<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsan Belleği - Hafıza-i Beşer &#187; kodlama</title>
	<atom:link href="http://www.bellek.net/tag/kodlama/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bellek.net</link>
	<description>Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Sep 2011 09:51:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Bellek</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Sep 2011 09:13:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ara – Bul – Geriye Getir]]></category>
		<category><![CDATA[Belleğin üç aşaması]]></category>
		<category><![CDATA[Bozucu Etkiler]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğrafsı İmge]]></category>
		<category><![CDATA[İki Tür Bellek]]></category>
		<category><![CDATA[kısa süreli bellek]]></category>
		<category><![CDATA[Kısa Süreli Bellek ve Düşünme]]></category>
		<category><![CDATA[kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[Kümeleme]]></category>
		<category><![CDATA[Örgütleme ve Bağlam]]></category>
		<category><![CDATA[retrieval]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli bellek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[BELLEK: İlkel toplumla bugünkü modern toplumun kültür ve sosyal düzeni arasındaki farklılık iki toplumun öğreneme deneyimlerinde yatar. Kültür insandan insana kuşaktan kuşağa bilgi ve görgü aktarımını sağlayan ortamı oluşturur. Kültür bir toplumun belleğidir. Toplumun yaşantılarını ve yaşantılardan öğrendiği sonuçları kültür içinde kuşaktan kuşağa aktarır. İki  toplum arasındaki fark bilgi birikiminden doğar ve kültür bu birikimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>BELLEK: </strong>İlkel toplumla bugünkü modern toplumun kültür ve sosyal düzeni arasındaki farklılık iki toplumun öğreneme deneyimlerinde yatar. Kültür insandan insana kuşaktan kuşağa bilgi ve görgü aktarımını sağlayan ortamı oluşturur. Kültür bir toplumun belleğidir. Toplumun yaşantılarını ve yaşantılardan öğrendiği sonuçları kültür içinde kuşaktan kuşağa aktarır. İki<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>toplum arasındaki fark bilgi birikiminden doğar ve kültür bu birikimin ortamını oluşturur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>İnsanların belleği olmasaydın bir insan belirli bir deneyimden öğrendiği davranış ve görüşleri saklayamaz, her defasında aynı davranışları yeni baştan öğrenmek zorunda kalırdı. Belleğin olmadığı yerde öğrenimden ve öğrenilen şeylerin birikiminde söz edilemez. Bellek sayesinde insan oğlu dil ve kültürü geliştirebilmiş ve böylece son derece karmaşık modern toplumlar oluşturabilmiştir. Sinir sistemimiz on bin yıl öncesine göre aynı potansiyele sahiptir. Ne var ki kültürümüz ve toplumsal hayatımız on bin yıl öncesinden binlerce defa daha karmaşıktı. Bellek yeteneğini hesaba katmadan insanın bugünkü ulaştığı aşamayı anlamağa olanak yoktur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span><strong>BELLEĞİN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>Belleğin iki temel boyutta belirgin özellikleri vardır. Birinci boyut belleğin aşamalarını ifade eder: kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir aşamaları. İkinci boyut belleğin türlerini ifade eder: Kısa süreli ve uzun süreli bellek.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>Belleğin üç aşaması :</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>İlkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeyi çalışan bir öğrenciyi düşünelim. Öğretmen tahtaya “A” harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve, diyelim ki Ali’den okumasını ister. Ali “A” harfini doğru olarak söyler. Ali’ni “A” harfini söylemesi onun belleği sayesinde mümkün olmuştur. Bu olayda üç aşama yer alır. B</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>Birinci aşama kotlama ( coding) aşamasıdır. Ali, öğretmen harfi gösterdiği zaman belleğinde bu harfi, diğer harflerden farklı olabilecek biçimde kotlamıştır. Kotlamadan sonra Ali geçen süre içinde kotladığı bilgiye bir yerde depolamıştır. Bu aşama depolama (storage) aşaması denir. Öğretmen yeniden sorduğu zaman depolamış olduğu bilgiyi bulmuş ve geri getirmiştir. Bu aşamaya ara – bul – geriye getir (retrieval) aşaması denir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Ali, öğretmen harfi söylemesi istediği zaman cevap vermezse, onun belleğe üç aşamadan birinde aksamış olabilir: ya açık seçik harfi görememiş ve diğer harflerden ayırt ederek kotlayamamış, ya depolama aşamasında bir aksaklık olmuş ve kotlanan harf daha önce Ali’nin bildiği diğer bilgiler arasında kaybolmuş gitmiş ya da iyi depolanmış olduğu halde ara – bul – geriye getir aşamasında depolanmış bilgiyi bulup çıkarmak olanağı olmamıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bellek üzerine yapılan psikoloji araştırmaları her bellek aşamasının kendine özgü işleyiş kurallarını bulmaya yönelmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>İki Tür Bellek</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bir çok araştırmadan sonra bugün en azından iki tür bellek olduğu biliyoruz. En azından diyoruz, çünkü bazı psikologlar üçtür bellek olduğunu savunmaktalar. Biz bu kitapta kısa süreli (KS) ve uzun süreli (US) olmak üzere iki bellekten söz edeceğiz. Bazı psikologların duyumsal bellek adını verdikleri çok kısa süreli (short – term) bellek türünü, kısa süreli belleğin bir parçası olarak kabul edeceğiz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>KISA SÜRELİ BELLEK</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Öğrenilen bilginin ancak iki – üç saniye gibi kısa bir süre tutulduğu durumlarda bile kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir aşamaları yer alır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kodlama</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Belleğe girmemiş olayların, deneyimlerin hatırlanması söz konusu değildir. Çoğu kimseler belleklerinden şikâyet ederler; büyük çoğunlukla bu kimselerin şikâyetleri belleklerinden değil, seçici algılama süreçlerinden kaynaklanır. Başka bir ifade ile, neye dikkat edip neye dikkat etmedikleri konusunda bir aksaklık vardır. Sorun, kodlama aşamasındadır. Örneğin, yarım saat önce bakkala gitmiş bir arkadaşınıza bakkalın ