiler, bireyde mevcut şemalarda ilişkilendirilmiş ise, anımsama daha kolay olmaktadır. Şöyle ki, bilginin başlangıçta iyi eklemlenmesi, çok sayıda ilişki kurulması, iyi örgütlenmesi onun geri getirilmesini kolaylaştıracaktır (McCrow ve Roop, 1992; Koptagel, 1984; Erden ve Akman, 1995; Eggen ve Kacuhak, 1992). Geri getirme uzun süreli bellekten, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.</p>
<p>Ashcraft (1989)&#8217;a göre, uzun süreli bellekte gerçekte unutma yoktur. Unutma geri getirmede başarısızlıktır. Araştırmalar, uzun süreli belleğin depolama kapasitesinin sınırsız olduğunu göstermektedir. Başka bir söylemle, saklama problem değildir, bireyler bilgiyi unutmazlar. Problem geri getirmededir, uzun süreli belleğe bilginin yerleştirilmesinde ve kısa süreli bellekte dikkatin odaklaştırarak geri getirmededir (Gage ve Berliner, 1988; 288).</p>
<p>Kimi psikologlar, unutmayı beyin ve sinir sistemindeki izlerin zamanla aşınıp kaybolmasından ileri geldiğini, kullanılmayan, yinelenmeyen bilginin, nöronlar arasındaki bağın ortadan kalkması ya da zayıflamasıyla yok olduğunu ileri sürmektedirler (Baymur, 1985). Bu durum manyetik banda kayıtlı ses ya da görüntüye benzetilmektedir. Bilgi sinir sistemine kayıtlıdır, manyetik bandtaki kayıtların zamanla silinmesi gibi, bilgiler de sinir sisteminde zamanla zayıflamaktadır (Cüceloğlu, 1991; Woolfolks, 1993).</p>
<p>Anımsamada önemli bir etmen, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır. Bilgiyi korumada yetenekli öğrenciler, ortalama yetenekli ve düşük yetenekli öğrencilerden daha iyidirler. Bu ayrılıklar öğrencilerin öğrenim başında öğrenme düzeyleri aynı olduğunda ortaya çıkar (Gage ve Berliner, 1988).</p>
<p>Bireyin tutumu da anımsamada rol oynamaktadır. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır (Koptagel, 1984). Freud, bazen kasıtlı olarak belli bilgi ya da yaşantıları unuttuğumuzu ya da bastırdığımızı söyler. Ancak bu neden acı veren yaşantıları unuturken, tarafsız (nötr) olanları unutmadığımızı açıklamamaktadır( Woolfolk, 1993). Genellikle hoşnutluk duygusu uyandıranların iyi, acı yaşantıların az hatırlandığı, bireyin kayıtsız kaldığı durumların ise çabuk unutulduğu kabul edilir (Kotagel, 1984; Baymur, 1984; Selçuk, 1996).</p>
<p>Unutma ile ilgili görüşlerden biri de karışma kavramı ile ilgilidir. Karışma, bir öğrenme durumunda önceden öğrenilenlerin ya da yeni öğrenilenlerin öğrenmeyi bozmasıdır. Yeni öğrenilenlerin önceki öğrenilenleri bozduğunda ortaya çıkan duruma, geriye ket vurma (retroacive interference) adı verilir. Bu durumun tam tersi, önceki öğrenilen bilgilerin daha sonra öğrenilenleri engellemesi de ileriye ket vurma (proactive interference) dır (Eggen ve Kauchak, 1992; Senemoğlu, 1997; Koptagel, 1984; Baymur, 1984).</p>
<p>5. YÜRÜTÜCÜ BİLİŞ</p>
<p>Birçok bilişsel psikolog bazı bireylerin neden diğerlerinden daha fazla öğrendiği ve öğrendiklerini anımsadığı sorusunu yanıtlamaya çalışmaktadır. Sorunun yanıtı yürütücü kontrol (executive control) sürecinde yatmaktadır. Yürütücü kontrol bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.</p>
<p>Yürütücü kontrol sistemi bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetlemektedir. Bunlardan birincisi güdüsel süreçlerle ilgilidir. Güdüsel süreçler bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu elde etmeyi amaçlaması gibi birey tarafından bilinçli olarak denetlenebilen durumlardır. İkincisi ise, bilgiyi işleme ile ilgili tüm süreçlerdir (Senemoğlu, 1997).</p>
<p>Yürütücü biliş (metacognition), bilişe ilişkin bilgidir. Yürütücü biliş öğrenenlerin benimsedikleri belli öğrenme stratejilerini kullanma yetenekleri ve kendi düşüncelerine ilişkin düşünmeleridir (Arends, 1997). Flavell (1985)&#8217;e göre yürütücü biliş, bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin ayırtında olmasıdır. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkında lığıdır.</p>
<p>McCrow ve Roop (1992) yürütücü bilişin iki işlevi olduğunu öne sürmektedirler. Birincisi koşullu bilginin uygulanmasıdır. Örneğin, okulda öğrenilenlerin evde uygulanması gibi. İkincisi ise, düşünme sürecini değerlendirme ve yönetmektir. Yürütücü bilişli bir öğrenci, düşünme biçiminin ayırtındadır, nasıl çalışacağına karar verirken yalnızca materyali öğrenmeye odaklanmaz, aynı zamanda bilişsel güç ve zayıflıklarının da farkındadır.</p>
<p>Yürütücü biliş, bireylere öğrenme durumlarında öğrenip öğrenmediklerini sınamalarına yardımcı olur. Eğer öğrenme gerçekleşmezse yürütücü biliş, duruma uygun doğru süreçleri işe koşar. Özetleme, eklemleme, şema tize etme, düzenleme gibi. Yürütücü biliş, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini sürekli izler.</p>
<p>Bireyler yürütücü biliş yetenekleri açısından ayrılırlar ve bu ayrılık gelişme sürecinde ortaya çıkar. Yürütücü biliş yetenekleri, 5-7 yaşlarından gelişmeye başlar ve okul yılları süresince gelişir. Yürütücü biliş yeteneklerinde bireyler arası ayrılıklar, biyolojik ve yaşantı farklılığı nedeniyle oluşmaktadır. Ancak, yürütücü biliş becerilerinin kazanılmasında öğretimin etkisi, olgunlaşmanın etkisinden daha fazladır (Gage ve Berliner, 1988).</p>
<p>1.KISA SÜRELİ BELLEK</p>
<p>Kısa süreli belleğin birkaç şekli vardır. Anlık diyebileceğimiz kısa süreli belleğe örnek olarak görsel olaylarla ilgili resimsel bellekten söz edebiliriz. Bu bellek şeklinde görsel uyarıları izleyen ard-hayaller vardır. Kişi bir cisme bir süre baktıktan sonra o cisim görme alanından çıkarılsa bile, bir süre daha bu cismin hayali gözünün önünden silinmez ve kişi bazı ek ayrıntıların farkına varır; sanki görmeye devam eder. Ancak, bu belleğin süresi çok kısa olup çoğunlukla bir saniyeden azdır. Süreyi uzatmak için, görsel uyarının parlaklığını arttırmak ya da bakma süresini çoğaltmak gerekir. Anlık görsel belleği sağlayan mekanizma gözün sinir tabakası nöronlarındaki fiziksel değişimlerdir.</p>
<p>Biraz daha uzun süren kısa süreli bellek, sinir hücreleri arasındaki uyarıcı devrelerde bir süre devam edip giden elektriksel aktivite aracılığı ile gerçekleşir. Kapalı devreler şeklinde olan ve uyarıcı tepki oluşturan nöron zincirlerinde sinir akımları tekrar tekrar dolaşır (ongoing neuronal activity) ve bu kapalı devrelerde akım dolaştıkça, o şey anımsanır. Akım tükenince o şey unutulur. İngiliz ruh bilimci Alan Baddeley bu belleği çalışma belleği olarak adlandırmaktadır. Bu bellek türü için verilebilecek tipik bir örnek, yeni öğrenilmiş yedi rakamlı bir telefon numarasını anımsayabilmektir. Kısa süreli belleğin ortalama kapasitesi de yedi birimliktir (5 – 9).</p>
<p>Yani kısa süreli bellek beyne iletilen bilgilerin giriş bölümünde, bir tampon görevini yerine getirmektedir. Alınan bilgiler (görüntü, sözcük veya sayısal bilgi) ilk önce kısa süreli bellekte işleme tabi tutularak gerektiğinde uzun süreli belleğe iletilmektedir.</p>
<p>2.UZUN SÜRELİ BELLEK</p>
<p>Uzun süreli bellek, kısa süreli bellekteki nöron zincirlerinde akan elektriksel aktivite gibi dinamik olaylara bağlı değildir. Çünkü böyle olsaydı nöronal aktivite geçici olarak durdurulduğunda, belleğin de tümüyle silinmesi gerekirdi. Örneğin, derin bir anestezi verildiğinde, beyine az oksijen gittiğinde ya da beyin soğutulduğunda kişinin geçmişini tümüyle unutması gerekirdi. Fakat bu durumlarda yalnız kısa süreli bellek bozulmakta, uzun süreli bellek ise sağlam kalmaktadır. Bu bakımdan uzun süreli belleğin, dinamik değil, plastik değişiklikler sonucu oluştuğunu düşünmek daha doğrudur.</p>
<p>Plastik belleğin temelini koşullu ya da koşulsuz reflekslerden gelen sinyallerle değişebilen protein molekülleri oluşturur. Böylece beyinde moleküllerden oluşmuş bir dilin ya da gramerin varlığından söz edilebilir. Yeni protein molekülleri sadece uyarılar (öğrenme) ile oluşmaz, kalıtsal olarak da oluşur. Bir bakıma canlılar kalıtsal olarak eğitilirler. Kalıtsal eğitim kusurlu olduğunda, akıl hastalıklarından ve davranış bozukluklarından söz ederiz.</p>
<p>Moleküler düzeydeki değişiklikler dışında uzun süreli belleğin gelişmesi için nöronlarda şekilsel değişiklikler de oluşmaktadır. Bilindiği gibi, bir sinir hücresinden diğer sinir hücresine kimyasal ve bunun sonucu olarak da elektriksel uyarıların geçtiği kısımlara sinaps denir. Öğrenme nöronlar arasındaki sinapsların sayısında artma; unutma ise sinaps sayısında azalma yapmaktadır.</p>
<p>BİLİŞSEL ÖĞRENME YAKLAŞIMI</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı anlamalı sözel öğrenmede içsel, bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya odaklaşmıştır. Bu kuram iki temel öge üzerinde durur. Bunları duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli belleği içeren yapılar ve kodlama, tekrarlama, geri getirme gibi bilişsel süreçlerdir.</p>
<p>Çevre bilgi işleme sisteminde girdi kaynağıdır. Görme, işitme, koklama, tatma ve hissetme gibi alıcılar duyusal sistemlerdir. Bunlar, çevre ve organizma arasında fiziksel işbirliği sağlarlar. Bilgi alıcılardan duyusal kayıda girer, uyarıcı kısa bir an için depolanır. Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri ile alınan bilgi kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli bellek veya çalışan bellek 7±2 birimlik bilgiyi ortalama 20-30 saniye tutar. Kısa süreli belleğin kapasitesi ve süresi gruplama ve tekrar süreçleri ile artırılır. Bilgi kısa süreli bellekte işlenerek uzun süreli belleğe geçirilir. İşlenmeyen bilgi kaybolur.</p>
<p>Uzun süreli belleğe ulaşan bilgi anısal, kavramsal ve işlemsel bellekte depolanır. Bilgi uzun süreli bellekten geri getirme süreçleri yoluyla kısa süreli belleğe getirilir. Kısa süreli bellekten tepki üreticilere gönderilen bilgi buradan vericilere gider ve böylece birey performans gösterir.</p>
<p>Tüm bu süreçlere yürütücü kontrol tarafından rehberlik ve kontrol sağlanır. Bu çalışma, son yıllarda giderek önem kazanan bilişsel öğrenme yaklaşımlarından bilgiyi işleme kuramını incelemeyi amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler; DUYUSAL KAYIT, KISA-SÜRELİ BELLEK, uzun-süreli bellek, unutma, geri getirme, yürütücü biliş.</p>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=28&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bellek Sorunları</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-sorunlari/bellek-sorunlari/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-sorunlari/bellek-sorunlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 21:27:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[bastırma]]></category>
		<category><![CDATA[hatırlayamama]]></category>
		<category><![CDATA[sönme]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=23</guid>
		<description><![CDATA[Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel Schacterin 2001 Mayıs ayında Psycology Today adlı dergide bulunan ve Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda Seven Sins Of Memory başlığı altında yer alan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hatırlama ve unutmaya yönelik elde edilen bulgular bu konunun tarihsel süreci içersinde çeşitlilik göstermektedir. En son bulgulardan olan Daniel Schacterin 2001 Mayıs ayında Psycology Today adlı dergide bulunan ve Internet üzerinden yayınlanan makalesinde yer alan, bu konuda yazdığı kitabın özet niteliğinde olan bu çalışmanın sonuçlarına baktığımızda Seven Sins Of Memory başlığı altında yer alan bu makalede hafıza ile ilgili öne sürülen yedi sorun şöyle özetlenebilir (Metin İngilizce olduğundan dolayı kavramlar İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.):<span id="more-23"></span></p>
<p>1.Dalgınlık(Absentmindedness): Dikkat ve hafıza arasında yaşanan bir sorundur. Hatırlamamız gereken şey üzerinde yogunlaşilmamasindan kaynaklanır. Örnek olarak anahtarları yanlış yere koyma, randevu unutma verilebilir.</p>
<p>2.Geçicilik(Transience): Zamanla hafızanın zayıflaması ya da kaybolması olarak tanımlanabilir. Zaten hafıza problemlerinin temel özelliği de budur.</p>
<p>3.Engelleme(Blocking): Hatırlanmaya çalışılan bilginin engellenmesidir. Yüz ile ad eşleştirmemesi yapamamak , bir bilgiyi günler sonra hatırlamak bu hafıza sorununa örnek olarak verilebilir.</p>
<p>4.yanlış adlandırma(Misattribution): Hafızayı yanlış kaynağa yönlendirme, gerçekle hayal kurulan şeyi karıştırma, arkadaşının söylediğini zannettiği şeyi aslında gazetede okumuş olma gibi.</p>
<p>5.Telkin (Suggestibility): Soru yorum ya da tekliflere telkinle bir kişinin geçmişi hatırlamaya çalışırken kafasına bir şeyler sokmak.</p>
<p>6.Yönlendirme(Bias): Şu anki bilgi ve inançların, geçmişin hatırlanması üzerindeki etkisi. Bu durumda geçmiş gözden geçirilir ve yeniden yazılır.</p>
<p>7.Israrcılık(Persistence): Unutmayı istediğimiz şeyin unutulamaması, akla gelinmesi istenmediği halde akıla gelmesi. Örneğin işte yapılan bir gaf, önemli bir sınavda alınan bir sonuç bu guruba girmektedir.</p>
<p>Sinir dilbilimdeki gelişmeler beynin nasıl öğrendiğini ve hatırladığını görmeye imkan sağlamaktadır.Bu da yedi sorunu açıklamakta yardımcı olmaktadır.Ayrıca bu çalışmalar hafızada bir başarısızlık /hata meydana geldiğinde kafamızın içinde neler olduğunu görmemizi sağlamaktadır.</p>
<p>HATIRLAMA ve UNUTMA</p>
<p>Neden Unuturuz?</p>
<p>EKte verilen ders kitabı hakkında yukarıda yapılan açıklamada da belirtildiği gibi hatırlama ve unutmaya yönelik özel durumlar yer almakta ve hafıza konusu içersinde ayrı olarak değerlendirilmeleri gerekmektedir. Bu doğrultuda Doç Dr. Hasan Bacanlının (2001:227) kitabında yer verdiği üzere unutmanın nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür:</p>
<p>1.Kullanılmayan bilgiler unutulur.</p>
<p>2.Örgütlenmemiş bilgilerin iyi yerleşmemesi ( Piagete göre dengelenmenin sağlanamaması)</p>
<p>3.İşimize gelmeyen olayları unuturuz; baskı uygularız.( Schacterin Seven Sins iddiasını göz önüne aldığımızda bu maddenin oradaki Israrcılık(Persistence) başlığına denk geldiğini görürüz.)</p>
<p>4.Yeni yaşantılar edindikçe eskileri unuturuz.(Bu da Yönlendirme(Bias) ilkesine denk düştüğünü görürüz.)</p>
<p>Unutmayı Önlemek İçin Neler Yapılabilir?</p>
<p>Hasan Bacanlı (2001:228) yukarıda değindiği unutma nedenlerine aynı zamanda çözüm teşkil edecek şekilde unutmayı önlemek için neler yapılabilir buna değinmiştir. Bunlara göz atacak olursak:</p>
<p>1.Öğrendiklerinizi kullanın.</p>
<p>2.Dengelenme ve örgütlenmede herhangi bir sorun varsa anlamlı hale getirin. Ve edindiğiniz bilgiyi ayırt edici konuma getirin.</p>
<p>3.Baskıyı hoş ve tehdit etmeyen bir biçime getirmeye çalışın.</p>
<p>4.Ket e karşı kontrol süreçlerine başvurun. Ket vurma ihtimali olan öğrenmeleri birbirinden uzaklaştırarak öğrenin.</p>
<p>Unutturma ve Unutturma Yöntemleri:</p>
<p>Hatırlama kadar bazen &#8211; yedi sorunun da içinde yer aldığı gibi- unutmak da gerekmektedir. Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001: 224-5) unutmaya yönelik olarak insanların başvurduğu kavramları şöyle açıklamaktadır:</p>
<p>Unutma: Unutulması istenen davranışı harekete geçiren uyarıcı organizmadan uzak tutma.</p>
<p>Sönme: Tekrar yapılmaması karşısında gözlenen davranışın sönmesi, ortaya çıkmaması.</p>
<p>Bastırma: Bir davranışın ortaya çıkması istendiğinde ödül yerine ceza yöntemine başvurulabilir.</p>
<p>Davranış Değiştirme Yöntemleri:</p>
<p>Doç. Dr. Hasan Bacanlı(2001:226-7)ya göre unutma davranışın değiştirilmesiyle ilgilidir ve bunu gerçekleştirebilmek için aşağıdaki yöntemlere başvurmanın unutma ve öğrenmeye yönelik olumlu sonuçlar getireceğinden bahsetmektedir.</p>
<p>Yorma: Biyolojik olarak yorulma hali ortaya çıktığında istenmeyen davranışı sergilemeye bireyin halinin kalmaması.</p>
<p>Çatışan uyarıcı verme: Sakız çiğneyerek sigarayı unutma bu duruma örnek olarak verilebilir.</p>
<p>Yavaş yavaş alıştırma: Durumu, tepki göstermeye değer bulmama. Bunun nedeni daha önemli bir uyarıcı ile karşılaşılmasıdır.</p>
<p>BELLEK GELİŞTİRME YÖNTEMLERİ</p>
<p>Altı Aşamalı Hafıza(Bellek) Geliştirme Yöntemi:Doğan Cüceloğlu(1997:191-2) hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi ortaya atmıştır. Buna göre:</p>
<p>Aşama 1: Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir.Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayrılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalışılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir denmiştir.</p>
<p>Aşama 2: Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanmasını içermektedir.</p>
<p>Aşama 3: Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap aracasına okuma yapılmasını içermektedir.</p>
<p>Aşama 4: İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arsındaki bağlantıların neler olduğunun anlaşılmaya çalışılmasını içermektedir.</p>
<p>Aşama 5: Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekrar edilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesini içermektedir.</p>
<p>Aşama 6: Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadığının gözden geçirilmesidir.Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekmektedir.</p>
<p>Doğan Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylemekte, Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında uygulanırsa başarıya ulaşılabileceğini belirtmektedir.</p>
<p>Eğitimde Bellek ve Hatırda Tutmanın Ölçülmesi:</p>
<p>Hatırlama: Öğrenciye soru sorarak cevap beklendiğinde öğrenciden hatırlaması beklenmektedir.</p>
<p>Tanıma: Verilen seçenekler arasından istenileni seçip ayırma(Çoktan seçmeli soruların yanıtlanması) işlemini yapan öğrenci tanıma işlevini gerçekleştirmektedir.</p>
<p>Tasarruf: Öğrenilen bilginin yeniden öğrenilerek bir önceki bilgilerden bir kısmı da olsa hatırda kalacağından öğrenmenin kolaylaşması, sağlamlaşması.</p>
<p>Yukarıda verilen tanımlar hatırda tutulup tutulmamanın ne kadar gerçekleştiğini ölçme yöntemleri olup daha çok öğretmenin bunu yaparken kullandığı tekniklere örnek oluşturacak durumdadırlar. Bunun dışında da öğretmenler, gerek test teknikleri gerek sınıf içi aktivitelerde kullandıkları yönergeler ve yine testlerle öğrencilerin hafızalarını ölçmektedirler.</p>
<p>Bilinmesi gereken en önemli uygulama şudur ki bunların yanında öğrencinin de nasıl daha iyi öğreneceğine  yönelik öğrencinin bilgilendirilmesi ve öğrencinin bu stratejilere başvurarak ve genel hafıza   geliştirme tekniklerinden yararlanarak öğrenmelerini geliştirmeleridir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin yukarıda verilen tekniklere başvurarak öğrencilerin hatırda tutma derecelerini ölçmelerinin dışında öğrencilerin de kendi kendilerine hatırda tutma derecelerini ölçebilmeleri ve kendilerini değerlendirebilecek yetiye sahip olmaları gerekmektedir ki uzun süreli olarak hafıza gelişimi sağlanabilsin. Bireysel uygulamaya elverişli olması sebebiyle  Doğan Cüceloğlunun altı aşaması bu çalışma için yararlı olabilir; öğrenci bu konuda biliçlendirilebilir ve kendisinin hatırda tutma derecesini ölçebilmesi sağlanabilir.</p>
<p>KAYNAKÇA:</p>
<p>BACANLI, H.(2001) Gelişim ve Öğrenme, Ankara, Nobel.</p>
<p>CÜCELOĞLU, D.(1997) İnsan ve Davranışı, İstanbul, Remzi Kitabevi.</p>
<p>Bilim ve Teknik Dergisi</p>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=23&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-sorunlari/bellek-sorunlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bellek Gelişimi ve Mnemonik Sistemler</title>
		<link>http://www.bellek.net/genel/bellek-gelisimi-ve-mnemonik-sistemler/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/genel/bellek-gelisimi-ve-mnemonik-sistemler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 15:49:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[
BELLEK GELİŞİMİ VE MNEMONİK SİSTEMLER
 Belleğimizin depolama ve işleme faaliyetleri ancak sınırlı nitelikte gerçekleştirebilmesi , hatırlama yeteneğimizin bizi yanıltabileceğine ilişkin örneklerin yaşanması, hatırlamaya yardımcı stratejiler kullanarak bellek performansının geliştirilmesine yönelik araştırmalara yol açmıştır. Bu konuda yapılan araştırmalar “mnemonik sistem”lerin kullanımını içermektedir.
 Mnemonik terimi: hatırlamaya yardımcı strateji kullanımını ifade etmektedir. Eski yunan hatipleri uzun konuşmaları hatırlamak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">BELLEK GELİŞİMİ<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>VE MNEMONİK SİSTEMLER</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Belleğimizin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>depolama ve işleme faaliyetleri<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ancak sınırlı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nitelikte gerçekleştirebilmesi , hatırlama yeteneğimizin bizi yanıltabileceğine ilişkin örneklerin yaşanması, hatırlamaya yardımcı stratejiler kullanarak bellek performansının geliştirilmesine yönelik araştırmalara yol açmıştır. Bu konuda yapılan araştırmalar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistem”lerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanımını içermektedir.<span id="more-20"></span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik terimi: hatırlamaya yardımcı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>strateji<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanımını ifade etmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Eski yunan hatipleri uzun konuşmaları hatırlamak için<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bazı stratejilerden yararlanmışlar ve özellikle yerleşim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>tekniği olarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bilinen mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>tekniği<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanmışlardır. Mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>teknikler aracılığıyla<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kişi için anlamsız veya düşük anlamlı malzemeler anlamlı hale gelmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu tekniklerin temelinde bellekte bulunan malzemelerin bilinmeyen yada yeni sunulan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>malzemelerin çağrıştırması yatmaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik sistemler bellekteki bilgilere kolayca ulaşmayı sağlayan zihinsel dosyalama sistemleridir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bellekte daha fazla bilgi tutulabilmesini sağlamak için mnemonik sistemlerde bazı ilkelerden yararlanılmaktadır. Bunlar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>anlamlılık, organizasyon, çağrışım,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zihinde canlandırma,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>dikkat ve ilgidir.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">ANLAMLILIK</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">Mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>tekniklerde uyaklar, örüntüler, ve çağrışımlar kullanılır. Bu yolla hatırlanması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken malzemelerin daha anlamlı hale gelmesi amaçlanmaktadır. Malzemelerin birey için anlamlı hale gelmesi bu </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">malzemelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanmasını kolaylaştırmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">ORGANİZASYONLAR</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">Bütün mnemonik sistemlerde bellege<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kaydedilen malzemelerin öncelikle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belirli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir organizasyon içinde sıralanması amaçlanmıştır. Bilgi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belleğe belli bir organizasyon içinde kaydedildiği zaman gerektiğinde bu organizasyona göre, sistematik bir biçimde geri<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>getirilmesi sağlanmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">ÇAĞRIŞIM</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik sistemlerde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bellekte daha önce hazır bulunan malzemelerle, belleğe yeni kaydedilenler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>arasında çağrışım kurulur.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Çağrışım<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ilkesi bütün mnemonik sistemlerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>temelini oluşturmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ZİHİNDE CANLANDIRMA</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Zihinde canlandırma nesnelerin zihinde resimsel olarak temsili mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemlerde oldukça<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>önemli rol oynamaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Daha önce bellekte yer alan malzemelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yenilerine bağlanmasıyla oluşan ilişkiler bu ilke uyarınca<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görülür hale gelir. Yapılan araştırmalar zihinde canlandırmanın hatırlamayı artırdığını göstermektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">DİKKAT VE İLGİ</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">Mnemonik sistemlerde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mümkün olduğu kadar dikkat çekici ve ilginç<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çağrışımlar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanmak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gerekir. Bu durum zihinde görsel imgelerin oluşmasına katkıda bulunur. Dikkat çekici imgeler garip ve biricik olma eğilimi gösterirler. İmgenin biricikliği onun bellekte daha uzun süre kalmasını sağlar.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Yukarıda özetlenen ilkeler üzerine temellenen ve bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>araştırmacıları<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>tarafından sıklıkla kullanılan genel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bazı mnemonik teknikler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>vardır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">BAĞLAMA (LİNK) SİSTEMİ</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu sistem malzemelerin sunum sırasına sadık kalarak hatırlanması gereken seri öğrenme görevlerinde kullanılmaktadır. Bağlama sistemi iki basamaktan oluşmaktadır. İlk olarak öğrenilecek listedeki maddenin görsel imgesi oluşturulmaktadır. İkinci olarak her maddenin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görsel imgesiyle sonraki maddenin görsel imgesi arasında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bağ kurulmaktadır. Bu sistemi temel alarak geliştirilmiş<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olan bir teknik öykü tekniğidir bu teknikte hatırlanması gereken malzemelerden bir öykü oluşturulmakta ve öyküde geçen olaylar görsel imgelere dönüştürülmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Yine bağlama sistemine bağlı olarak geliştirilmiş bir teknik anahtar kelime tekniğidir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu teknikte<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken malzemelere sessel açıdan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>benzeyen ve kolaylıkla<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgelenebilen kelimeler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanılmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">YERLEŞİM (LOCİ)<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>SİSTEMİ</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Yerleşim sistemi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>m.ö. 500<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yılına dek uzanan bir geçmişe sahip en eski<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlama tekniğidir. Bu sistemde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken malzemelerle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>iyi bilinen sabit<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nitelikteki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerleşim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>alanları<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>birbirine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bağlanarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanır. Örneğin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>seri<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimeyi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>okul<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kafeteryasına giden<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yol üzerindeki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belirli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>arasında bağ<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kurarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlamak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mümkündür.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Yerleşim sistemi iki basamak dan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oluşur. İlk<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bilinen bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerleşim yerinin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zihinsel imgesi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>doğal<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mantıklı bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sırada<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ezberlenir .<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ikinci<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>maddenin imgesi ,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerleşim alanının<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belirli bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bölümüyle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ilişkilendirilir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve malzemelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanılması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sırasında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>söz<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>konusu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerleşim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>alanında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zihinsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yürüyüş yapılır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">ASMA (PEG)<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>SİSTEMİ<span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu sistemde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken malzemeleri daha önce öğrenilmiş olan ve çoğunlukla somut olan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nesnelere asmayı içermektedir. Kullanılan somut kelimeler genellikle nesnelere olan benzerliklerine ya da nesnelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>okunuşu ile uyaklı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oluşlarına<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>göre<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>seçilmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Buna göre her<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayı <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>değişik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nesne ile<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>temsil<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>edilmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Kişiden<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>istenen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>1’den<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>başlayıp<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlaması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>madde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kadar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıyı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belirli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nesnelere<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>karşılık gelecek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şekilde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ezberlemesidir. Daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sonra<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlaması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gereken<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>maddelerle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayılara<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>karşılık<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gelen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>somut<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nesnelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>etkileşimini<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zihinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>canlandırması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gerekmektedir. Örneğin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>önce hiç yazıcı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görmeyen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>öğrencilere<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yöntemle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yazıcı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şöyle öğretilmiştir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Yapılacak ilk iş<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düğmeyi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çevirmektir,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bu durum<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>deneklere<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çöreğin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>içinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düğme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hayal ettirilerek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>verilmiş.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Sonraki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yönerge<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>“kağıdı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zincir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>halkanın üzerine koy “<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bunda da<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>denekler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>içine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kağıt<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>doldurulmuş<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ayakkabının<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zincirle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bağlandığını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düşünmüşler.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şekilde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>öğrenmeyle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>denekler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kontrol<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>grubundan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>başarılı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olmuşlardır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">FONETİK<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>SİSTEM<span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;">Bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistem<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>araşmacılar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>tarafından<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ilgilenilen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>konuya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>göre<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şekil—alfabe, sayı—harf , sayı—sessiz harf<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>veya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sese<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uygun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gibi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>değişik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şekillerde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>adlandırılmaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ancak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>versiyonlarındaki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ortak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>noktalar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>0’dan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>9’a<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kadar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıların her<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>birinin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sessiz<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>harflerle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>veya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>onlara<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uygun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>seslerle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>temsil<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>edilmesi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sessiz<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>harflerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>aralarına<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sesli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>harfler <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>konarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hecelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yada<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oluşturulmasıdır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Örneğin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>1.T veya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Th:3.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>M:4. R:5.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>L:6<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>VEYA<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ch.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Sh<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şeklinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayılar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>seslere<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>dönüştürülmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu durunda<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>164359 sayısı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>denek tarafından Tea CheRMaiL<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Box<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kotlanmakta<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve bir öğretmenin kendisine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir şey<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>postalaması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şeklinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgelenmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Fonetik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemin başlangıcı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>1948’de<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Wickelman’ın<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>alfabedeki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>harflerle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıları eşleştirerek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oluşturduğu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayı—harf<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>dayanmaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemin diğer mnemonik <span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemlere<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>göre en önemli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>avantajı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıların hatırlanmasında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanışlı olmasıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>MNEMONİK<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>TEKNİKLERİ<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>SINIRLILIKLARI<span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &quot;Calibri&quot;,&quot;sans-serif&quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>teknikler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kişinin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belleğinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çoğunlukla,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>genel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>değil<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>özel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>artışa<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yol<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>açmaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Örneğin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>deneklerden<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>birine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yerleşim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>göre<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanabilmesine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yönelik,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>diğerine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ise<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>fonetik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sisteme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uygun olarak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıların hatırlanabilmesine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yönelik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>eğitim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>vermişlerdir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Buna<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bağlı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olarak.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Deneklerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>performansındaki artış<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>aldıkları<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>eğitim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>doğrultusunda<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sadece<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yada<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sayıların<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanmasında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gözlenmiştir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik teknikler kullanarak normal<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>performansın ötesinde bir başarı sağlayabilmek için oldukça uzun eğitim oturumları<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gerekmektedir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şampiyonalarına<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>katılan yarışmacılar,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>şampiyon<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olabilmek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>için<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yaşamlarını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belleklerini<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>geliştirmeye<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>adadıklarını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>belirtmektedirler.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>teknik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>veya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bütün<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>öğrenme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görevlerine<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>güçlü<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>cevaplar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>vermezler.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Görsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanımından<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kaynaklanan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bazı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sınırlılıkları<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>vardır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Görsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgeler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oluşturabilmek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>konuda<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>eğitilebilmek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oldukça<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uzun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zaman<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>almaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimeyle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>temsil<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>edilen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>nesnenin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgelenmesi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kelimenin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kendisini<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düşünmekten<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uzun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sürebilir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ayrıca<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlanması gereken<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>malzemeler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çok<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hızlı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sunulursa<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>hatırlamak için<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>imgeler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanmak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>performansı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düşürebilir.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>teknikler<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>açısından<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oldukça<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>önemli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ilke<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çağrımlar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kurma,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>soyut<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>malzemelerde,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>somut<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>malzemelerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kullanılabilmesinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olduğu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kadar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>iyi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çalışmazlar.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Ayrıca<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>insanlar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>arasında<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çağrışım<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kurabilme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yeteneği<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>açısından<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bireysel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>farklılıklar<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>vardır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Bütün<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bunlara<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>rağmen,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>özellikle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistemlerden<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>türetilen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>daha<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>basit<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düzeydeki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>stratejilerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zihinsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>açıdan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yetersiz<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yada<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>öğrenme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>problemleri<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olan yetişkinlerin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>veya<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çocukların<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bilişsel<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>süreçlerindeki<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>dezavantajlarını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>en aza<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>indirgemede<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>etkili<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>oldugunu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gösteren<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çok<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>araştırma<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bulgusu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bulunmaktadır.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Üstün<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>performansına<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sahip<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>olmak için<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>her şeyden<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>önce<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uzun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zahmetli bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>eğitim<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>programını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>göze<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>almak<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gerektiği<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sonucuna<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ulaşabiliriz.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Aynı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>zamanda<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uygun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>mnemonik<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sistem<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve geri<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>getirme<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yapısının<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>seçilmesi,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>uygun<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>yeterli<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>düzeyde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bir<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>eğitimin<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>verilmesi sonucu<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>kapasitesinde<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>sağlanan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>ve sınırsız gibi<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>görünen<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gelişme,<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>bellek kapasitesinin artması<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>anlamına<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gelmemektedir.</span></p>
</h1>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=20&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/genel/bellek-gelisimi-ve-mnemonik-sistemler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belleğin Evreleri ve Türleri</title>
		<link>http://www.bellek.net/genel/bellegin-evreleri-ve-turleri/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/genel/bellegin-evreleri-ve-turleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 15:37:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[BELLEK
Tüm öğrenmelerde bellek söz konusudur. Yaşantılarımızdan hiç bir şey hatırlayamasaydık,hiç bir şey öğrenemezdik. Yaşam birbiriyle çok az ilişkisi olan anlık yaşantılardan oluşurdu. Basit bir gündelik konuşmayı bile gerçekleştiremeyebilirdik. iletişim kurmak için, size söylenmekte olanlar kadar ifade etmek istediğiniz düşüncelerinizi de hatırlayabilmeniz gerekir. Bir benlik kavramı da yalnızca belleğin sağlayabileceği süreklilik duyumuna bağlı olduğundan , belleksiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoTitle" style="text-align: justify; text-indent: 0cm;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;">BELLEK</span></p>
<p class="MsoBodyTextIndent" style="text-indent: 0cm;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Tüm öğrenmelerde bellek söz konusudur. Yaşantılarımızdan hiç bir şey hatırlayamasaydık,hiç bir şey öğrenemezdik. Yaşam birbiriyle<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>çok az ilişkisi olan anlık yaşantılardan oluşurdu. Basit bir gündelik konuşmayı bile gerçekleştiremeyebilirdik.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>iletişim kurmak için, size söylenmekte olanlar kadar ifade etmek istediğiniz düşüncelerinizi de hatırlayabilmeniz gerekir. Bir benlik kavramı da yalnızca belleğin sağlayabileceği süreklilik duyumuna bağlı olduğundan , belleksiz kendiniz hakkında bile düşünemezdiniz. Kısacası insan olmanın ne demek olduğunu düşündüğümüzde, belleğin merkezi önemini kabul etmek zorundayız.<span id="more-16"></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">BELLEĞİN EVRELERİ VE TÜRLERİ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Psikologlar, belleğe dair iki temel ayırım yapmayı yararlı bulmaktadırlar.<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>İlki belleğin üç evresini-kodlama saklama ve geri çağırma- ele almaktadır. İkincisi de , belleğin iki türüyle kısa süreli ve uzun süreli uğraşmaktadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-weight: bold;">BELLEĞİN ÜÇ EVRESİ</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">-Kodlama</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">-saklama</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">-Geri çağırma</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Örneğin bir sabah bir öğrenciyle tanıştırıldığınızı ve size adının Ali Gürsel olduğunu söylediğini düşünelim. Aynı gün öğleden sonra onu tekrar gördünüz ve ‘sen Ali Gürsel’ sin bu sabah tanışmıştık’ dediniz. Belli ki adını hatırladınız. Ancak bunu tam olarak nasıl yaptınız?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>Belleğinizin bu küçük mahareti üç evreye bölünebilir. İlk olarak tanıştırıldığınızda Ali Gürsel’ in adını bir şekilde saklarsınız. Bu kodlama evresidir. Ali Gürsel’ in adının söylenişine karşılık gelen fiziksel olguyu belleğin kabul edeceği kod türlerine dönüştürdünüz ve bu kodu belleğinize yerleştirdiniz. İkinci olarak bu iki karşılaşma arasında geçen sürede bu ismi aklınızda tuttunuz yada sakladınız. Bu saklama evresidir. Ve üçüncü olarak, ikinci kez karşılaştığımızda sakladığınız ismi hatırladınız. Bu da geri çağırma evresidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">KISA SÜRELİ BELLEK</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bilgiyi yalnızca birkaç saniye için hatırlamamız gereken ve bilginin halen aktif olabileceği durumlar bile belleğin üç evresini içerir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">KODLAMA </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bilgiyi kısa süreli belleğe kodlamanız için ona dikkatinizi yöneltmeniz gerekir. Neye dikkatimizi yönelteceğimiz konusunda seçici olduğumu&lt;z için, kısa süreli belleğimiz yalnızca seçilmiş olanları içerecektir. Bu karşılaştığımız şeylerin çoğunu kısa süreli belleğe hiç girmediği ve tabii ki daha sonra hatırlanmasının mümkün olamayacağı anlamına gelmektedir. Aslında “bellek sorunları” adı verilen güçlüklerin çoğu, gerçekte dikkat yoğunlaştırmada ki aksamalardır. Örneğin, manavdan alış veriş yaptıktan sonra biri size satıcının göz rengini sorsa, dikkat etmemiş olabileceğinizden büyük olasılıkla cevap veremeyebilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Dikkat bir bilgiye yoğunlaştırıldığında, bu bilgi kısa süreli belleğe kodlanır. Daha öncede belirtildiği gibi kodlama, bilginin bellekte yalnızca tutulmadığı aynı zamanda belirli bir biçimde ve ya şifre (kod) halinde saklandığı anlamına da gelmektedir. Örneğin, bir telefon numarasını göz atıp çevirinceye kadar aklınızda tuttuğunuzda sayıları ne şekilde kodlayarak saklarsınız? Görsel bir kod-sayıların zihinsel imgeleri- olarak mı? Yoksa işitsel bir kod- sayıların isimlerinin sesleri- olarak mı? Yoksa kısmen semantik (anlama dayalı) bir kod- sayılarla ilgili olabilecek bazı anlamlı bağlantılar- olarak mı? Araştırmalar, bilgiyi kısa süreli belleğe kodlamada bu olasılıklardan herhangi birini kullanabildiğimizi göstermektedir. Ancak, tekrar ederek- yani, içimizden defalarca tekrarlayarak- bilgiyi aktif tutmaya çalıştığımızda, işitsel kodları daha çok kullanırız. Bilgi, sayı, harf veya sözcükler gibi sözel birimlerden oluştuğunda tekrar etme özellikle sık başvurulan bir yöntemdir. Bu nedenle bir telefon numarasını hatırlamak için büyük olasılıkla numaraları, sayıların isimlerinin sesleri olarak kodlar ve numarayı çevirinceye kadar içimizden bu sesleri tekrar ederiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İşitsel kodların söz konusu olduğunu kanıtlayan bir deneyde deneklere altı sessiz harften oluşan bir liste (örneğin, R,L,B,K,S,J) gösterilmiştir. Harfler ortadan kaldırıldıktan sonra, deneklerden bu altı harfin hepsini sırayla yazmaları istenmiştir. İşlemin tamamı yalnızca bir iki saniye sürmesine rağmen denekler bazı hatalar yapmışlardır. Yaptıkları hatalarda doğru olmayan harfin doğru olan harfe ses olarak benzediği görülmüştür. Bu nedenle yukarıda verilen listede denek, B yerine ses olarak ona benzeyen T koyarak R L T K S J yazabilir. <span style="mso-bidi-font-weight: bold;">(conrad. 1964). </span>Bu bulgu, deneğin her harfi işitsel olarak kodladığı (örneğin, B harfine “be” olarak) düşüncesini desteklemektedir. Bazen bu kodun bir kısmı kaybolur (yalnızca sesin “e” kısmı kalır), o zaman denek, kodun kalan kısmıyla uyumlu bir harfi (“te”) yazar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Sözel bilgi için görsel kodlar kullandığımızda bu kodlar genellikle hızla kaybolur ve hemen ardından işitsel kodlar baskın gelir. Bir örnekle gösterelim 5OAK CREEK DRIVE adresine baktıktan sonra bir iki saniye için görsel bir kod oluşabilir. Bu kodun, adresin büyük harflerle yazılmış olması gibi görsel detayları da alabilir. Birkaç saniye sonra bunda kalan yalnızca adresin sesi olacaktır- işitsel kod- ve bu kod, harflerin büyük ya da küçük harflerle yazılı olduğuna dair bir bilgi içermeyecektir. İşitsel kodun baskınlığı, birincil olarak sözel bilgiye uygulanabilir. Son araştırmalar, bir kişi sözel olmayan maddeleri (tanımlanması ve işitsel olarak tekrar edilmesi zor olan isimler gibi) saklamak zorunda olduğunda, görsel kodun daha önemli olabileceğini göstermektedir. Bazı kişiler, çoğunlukla çocuklar, resimleri ince fotoğrafsı detaylarıyla birlikte kodlayabilirler. Dokunma ve koku alma gibi diğer duyularla bağlı olan kodlar da kısa süreli belleğe kodlamada kullanılabilir. Örneğin, ekşimiş sütün keskin kokusunu kokladıktan birkaç saniye sonrada hissederiz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kısa Süreli Bellekte Görsel Kodun Silinmesi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Her denemede, deneklere sırayla iki harf gösterilmiştir; harfler arasındaki süre O ila 2 saniye arası değişmiştir. Denekler­den, ikinci harfin birinciyle aynı harf olup olmadığını söylemeleri istenmiştir. Aşağıdaki Örnek denemelerde, iki hart&#8221; aynıdır:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">İki harf arasındaki sû re aşağı yukarı bir saniye olduğunda, ilk harfin görsel kodu henüz silinmemiş olmalıdır. Dolayısıyla, denekler harfler arasında doğrudan görsel bir karşılaştırma yapabilirler. Bu tür karşılaştırma, <span style="mso-bidi-font-style: italic;">AA </span>türünden çiftlerde İş* yarayacaktır. Ancak <span style="mso-bidi-font-style: italic;">Aa </span>gibi çiftlerde, bu iki harfin aynı olduğunu belirlemek için seslerinin işitsel olarak karşılaştırılması gerekir. Demek ki <span style="mso-bidi-font-style: italic;">AA </span>kararlarının <span style="mso-bidi-font-style: italic;">Aa </span>kararlarından daha hızlı verilmesini bekleyebiliriz. Ancak, harfler arasındaki süre yaklaşık 2 saniye ise, görsel kod silinmiştir ve kısa süreli bellekte yalnızca harflerin sesleri kalmıştır. Bu durumda <span style="mso-bidi-font-style: italic;">AA \\Aa </span>kararlarının yaklaşık aynı süreyi alması gerekir, çünkü her iki karara da İşitsel kodlardan yola çıkarak varılır. (Posner ve Keele&#8217;den uyarlanmıştır. 1967)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><em style="mso-bidi-font-style: normal;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">SAKLAMA</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kısa süreli bellek hakkında belki de en şaşırtıcı gerçek, oldukça sınırlı bir kapasitesi oluşudur. Ortalama olarak bu sınır yedi maddedir, ancak bu sayı iki madde değişebilir (7 ± 2). Bazı kişiler beş madde saklayabilirken, bazıları dokuz maddeyi tutabilirler. Bellek yetenekleri bakımından bireylerin birbirinden oldukça farklı olduğu açıkken, tüm insanları kapsayan kesir, bir sayı vermek tuhaf görünebilir. Ancak bu farklar, esasen uzun süreli belleğe ilişkindir. Kısa süreli bellek içinse, normal yetişkinlerin çoğunun kapasitesi 7 + 2&#8242;dir. Bu tutarlılık, deneysel psikolojinin ilk günlerinden bu yana bilinmektedir. 1885 ‘de bellek üzerine deneysel çalışmaları başlatan Ebbinghaus, kendi sınırının 7 madde olduğunu gösteren sonuçlar bildirmiştir. 70 yıl sonra, Miller (l 956) duyduğu şaşkınlığı belirtmek İçin bu tutarlılığı&#8221; sihirli sayı yedi&#8221; olarak ifade etmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Psikologlar bu sayıyı, deneklere çeşitli sıralarda birbiriyle ilişkisiz maddeler (sayı, harf ve sözcükler gibi) gösterip, bu maddeleri sırasıyla hatırlamalarını İsteyerek belirlemişlerdir. Bu maddeler hızlı bir şekilde gösterilir ve deneğin bunları uzun süreli bellekteki bilgiyle ilişkilendirecek zamanı olmaz; böylece, hatırlanan maddelerin sayısı yalnızca kısa süreli belleğin saklama kapasitesini gösterir. İlk denemelerde, denek yalnızca birkaç maddeyi (sözgelimi, dört veya beş maddeyi) hatırlamak zorundadır, bunu da kolaylıkla yapar. Daha sonra, deneyci deneğin tam sırasıyla hatırlayabildiği en yüksek sayıyı belirleyinceye kadar bu sayı artırılır. En yüksek sayı (hemen her zaman beş ila dokuz arası), deneğin <span style="mso-bidi-font-style: italic;">bellek uzamıdır. </span>Bu son derece kolay bir iştir ve siz de kolaylıkla deneyebilirsiniz. Bir isim listesiyle karşılaştığınızda (Örneğin, bir iş hanı ya da üniversite binasının giriş levhaları) listeyi bir kez okuyun ve daha sonra sırasıyla kaç isim hatırlayabildiğinize bakın. Hatırlayabildiğiniz, büyük olasılıkla beş İle dokuz arasında bir sayı olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Bu sabit kapasite, kısa süreli belleği kabaca yedi bölmeli bir çeşit zihinsel kutu olarak düşündürmektedir. Kısa süreli belleğe giren her bir madde kendi bölmesine gitmektedir. Maddelerin sayısı bölmelerin sayısını aşmadığı sürece, maddeleri mükemmel bir şekilde hatırlayabiliriz. Bu &#8220;kutu&#8221; görüşü gerçekmiş gibi düşünülemese de, kısa süreli bellekteki unutmanın bir nedeni olabileceğini düşündürmektedir; tüm bölmeler dolduğunda ve yeni bir madde kısa süreli belleğe girdiğinde, eski maddelerden birinin çıkarılması gerekir. Yeni madde eskisiyle yer değiştirir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-bidi-font-style: italic;">Yer değiştirme </span><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">ilkesi, kısa süreli bellekten bir maddenin nasıl çıkarıldığını açıklar (Bkz. Şekil 8-4, s. 321). Kısa süreli belleğinizin boş olduğunu varsayın. Bir maddenin girdiğini düşünün. Diyelim ki Ali Gürse! (onu hatırla­dınız değil mi?) ile tanıştırıldınız ve Gürsel ismi kısa süreli belleğinize girdi. Hemen sonra başka İnsanlarla tanıştırıldınız ve kısa süreli belleğinizdeki isim üstesi büyüdü. Sonunda, bellek uzamınızın sınırına vardınız. Daha sonra Kısa süreli belleğinize giren her yeni madde Gürsel ile yer değiştirebilir. Yeni bir madde girdikten sonra. Gürsel ile yer değiştirecek bir seçenek vardır; iki yeni madde girince iki seçenek olur ve bu böylece sürer. Gürsel’ in kısa süreli bellekten kaybolma olasılığı, kendisini takip eden maddelerin sayısının artmasıyla birlikte anar. Nihayet, Gürsel kaybolacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">GERİ ÇAĞIRMA</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kısa süreli belleğin içeriğinin bilinçli olabileceğini düşünelim. Sağduyu, bu bilgiye ulaşmanın hemen gerçekleşeceğini söyler. Bu bilgiye ulaşmak için &#8220;kafa yormanız&#8221; gerekmez; orada durmaktadır. O zaman geri çağırma, bilinçteki maddelerin sayısına bağlı olmamalıdır. Ancak, bu kez sağduyu yanıltıcıdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Geri çağırmanın, her seferde bir maddenin incelendiği kısa süreli bellek aramasını gerektirdiğini gösteren bulgular vardır. Bu dizisel arama, çok seri bir hızla -gerçekte fark edemeyeceğimiz kadar hızlı- gerçekleşir. Bu tür bir aramanın gerçekleştiğine dair bulguların çoğu, Sternberg&#8217; ün (1966) başlattığı deney türünden gelmektedir. Deneyin her bir denemesinde, deneğe geçici olarak kısa süreli belleğinde tutması gereken ve <span style="mso-bidi-font-style: italic;">bellek listesi </span>adı verilen bir dizi sayı gösterilir; her bir bellek listesi yedi sayıdan az sayı İçerdiğinden, deneğin bilgiyi kısa süreli belleğinde tutması kolaydır. Daha sonra, bellek listesi ortadan kaldırılır ve birkaç saniye sonra bir sınama sayısı verir. Deneğin, sınama sayısının listede olup olmadığına karar vermesi gerekmektedir. Örneğin, bellek listesi 3, 6, l ve sınama sayısı da 6 ise, denek &#8220;evet&#8221; yanıtını vermelidir; aynı bellek listesiyle birlikte sınama sayısı 2 olarak verildiğinde, deneğin &#8220;hayır&#8221; yanıtını vermesi gerekir. Sınama sayısı verildiğinde bellek listesi ortadan kaldırılmış olduğundan, sınama sayısının listenin kısa süreli bellekte kodlanmış haliyle karşılaştırılması gereklidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Denekler, bu görevde nadiren hata yaparlar; burada ası! ilgilenilen nokta, deneğin karar verme hızıdır. <span style="mso-bidi-font-style: italic;">Karar verme süresi, </span>sınama sayısının verildiği andan deneğin bellek listesinde sınama sayısının olup olmadığını gösteren &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayır&#8221; düğmelerinden birine basması arasında geçen süredir. Karar verme süreleri son derece seridir ve milisaniye (saniyenin binde biri) doğruluğunda ölçmeyi sağlayacak araçlarla ölçülmesi gerekir. Tipik bir deneyde, denek, yüzlerce deneme boyunca teste tabi tutulur. Her bir denemede, uzunluğu bir ila yedi madde arasında değişen yeni bir bellek listesi verilir. Böylece, deney boyunca araştırmacı, deneğin kısa süreli bellekte araması gereken maddelerin sayısının bir fonksiyonu olarak karar verme sürelerini inceleyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Şekil 8-6&#8243;da. bu tip bir deneyden elde edilen ve karar verme süresinin, bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>listesinin uzunluğuyla doğru orantılı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>arttığını<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gösteren<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>veriler gösterilmektedir. Karar verme sürelerinde dikkati çeken, bu sürelerin düz bir çizgi üzerinde yer almasıdır. Bu, kısa süreli belleğe eklenen her bir maddenin, arama sürecine belirli bir süre-yaklaşık 40 milisaniye (saniyenin binde kırkı) eklediği anlamına gelmektedir. Denek, tabii ki bu kadar kısa zaman aralıklarının farkında değildir; ancak veriler, kısa süreli bellekte aranması gereken bilginin miktarının artmasıyla karar verme süresinin arttığını açıkça göstermektedir. Arama süreci, üç <span style="mso-bidi-font-style: italic;">aşamadan </span>oluşur. İlk aşamada denek sınama uyaranını kısa süreli bellekte saklanan maddelerle kıyaslanabilir biçime dönüştürecek şekilde kodlar, ikinci aşamada, denek bu kodu dizisel şekilde kısa süreli bellekteki her bir maddeyle kıyaslar; bir maddenin kıyaslanması (kontrol edilmesi) 40 milisaniye, iki maddenin 80 milisaniye, üç maddenin 120 milisaniye alır, vb. Üçüncü aşamada, denek &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayıf<sup>1</sup> tuşuna basmakla sonuçlanacak bir davranım başlatır. O zaman karar verme süreci, bu üç aşamanın her birinin tamamlanması için geçen sürelerin toplamıdır. Kısa süreli bellekte bulunan madde sayısına bağlı olmayan ilk ve üçüncü aşamalarla birlikte bu süre 400 milisaniye alır. İkinci aşamanın tamamlanması için gereken süre 40 milisaniyedir, bu süre bellek listesinin uzunluğuyla çarpılır. Böylece, milisaniye olarak karar verme süresi şuna eşit olur:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">400 + 40*</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Buradan, kısa süreli bellekteki madde sayısıdır. Bu eşitlik. Şekil 8-6&#8242;daki verilerin iyi bîr açıklamasını teşkil eder. Ayrıca, kısa süreli belleğin aranmasının, arama sürecine belirli bir süre-yaklaşık 40 milisaniye (saniyenin binde kırkı) eklediği anlamına gelmektedir. Denek, tabii ki bu kadar kısa zaman aralıklarının farkında değildir; ancak veriler, kısa süreli bellekte aranması gereken bilginin miktarının artmasıyla karar verme süresinin arttığını açıkça göstermektedir. Arama süreci, üç <span style="mso-bidi-font-style: italic;">aşamadan </span>oluşur. İlk aşamada denek sınama uyaranını kısa süreli bellekte saklanan maddelerle kıyaslanabilir biçime dönüştürecek şekilde kodlar, ikinci aşamada, denek bu kodu dizisel şekilde kısa süreli bellekteki her bir maddeyle kıyaslar; bir maddenin kıyaslanması (kontrol edilmesi) 40 milisaniye, iki maddenin 80 milisaniye, üç maddenin 120 milisaniye alır, vb. Üçüncü aşamada, denek &#8220;evet&#8221; ya da &#8220;hayıf<sup>1</sup> tuşuna basmakla sonuçlanacak bir davranım başlatır. O zaman karar verme süreci, bu üç aşamanın her birinin tamamlanması için geçen sürelerin toplamıdır. Kısa süreli bellekte bulunan madde sayısına bağlı olmayan ilk ve üçüncü aşamalarla birlikte bu süre 400 milisaniye alır. İkinci aşamanın tamamlanması için gereken süre 40 milisaniyedir, bu süre bellek listesinin uzunluğuyla çarpılır. Böylece, milisaniye olarak karar verme süresi şuna eşit olur:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">400 + 40*</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Buradan, kısa süreli bellekteki madde sayısıdır. Bu eşitlik. Şekil 8-6&#8242;daki verilerin iyi bîr açıklamasını teşkil eder. Ayrıca, kısa süreli belleğin aranmasının, sınama maddesinin bellek<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>listesinde yer alan<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>her bir maddeyle sırayla karşılaştırıldığı<span style="mso-spacerun: yes;"> </span><span style="mso-bidi-font-style: italic;">dizisel süreci<span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span>içerdiğini<span style="mso-spacerun: yes;"> </span>gösterir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Maddeler harf, sözcük, ses tonu ya da insanların yüzleri olduğunda da aynı sonuçlar bul anmaktadır. İnsan yüzlerini n değerlendirilmesi için gereken süre söze) maddeler için gereken süreden biraz daha fazla olmasına rağmen, fazladan bir madde eklenmesiyle geri çağırma süresine de saniyenin binde kırkı kadar bir süre eklenmektedir (Sternberg, 1969). Şizofreni tanısı koyulan hastalar, marihuana etkisi altındaki üniversite öğrencileri ve okuma yazma bilmeyen kişilerin oluşturduğu gruplarla da aynı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle, kısa süreli bellekten geri çağırma sürecinin herkes için bir arama gerektirdiği söylenebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">KISA SÜRELİ BELLEK VE DÜŞÜNCE</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Araştırmacılar, kısa süreli belleğin bilinçli düşünce üzerinde önemli bir rol oynayabileceğine inanmaktadırlar. Bilinçli olarak bir problemi çözmeye çalıştığımızda, bir sayı üstesini saklamak için gereken kapasitenin aynısı kullanırız. Bunu kanıtlamak için. bir telefon numarasını (745-1739) hatırlamaya çalışırken basit bir aritmetik problemini (8 15) çözmeye çalışın. Kafanız karışacaktır; bu iki faaliyet aynı zihinsel kaynak için yarışacaktır. Kısa süreli belleğin sınırlı kapasitesi için bu rekabetin varlığı laboratuarda kanıtlanmıştır (Baddeley ve Hitch. 1974).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Anlamak için okuduğumuzda, genellikle yeni sözcükleri ve cümleleri metindeki bazı önceki materyal lebi l inci i bir şekilde ilişkilendirmemiz gerekir. Yeni materyalin bu şekilde öncekiyle ilişkilendirilmesi kısa süreli bellekte gerçekleşiyorsa, kısa süreli bellek kapasiteleri daha fazla olan kişilerin okuma kavrayışlarının daha iyi olması gerekmektedir. Bu tahmini destekleyen bazı bulgular vardır (Daneman ve Carpenter, 1981). Başka deneyler bir metnin okunabilirliğinin kısmen ilgili bağlantılı materyalin halen kısa süreli bellekte olma olasılığına bağlı olduğunu göstermektedir (Bkz. Miller ve Kintsch, 1980).</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">Kısa süreli bellek, aynı zamanda insanlar hakkında her gün yaptığımız türden gündelik düşünme tarzımızda da yer almaktadır. Örneğin, kişilik üzerine yapılan bir araştırmada deneklerden tek bir karşılaşmaya dayanarak, biri hakkında bir izlenim oluşturmaları istenmiş ve denekler bu kişiyi kabaca 7 + 2 îreytle tanımlama eğilimi göstermişlerdir (Mischel, 1968). Sanki kısa süreli belleğin kapasitesi olan 7 + 2, aynı zamanda kişiler hakkında belli bir anda edineceğimiz izlenim ya da fikir sayışma da bir sınır getirmektedir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black; font-weight: normal; mso-bidi-font-weight: bold;">2.3. Uzun Süreli Bellek</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. Ashcraft (1989) uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır, bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 314 ).</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve miktarda (Woolfolk, 1993) depolar ve asla unutmayız (Slavin, 1988). Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. Anderson (1990) iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtmektedir (Akt; Woolfolk, 1993). Slavin (1988) ise uzun süreli bellekte bilgilerin asla unutulmadığını, bireyin bilgiyi bulma yeteneğini kaybettiğini söylemektedir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi (McGrow ve Roop, 1992). Özetle uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir (Slavin, 1988). Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Kimi kuramcılar, uzun süreli belleği anısal bellek (episodic memory) ve anlamsal bellek (semantic memory) olarak iki temel bölümden oluştuğunu ileri sürerken, kimi kuramcılar da bunlara işlemsel belleği (procedure memory) eklemektedirler.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Anısal bellek, kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal bellektedir. Ashcraft (1989) anısal belleği öz yaşamsal bellek olarak adlandırmaktadır. Yaşamımızda başımızdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 315). Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travmatik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Anlamsal bellek uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. Paivio (1971) anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları (propositional networks) ve şemalar biçiminde depolanır. Önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır (Woolfolk, 1993; Eggen ve Kauchak, 1992).Önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarını yönlendirir ve kullanır.</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma; color: black;">İşlemsel bellek, belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparlar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür (Woolfolk, 1993).</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">KAYNAKLAR</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">1-ATKINSON, Rıta.L, Psikolojiye Giriş-1,Sosyal Yayımlar,1995 İSTANBUL</span></p>
<p style="margin: 0cm; margin-bottom: .0001pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11.0pt; font-family: &amp;quot;Calibri&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: Tahoma;">2-ÜLGEN Gülten,Eğitim Psikolojisi,Alkım Yayınevi,1997,İSTANBUL</span></p>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=16&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/genel/bellegin-evreleri-ve-turleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belleğin Temel İşlevleri</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[geri çağırma]]></category>
		<category><![CDATA[kısa süreli bellek]]></category>
		<category><![CDATA[kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[KSB]]></category>
		<category><![CDATA[USB]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli bellek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Belleğin, kodlama, saklama ve çağırma olmak üzere üç aşamalı bir işlevi vardır. Birinci  aşama kodlama aşamasıdır. Bu aşamada öğrenilecek bilgi, diğer bilgilerden farklı bir biçimde kodlanır. Kodlamayı bilgiyi depolama işlevi izler. Buna saklama denir. Kodlanmış ve depolanmış bilgilerin üçüncü aşaması ise çağırma ve endişeyle hatırlamadır.
Bu üç aşamalı işlev, bellekte şöyle bir mekanizmanın varlığını gösterir; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belleğin, kodlama, saklama ve çağırma olmak üzere üç aşamalı bir işlevi vardır. Birinci  aşama kodlama aşamasıdır. Bu aşamada öğrenilecek bilgi, diğer bilgilerden farklı bir biçimde kodlanır. Kodlamayı bilgiyi depolama işlevi izler. Buna saklama denir. Kodlanmış ve depolanmış bilgilerin üçüncü aşaması ise çağırma ve endişeyle hatırlamadır.</p>
<p>Bu üç aşamalı işlev, bellekte şöyle bir mekanizmanın varlığını gösterir; kısa süreli belleğe gelen bazı bilgiler uzun süreli belleğe aktarılır ve orada saklanır. Bir bilginin hatırlanması için, onun bellekte kodlanmış ve depolanmış olması gerekir. Ancak bu da yeterli değildir. Bellekte saklanmış olan bilginin aranıp bulunması bilinç altına çıkarılması gerekmektedir. Örneğin;kimi zaman sınavda sorulan bir sorunun cevabını , kağıdımızı verdikten sonra hatırlarız. Bu durum, çağırma işlevinin aksadığını gösterir.(Selman, S;83)<span id="more-12"></span></p>
<p>İlkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim. Öğretmen tahtaya A harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve, diyelim ki Aliden okumasını ister. Ali A harfini doğru olarak söyler. Alinin A harfini söylemesi, onun belleği sayesinde mümkün olmuştur. Bu olayda üç aşama yer alır.</p>
<p>Birinci aşama kodlama (coding) aşamasıdır. Ali, öğretmen harfi gösterdiği zaman belleğine bu harfi, diğer harflerden farklı olabilecek şekilde kodlamıştır. Kodlamadan sonra Ali geçen süre içinde kodladığı bilgiyi bir yerde depolamıştır. Bu aşamaya depolama (stroge) aşaması denir. Öğretmen yenide sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bilgiyi bulmuş ve geri getirmiştir. Bu aşamaya ara-bul-geriye getir (retrieval) aşaması denir.(Atkinson, S;170)</p>
<p>Bir sabah bir öğrenciyle tanıştığınızı ve size adının Ali Gürsel olduğunu söylediğini düşünelim. Aynı gün öğleden sonra onu tekrar gördünüz ve sen, Ali Gürselsin . bu sabah tanışmıştık dediniz. Belli ki adını hatırladınız. Ancak, bunu tam olarak nasıl yaptınız?</p>
<p>Belleğinizin bu üç mahareti üç aşamaya bölünebilir. İlk olarak, tanıştığınızda Ali Gürselin adını bir şekilde belleğinizde saklarsınız. Bu kodlama evresidir. Ali Gürselin adının söyleyişine karşılık gelen fiziksel olguyu(ses dalgalarını) belleğin kabul edeceği kod türlerine dönüştürdünüz ve bu kodu belleğinize yerleştirdiniz. İkinci olarak, bu iki karşılaşma arasında geçen sürede bu ismi aklınızda tuttunuz ya da sakladınız. Bu, saklama evresidir. Ve üçüncü olarak, ikinci kez karşılaştığınızda sakladığınız ismi hatırladınız. Bu da, geri çağırma evresidir.</p>
<p>Bellek,bu üç evreden herhangi birinde başarısız olabilir. İkinci karşılaşmada Alinin adını hatırlayamadınız, bu kodlama, saklama ya da geri çağırma evrelerindeki bir başarısızlıktan kaynaklanabilirdi. Bellek üzerinde yapılan son araştırmalar, farklı durumlarda her bir evrede gerçekleşen işlemleri, bu işlemlerin nasıl aksadığını ve bellek başarısızlıklarıyla sonuçlandığını saptamayı hedeflemektedir.(Cüceloğlu, S;307-308)</p>
<p>KODLAMA (ENCODİNG)</p>
<p>Belli bir işaret sisteminde belli bir işarete anlam yüklenmesi Örneğin ruh hastası bir işaret deyimdir ve çeşitli şekillerde yorumlanabilir(yani kodlanabilir)Psikiyatride bu insan çoğunlukla tedaviye ihtiyacı olan, hasta, vb. şeklinde anlaşılır. Buna karşılık aynı insan din dilinde sıklıkla tanrıya yakın kişi ya da ruhuna şeytan girmiş olarak yorumlanır.(Budak, S;327)</p>
<p>Dış çevredeki uyarıcıların hepsi algılanamaz . belirli bir seçme süzgecinden geçirildikten sonra ancak belirli bir kısmı algılanır. Seçilen uyarıcılar algılandıktan sonra kısa süreli belleğe geçer. Bu demektir ki, dış çevrede bulunan uyarıcıların ve olayların bir çoğu kısa süreli belleğe ulaşamaz.</p>
<p>Belleğe girmemiş olayların, deneyimlerin hatırlanılması söz konusu değildir. Çoğu kimseler belleklerinden şikayet ederler;büyük çoğunlukla bu kimselerin şikayetleri    belleklerinden değil, seçici algılama süreçlerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle, neye dikkat edip neye dikkat etmemeleri konusunda bir aksaklık vardır. Sorun, kodlama aşamasındadır. Örneğin, yarım saat önce bakkala gitmiş bir arkadaşınıza bakkalın ayakkabısının rengini sorun,size doğru cevap veremez;çünkü bakkalın ayakkabısının rengine bakmak ve onu aklında tutmak onun dikkat ettiği bir konu değildir.(Atkinson, S;173-174)</p>
<p>Bilgiyi , kısa süreli  belleğe kodlamamız için ona dikkatimizi yöneltmemiz gerekir. Neye dikkatimizi yönelteceğimiz konusunda seçici olduğumuz için kısa süreli belleğimiz yalnızca seçilmiş olanları içerecektir. Bu karşılaştığımız şeylerin çoğunun kısa süreli belleğe  hiç girmediği ve tabi ki daha sonra hatırlanmasının mümkün olamayacağı anlamına gelmektedir. Aslında bellek sorunları adı verilen güçlüklerin çoğu, gerçekte dikkat  yoğunlaştırmadaki aksamalardır. Örneğin, manavdan alışveriş yaptıktan sonra biri size satıcının göz rengini sorsa, dikkat etmemiş olabileceğinden büyük olasılıkla cevap veremeye bilirsiniz</p>
<p>Dikkat, bir bilgiye yoğunlaştırıldığında, bu bilgi kısa süreli belleğe kodlanır. Daha önce belirtildiği gibi kodlama, bilginin bellekte yalnızca tutulmadığı, aynı zamanda belirli bir biçimde veya şifre halinde saklandığı anlamına da gelmektedir. ( Cüceloğlu, S: 309)</p>
<p>DEPOLAMA (STORAGE)</p>
<p>Depolama, saklama, depo. Biliş psikolojisinde, sıkça bellekle eş anlamlı olarak kullanılan bir terim. (Budak, S: 204)Kısa süreli belleğin küçük bir kapasitesi vardır. Ortalama olarak bu kapasite yedi birimliktir. Bazı kimseler beş birimden sonra, bazı kimselerse dokuz birimden sonra kısa süreli belleklerinde hata yapmaya başlarlar. Kısa süreli belleğin kapasitesini 7+2 olması sizi hayrete düşürebilir, çünkü günlük yaşamımızda kişilerin belleklerinin değişik yetenekler gösterdiğini gözlemlemişizdir. Günlük yaşamda bireyler arasında gözlemiş olduğumuz bellekteki yetenek farklılığı, uzun süreli bellekten ileri gelir. Kısa süreli belleğin kapasitesi yukarıdaki 7+2 formülüyle ifade edilebilir.  Bu gözlemi ilk yapanlardan biri bellek üzerine çalışmalarıyla ünlü  Alman  psikologu Ebbinghaustur. (1855) Amerikalı psikolog George Miller, kendi çalışmalarında 7 rakamını tekrar görmüş ve kısa süreli belleğin kapasitesini sihirli rakam 7  adı altında belirtmiştir. (Atkinson, S: 173)</p>
<p>Kısa süreli bellek hakkında belki de en şaşırtıcı gerçek, oldukça sınırlı bir kapasitesi oluşudur. Ortalama olarak bu sınır 7 maddedir, ancak bu sayı iki madde değişebilir. (7+2) bazı kişiler beş madde saklayabilirken, dokuz maddeyi tutabilirler. Bellek yetenekleri bakımından bireylerin birbirinden oldukça farklı olduğu açıkken, tüm insanları kapsayan kesin bir sayı vermek tuhaf görünebilir. Ancak bu farklar, esasen uzun süreli belleğe ilişkindir. Kısa süreli bellek içinse normal yetişkinlerin çoğunun kapasitesi 7+2 dir. Bu tutarlılık deneysel psikolojinin ilk günlerinden beri bilinmektedir. (Cüceloğlu, S: 310-311)</p>
<p>GERİ ÇAĞIRMA</p>
<p>Kısa süreli belleğin içeriğinin bilinçli olabileceğini düşünelim. Sağduyu, buy bilgiye ulaşmanın hemen gerçekleşeceğini söyler. Bu bilgiye ulaşmak için kafa yormamız gerekmez. Orada durmaktadır. O zaman geri çağırma bilinçteki maddelerin sayısına bağlı olmamalıdır. Ancak bu kez sağduyu yanıltıcıdır.</p>
<p>Geri çağırmanın her seferde bir maddenin incelendiği kısa süreli bellek, aramasını gerektirdiğini gösteren bulgular  vardır. Bu dizinsel arama çok seri bir hızla-gerçekte fark edemeyeceğimiz kadar hızlı-gerçekleşir. Bu tür bir aramanın gerçekleştiğine dair bulguların çoğu Stenberkin (1966) başlattığı deney türünden gelmektedir. Deneyin her bir denemesinde, deneye seçici olarak kısa süreli belleğinde tutması gereken ve bellek listesi adı verilen bir dizi sayı gösterilir. Her bir bellek listesi, 7 sayıdan az sayı içerdiğinde, deneyin bilgiyi kısa süreli belleğinde tutması kolaydır. Daha sonra, bellek listesi ortadan kaldırılır. Ve birkaç saniye sonra sınama sayısı verilir. Deneğin  sınama sayısının listede olup olmadığına karar vermesi gerekmektedir. Örneğin, bellek listesi 3,6,1,  ve sınama  sayısı da 6 ise denek evet yanıtını vermelidir; aynı bellek listesi ile birlikte sınama sayısı 2 olarak verildiğinde deneğin hayır yanıtını vermesi gerekir. Sınama sayısı verildiğinde bellek listesi ortadan kaldırılmış olduğundan, sınama sayısının, listenin kısa süreli bellekte kodlanmış hali ile karıştırılması gerekmektedir. (Cüceloğlu, S:315)</p>
<p>Kısa süreli bellekteki bilgi sürekli farkında olduğumuz için, bizden istendiğinde bilgiyi, hemen hiç zaman geçmeden bulup çıkarmak mümkünmüş gibi düşünürüz. Günlük yaşamda, kısa süreli bellekteki biribirimle ilgili sorulan soruya verilen cevabı bulmak için, sanki hiç zaman geçmiyormuş gibi bir izlenim ediniriz. Örneğin, yukarıdaki isim listesi verildikten sonra, size listede Necla ismi var mıydı? diye sorsalar, sorunun sorulmasıyla, sizin evet veya hayır diye cevap verişiniz arasında hiç zaman geçmiyormuş gibi düşünebilirsiniz. Bu izlenim yanlıştır.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>Cüceloğlu, Doğan. İnsan ve davranışı, Remzi yayınevi, İstanbul, 2000.</p>
<p>Erdem, Selman. Liseler iç,in psikoloji ders kitabı. Fil yayınevi, İstanbul, 1995.</p>
<p>Atkinson, Rita. Psikolojiye Giriş. Sosyal yayınları,İstanbul,1995.</p>
<p>Budak,Selçuk,Psikoloji sözlüğü, Bilim Sanat yayınları,Ankara,2000</p>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=12&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bellek Nedir?</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek-nedir/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek-nedir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[amnezi]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Bellek karışıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bellek yitimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=6</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenilmiş ya da baştan geçmiş bir şeyi zihinde tutma yetisi, hafıza. Beyinde belli bir merkezi yoktur.Karmaşık bir olgu olduğundan fizyoloji ve psikoloji alanında bu konuya ilişkin buluşların sonu gelmez. Bellek ile beyin tüm öteki işlevleri arasında sıkı bir ilişki olduğu bilinir. Gücü kişiden kişiye değişen belleğin bir çok türü vardır. Kimileri gördüklerini ,kimileri işittiklerini, kimileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenilmiş ya da baştan geçmiş bir şeyi zihinde tutma yetisi, hafıza. Beyinde belli bir merkezi yoktur.Karmaşık bir olgu olduğundan fizyoloji ve psikoloji alanında bu konuya ilişkin buluşların sonu gelmez. Bellek ile beyin tüm öteki işlevleri arasında sıkı bir ilişki olduğu bilinir. Gücü kişiden kişiye değişen belleğin bir çok türü vardır. Kimileri gördüklerini ,kimileri işittiklerini, kimileri yazdıklarını, kimileri de okuduklarını daha iyi anımsarlar. Ancak, en sağlıklı anımsananlar, birden çok duyumuzla algıladıklarımızdır. İlerde gereksineceğimiz şeyleri, bellekte saklamak için gösterdiğimiz çabaya belleme (ezberleme) denir. Bellekte en sağlam saklanabilen olgular, dikkatimizi en çok uyandıranlardır. İnsanoğlu öteden beri, belleğin güçlü olmasına önem vermiştir. Belleği güçlendirmenin en iyi yolu ona güvenmek ve not etmek yerine, anımsanmak istenilenlerin bellekte tutulmasıdır. Fazla sayıda not, belge vb biriktiren kimsenin belleğinin günden güne tembelleştiği, zayıfladığı öne sürülür.<span id="more-6"></span></p>
<p>Son yıllarda yapılan, fizyolojik araştırmalar, belleğin kimyasal temelinin ribonükleik asit (RNA) olduğunu, bu asidi bozan şeyin, belleği de bozduğunu ortaya çıkardı. Psikiyatrinin kapsamına giren bellek bozuklukları arasında başlıcaları şunlardır: Bellek yitimi (amnezi); türlü şokların, saranın ya da isterinin yol açtığı bellek bozukluğudur. Hasta geçmişte olanları anımsayamazsa  da hastalıktan sonrakileri olağan düzen çerçevesinde saklamayı sürdürebilir. Bellek karışıklığı (paramnezi); türlü ruhsal bozuklukların yol açtığı bir bellek hastalığıdır. Hasta anılarının sırasını şaşırır,dün olanı yıllar öncesi bir anısı ile karıştırabilir. Bundan başka anılara biçim değiştiren türlü ruhsal etmenlerden de söz etmek gerekir; anımsamak istediğimiz yönde  ya da türlü ruhsal ve toplumsal baskılarla anılar değişebilir. Yakın tarihlerde saptanan bu bellek özellikleri yüzünden, duruşmalarda görgü tanıklarına verilen önem azaldı. Bir anının, artık kullanım alanını getirilemez oluşuna unutma denir. Bu,insan zihninin, işlevini sürdürebilmek için başvurduğu olağan bir yoldur. Bellekte yeni anıların yer etmeleri, eskilerden bazılarının otomatik bir seçimle bellekten silinmesini gerektirir. Bu yüzden yaş ilerledikçe unutma olayı artar. Demek ki eski anılarımız yenilerinin edinilmesini güçlendirdiği gibi, yenileri de eskilerinin zayıflaması sonucunu doğurmaktadır.(BÜYÜK ANSİKLOPEDİ/ MİLLİYET syf:722)</p>
<p>İnsanın yaşamı boyunca karşılaştığı bildirimleri zihnine yerleştirmesi ve daha sonra yeniden edimleştirip yararlanması olanağını sağlayan genel işlev: iyi ya da kötü bir belleği olmak.belleğini geliştirmek.zenginleştirmek. Belleğini zorlamak. Belleğini yitirmek. Bellek bozuklukları.(ansikl. böl. Ruhbil.)</p>
<p>Bağışıklık belleği: ikincil bağışıklık yanıtında, yani daha önce karşılışılan bir antijenle ikinci kez karşılaşıldığında, bağışıklıkta etkili bazı hücrelerin daha çabuk, daha  yoğun ve daha etkili yanıt vermesini belirleyen mekanizma.</p>
<p>Elektron. Ve bilş. Verileri kaydedebilen, saklayabilen ve geri verebilen düzenek.</p>
<p>Değiştirilemez bellek, bilgiler bir kez depolandıktan sonra değiştirme olanağı vermeyen  ve içeriğine yalnızca okuma sırasında erişilebilen bellek( Bu tip bellek , çoğu kez ingilizce ROM kısaltmasıyla belirtilir.)</p>
<p>Dış bellek: Bir bilgisayarın merkezi biriminde yer almayan ve giriş-çıkış kanallarını kullanarak yalnızca merkezi bellekle  veri öbekleri değişimi yapan bellek.</p>
<p>Dinamik bellek: İşletim sırasında, veri ortamı okuma-yazma organlarına göre devingen olan bellek- Verileri korumak için dönemsel yenilenme gerektiren tüm devreli bellek.</p>
<p>İç bellek: Bir bilgisayarın merkezi biriminde yer alan ve bu birimce kumanda edilen bellek.(Bu bellekle komut yorum ve uygulama organları arasında veri ve komutların değişimi doğrudan gerçekleşir.)</p>
<p>Kinematik bellek:Yazım ve okuma işlemlerinde mekanik parçaların devinimini zorunlu kılan bellek türü.</p>
<p>Merkezi ya da ana bellek: Bilgisayarın işletim organlarına dolaysız aktarılabilen komutları ya da verileri alabilen ya da bunun tersi bir işleme olanak verebilen programla adreslenebilir bellek.</p>
<p>Rasgele erişimli bellek: içeriği okunabile, isteğe göre değiştirilebilen ya da silinebilen bellek.(Bu tip bellek çoğu kez ingilizce RAM kısaltmasıyla belirtilir.)</p>
<p>Statik bellek: Devingen mekanik öğelere başvurmadan temel bilgilerin yerleştirilmesine ve çağrılmasına olanak veren bellek.</p>
<p>Otomatik bilgi işleme sistemlerinin temelde bilgi işleme, aktarma, yüklenme ve depolama yetileri taşıması gerekir. Dolayısıyla belleğe aktarma işlevi, her bilişim sistemi ve her bilgisayar için kaçınılmaz bir olgudur. Teknolojik gelişmeler çok büyük sığalı,uygun maliyetli ve çok kısa zaman aralıklarında birçok kez yüklenebilen ve okunabilen belleklerin elde edilmesini sağladı. Bu bellekler genellikle elektronik ya da mağnetiktir. Doğrudan erişimli bellekler, bilgisayarların merkezi belleklerini oluşturur. Bunların ayırt edici özelliği,erişim hızlarıdır.(birkaç mikrosaniyelik ya da daha kısa sürer.) Sığaları, maliyetlerine bağlıdır ve çoğu kez birkaç yüz bin sözcükle sınırlanır; ama bu sığa mikrobilgisayarlarla daha da küçülebilir.Bilgisayarın merkezi belleği işletim sisteminin bir bölümünü yardımcı bellekte bırakılır.  Bu ana bellekler bazen manyetik çekirdeklerden oluşturulur, ama genellikle yarı iletken elektronik devrelerden yararlanılır. Yardımcı bellekler, yürütülen işlemler gerekli olmayan bilgileri depolamaya yarar. Bunlar, genellikle dinamik bir ortam(disk ya da şerit)kullanan manyetik belleklerdir.</p>
<p>Deneysel bellek incelemesi:</p>
<p>Özellikle hatipler için bellek eğitim araçları hazırlamak amacıyla, daha ilk çağda başlamıştı.ama gerçek bilimsel inceleme, Ebbinghausun çalışmalarıyla özellikle Almanyada, ancak 19. yy.da başladı. Ebbinghaus, ilkin kendi üzerinde olmak üzere, belleğe sistemli deneylemeler uyguladı. Anlama bağlı olan  ve karmaşıklıklarını çok iyi gördüğü etkenleri, yalnızca nesnel özellikleri bakımından göz önüne alınan gereçe bağlı etkenlerden ayırt etmeyi düşündü. On yıllar boyunca deneysel ruhbilimin bütün çabaları, bundan dolayı özellikle belleğin ya da ezberleyerek öğrenmenin incelenmesi üzerine yoğunlaştı. Anlamsal bellek üzerine inceleme akımı uzun süre önemsenmedi. Yine de bu konuda Binet ve Henrinin(1984)  adları ile Bartlettin (1932) adı anılabilir. Ama bu sırada bir başka bir akım anlamsal belleğe, genellikle pek açık olmamakla ya da başka kavramlar ardında saklı kalmakla birlikte, önemli bir yer veriyordu. Bu akım psikanalizdi. Freud ve yandaşlarının çalışmalarında, bellek ve onu örgütleyen çeşitli sistemlerin topik ve hatıralar arasında gerçekleşen ruhsal enerji dolaşımının tuttuğu yer, basit bir görüşe dayanmıyordu. Bununla birlikte psikanaliz bir (ya da birkaç) bellek kuramı içeriyordu ve temel ilkelerinden biri olan bastırım kavramı da bildiğimiz büyük önemini kazanmış ve ağır basmıştı.</p>
<p>Kuramsal ve deneysel bellek incelemesi bildirim kavramının ortaya çıkıp benimsenmesi ve uyartı-cevap behaviorculuğunun yerini alan bilişci kavramlarının gelişmesi ile 50li yılların ortasına doğru tepeden tırnağa yenilendi. Böylece, şu üç noktayı birbirinden ayırt eden görüş ağır bastı.a) bellekte daha önce var olan bildirime zorunlu olarak başvuran, ama kendileri de yeni bir bellekleştirmeye ya da önceki bellek içeriklerinde değişikliklere yol açan etkinlikler olan kavrama algı ve bilgi işlenmesi etkinlikleri; b) bellekte bulunan ve bir azalmaya, değişmeye ya da yeniden yapılanmaya uğrayan bildirimin korunması; c) salt yeniden edimleştirme (çağrı), algısal olarak var olan bir başka bildirim kaynağıyla karşılaştırma(tanıma) ya da yararlanma (sorunların çözümü, kavrama, söz üretimi, vb.) ereğiyle, belleksel bildirimin ortaya çıkması. Gerçekte, daha büyük ruhbilimsel araştırmanın aydınlığa kavuşturduğu üç evre olan edinim, koruma ve edimleştirme, daha gelişmiş bir biçimde, yeniden söz konusuydu, ama iç süreçlerin etkin niteliği artık daha belirginleşmişti.</p>
<p>Ayrıca birçok önemli ayırım daha ortaya atıldı. Bunların birincisi uzun vadeli bellek ile, bir süre kısa vadeli bellek olmak üzere adlandırılan bir ya da birçok öteki bellek biçimleri arasında yapılan ayırımdı. Ruhbilimcilerin çoğu bugün, bu öteki bellek biçimlerini, duyusal (görsel, işitsel, kasduyusal vs.) bir kipliğe bağlı, kısa süreli (genellikle saniyenin altında) kayıtlar ve iş belleği (ya da işlemsel bellek) olmak üzere iki bölüme ayırdılar. İşlemsel bellekte, birkaç saniye süren bildirim koruma işlevinin, bu bildirimin işlenip dönüştürülme işlevine iyice bağımlı olduğunu ileri sürdüler. Uzun vadeli bellek konusunda ortaya çıkan sorunla, özellikle bu belleğin yapısına ilişkin sorunlardı; öteki bellek (yada bellekler) konusunda karşılaşılan sorunlarsa bu belleğin (ya da belleklerin) işleyişinden kaynaklanıyordu.</p>
<p>Bu konuda temel bir özellik aydınlığa kavuşturuldu. Bu özellik, uzun vadeli belleğin, kuramsal olarak sınırsız kapsama gücüne karşıt olarak, her türlü geçici belleğin, bazen belleksel karış olarak adlandırılan sınırlı kapsama gücüne sahip olmasıydı.</p>
<p>Bir başka özellik de, eskiden edimleştirme olarak adlandırılırken bugün ortaya çıkma denilen alanda saptandı. Bu özellik, söz konusu alandaki süreçlerin etkin bir nitelik taşımasıydı. Gerçekten de birçok durumda ve belki de bütün durumlarda, bildirim kendiliğinden ya da istençli (iradi) olarak bellekte aranıyor ve bulunuyor ya da bulunmuyordu. Bir hatıranın uzun vadeli bellekte var olmasına karşın ya bellekte bulunan şeyin örgütlenmesine ya da ortaya çıkma sürecinin işleyişine bağlı olabilen nedenlerden ötürü, öznenin ona erişememesi kural dışı (istisnai) bir durum değildi; tam tersine, sık sık gerçekleşiyordu ve sıkıcı, şaşırtıcı ya da patolojik durumların bu açıdan yorumlanması gerekiyordu.</p>
<p>Yeni çalışmalar, belleğe yerleştirme olayında, yinelemenin (geniş anlamda), bildirimlerin aralıklarla sunulmasının ve olayların duygulanımsal şiddet ve yeniliklerinin de etkili olduklarını gösterdi. Saklama konusundaysa, zamanın etkisinin yeniden incelemesine yol açtı. Bazı öğelerin kaydında, bir kez algılama yeterli olabildiği gibi, unutulmasın da zaman etkili olabiliyor ya da olamıyordu. Ezberleme konusundaki incelemeler  şunu da saptamıştı: belleğe yerleştirme ve ortaya çıkarma arasında geçen sürenin içeriği ve çeşitli etkileri, korumayı ve unutmayı belirleyen temel etkendi.</p>
<p>Her ne olursa olsun, belleğin bütün düşünce etkinliklerindeki ya da doğrusu bilişsel etkinliklerdeki işlevi, bugün kesin bir biçimde saptanmıştır. Çağrının ya da tersi olan unutmanın bellek etkinliğinin ancak belli bir yanı olduğu ve bellek olmasa, nesneleri algılayamayacağımız, bir metni okuyamayacağımız, akıl yürütemeyeceğimiz ve bir şey kavrayamayacağımız, üzerinde önemle durulması gereken bir gerçektir. Günümüzde, bilişsel bellek ruhbilimi, bu karmaşık etkileşimleri inceliyor.</p>
<p>Geçmiş bir olayı ya da bir bilgiyi, zihinde tutma ve anımsama yetisidir. Sözgelimi, okuldaki ilk gününüzü anımsarken, geçmişte yaşadığınız bir olayı bilinç düzeyine çıkarmış olursunuz. Belleğiniz olmasaydı ne kimseyi tanıyabilir ne de kim olduğunuzu bilebilirdiniz.</p>
<p>Anımsama, bütün düşünme biçimlerinin temelini oluşturur. Aşağıdaki soruların ve yanıtların ne türden bir zihin çalışması gerektirdiğini karalaştıralım:  Evinizde kaç pencere var? ; Kedi sözcüğünün  İngilizcesi  nedir?  Evimde 11 pencere var demeden önce bu sorunun yanıtını bilmiyordunuz. Zihninizde evinizin bir resmini canlandırdıktan sonra, oda oda  dolaşarak pencereleri saydınız. Oysa, kedinin  İngilizcesi sorulur sorulmaz , görsel bir imgeye gerek kalmadan cat sözcüğü aklınıza geliverdi.</p>
<p>İnsanlar anımsama imgeleri değişik biçimlerde kullanırlar. Bazı yetişkinler ve çocukların  görsel imgelerin kullanımında olağanüstü bir yetisi vardır. Bu kişiler gördükleri bir resmi, resim ortadan kalktıktan sonra da gözlerinin önünde canlandırabilirler. Bu görsel imgeler, zihinde neredeyse bir fotoğraf gibi tüm ayrıntılarıyla birkaç dakika kalır. Psikologlar bu tür belleği eidetik imge (silimsiz imge ) olarak adlandırırlar. Böyle bir belleğe sahip çocukların çoğu, yaşları ilerledikçe bu yetilerini yitirir.</p>
<p>Psikologların bellek konusunda  üzerinde durdukları iki önemli soru vardır: Öğrendiğimiz bir şeyi nasıl anımsarız? Neden unuturu?</p>
<p>İlk sorunun içinde aslında iki soru yer alır. Birincisi, kısa bir süre için gerekli olan bir bilgiyi nasıl aklınızda tuttuğumuzdur. Günlük yaşamda sık sık bu türden anımsamalara gerek duyarız. Örneğin; bir şey satın alırken, satıcıya malın fiyatından daha fazla para verdiğimizde, paranın üstünü eksiksiz alabilmek için, fiyatı belirli bir süre akılda tutmamız, anımsamamız gerekir. Günlük yaşamımızın uyanık geçen saatlerinde gerek duyduğumuz bu kısa süreli bellek, bilgileri kısa bir süre için depolar, kullandıktan sonra da, artık işine yaramadığı için saklamaz.</p>
<p>Öteki soru ise şudur: Geleceğe yönelik, başka bir deyişle uzun süre akılda tutmamız gereken şeyleri nasıl anımsarız? Kedinin  İngilizce karşılığını öğrendiğimizde, bu sözcük belleğinize işlenir ve kalıcı bir kullanım için depolanır. Bu da bilgilerin uzun süre saklandığı  bir belleğimizin olduğunu gösterir. Günümüzde psikologlar, insanlarda her iki bellek sisteminin de var olduğu ve öğrenilen bilgilerin ikl olarak kısa süreli belleğe, daha sonra da kalıcı bir biçimde saklamak üzere uzun süreli belleğe aktarıldığı görüşündedirler.</p>
<p>Bir insan kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe bilgi aktarma yetisini yitirebilir. Örneğin; H. M. Adında bir ABD yurttaşının, beyninde elektriksel kasılmalara neden olan ağır bir sara hastalığı (epilepsi) vardı. Saradan kurtulmak için geçirdiği ameliyat sırasında  istenmeden beyni zarar gören H. M. , ameliyat öncesine kadar geçen her şeyi anımsıyordu. B u uzun süreli belleğinin iyi durumda olduğunun bir göstergesiydi. Ayrıca telefon numaralarının ve insanların yüzünü kısa bir süre için  aklıda tutabiliyordu. Bu da kısa süreli belleğinin hala çalıştığını gösteriyordu. Ne var ki, H. M. Ameliyattan bu yana geçen 35 yıla ilişkin  hiçbir şey anımsamıyor. Ameliyattan sonra tanıştığı hiç kimse belleğinde  yer etmediği gibi, kendinin de nasıl bir kişiliğe sahip olduğuna ilişkin değerlendirmesi ameliyat öncesiyle sınırlı.  H. M.nin  sorunu, kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe bilgi aktarma yetisini yitirmiş olmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Neden unutuyoruz?  Psikologlar uzun süreli belleği, beyne yerleştirilmiş bir kitaplığa benzetirler. Kitaplıktaki kitaplar  bilim , roman gibi başlıklar altında sıralanır. Adını ya da yazarını bildiğimiz bir kitabı kart kataloğuna ya da bilgisayara başvurarak kolayca bulabilirsiniz. İnsan belleği de kitaplık gibi, bilginin düzenli bir şekilde depolandığı yerdir. Kedi sözcüğünü İngilizce karşılığını öğrendiğinizde, bu bilgi beyindeki ilgili bölümlerde depolanır. Kedinin İngilizcesini anımsamak istediğimizde, kedi sözcüğü bellekten catin aranıp bulunmasına (anımsama) yardımcı olur.</p>
<p>Psikologların,  unutmanın nedenlerine ilişkin değişik görüşleri vardır. Bazıları, beyin hücrelerinin bozulmasından ya da beynin yeterince kullanılmamasından dolayı, önceden bilinen şeylerin bellekten silinerek, beynin eskisi gibi çalışmamasının unutmaya yol açtığını savunur. Sözgelimi bazı yaşlı insanların geçmişlerine ilişkin çok az şey anımsaması, beyi hücrelerinin bozulmasına bağlanır. Bazı psikologlar da, bilginin bellekten hiçbir zaman silinmediği, unutmanın, bilginin anımsanması sırasındaki  bir aksamadan kaynaklandığı  görüşündedir. Bellekte depolanmış olan bir sözcüğün dilin ucuna gelmesi, onu anımsamakta geçici olarak güçlük çektiğimiz anlamına gelir. Bir kişiyi tanır, adını da bilir; ama  nedense bir türlü çıkaramayız.  Gene de sonunda birden anımsayıp, söyleyebiliriz. Ünlü psikanaliz uzmanı Freud da , unutmanın, bellekteki olayların geri çağrılmasında ortaya çıkan bir aksaklıktan kaynaklandığı görüşündeydi.  Freud, hastalarının kendilerine ilişkin hoş olmayan gerçekleri, bu gerçeklerin vereceği sıkıntıdan kurtulmak için unuttuklarını savundu. Freudun tedavi yöntemi, hastalarına hoş olmayan bu olayları yeniden anımsatıp, rahatsız edici  sorunlarla yüz yüze gelmelerini sağlayarak çözüm aramalarında yardımcı olmaktı.</p>
<p>Ara sıra gazetelerde belleğini yitirmiş birine ilişkin bir haber okuruz. Kim olduğunu, nerede yaşadığını ve bir ailesi olup olmadığını bilmeyen bu kişiler her zaman değilse de çoğunlukla kısa bir süre sonra yeniden belleğine kavuşur. Bellek yitimine yol açan , ciddi, duygusal sarsıntılar geçirmiş bu tür insanlara sık sık rastlanır. Bellek yitimi psikolojide amnezi olarak adlandırılır.</p>
<p>Zamanı yeniden bulmak</p>
<p>Çoğu zaman , davranışlarımıza yön veren ve anısı bizim için sürekli bir ders olan en etken birikim geçmiş deneyimlerimizdir:  Geçmişte kendimizin veya başkalarının yaptığı işleri hatırlar ve bunların sonucuna göre onları tekrarlarız veya onlardan kaçınmaya çalışırız.Davranışlarımızı düzeltmemiz ve bilgilerimizi çoğaltmamız ancak bu yoldan mümkün olabilir.</p>
<p>Belleğin hatırlamadan başka iki özelliği daha vardır: Tanıma ve yeniden öğrenme. Hatırlama, tanıma ve yeniden öğrenmenin etkinliği, öğrenme ile belleme arasındaki sürenin uzunluğu ile ters orantılıdır.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>1.     Temel Britannica  Hürriyet  , 3. cilt, sayfa 129,130</p>
<p>2.     Genç Larousse  Meydan , 2. cilt, sayfa 639</p>
<p>3.     Büyük Ansiklopedi  Milliyet , 2. cilt, sayfa 722</p>
<p>4.     Büyük Larousse  Milliyet , 2.cilt , sayfa 1496</p>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=6&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek-nedir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Belleğine Giriş</title>
		<link>http://www.bellek.net/genel/merhaba-dunya/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/genel/merhaba-dunya/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 09:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bellek]]></category>
		<category><![CDATA[hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[hatırlama]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=1</guid>
		<description><![CDATA[
Bellek ( hafıza ) insanoğlunun sahip olduğu en hayati ve önemli yeteneklerinden birisidir. Bir an için durup düşünelim eğer belleğimiz olmasaydı neler olurdu acaba? Hayal etmesi bile korkunç değil mi? Düşünün sabah kalkıyorsunuz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. On dakika önce arkadaşınızla neler konuştuğunuzu hatırlayamıyorsunuz.
Bellek ile öğrenme, yine bellek ile zeka arasında sıkı bir ilişkinin de var [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Bellek ( hafıza ) insanoğlunun sahip olduğu en hayati ve önemli yeteneklerinden birisidir. Bir an için durup düşünelim eğer belleğimiz olmasaydı neler olurdu acaba? Hayal etmesi bile korkunç değil mi? Düşünün sabah kalkıyorsunuz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. On dakika önce arkadaşınızla neler konuştuğunuzu hatırlayamıyorsunuz.</li>
<li>Bellek ile öğrenme, yine bellek ile zeka arasında sıkı bir ilişkinin de var olduğu görülmektedir.</li>
<li>Bellek insanoğlu için bu kadar önemli olmasına rağmen, onun hakkında bildiklerimiz bilmediklerimizin yanında buz dağının görünen bölümü gibidir.</li>
<li>Bu düşünceden hareketle Türkçe literatürde bulunan bellekle ilgili yazıları bu sitede toplamaya çalıştık.</li>
<li>Faydalı olabilmek ümidiyle.</li>
</ul>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=1&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/genel/merhaba-dunya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
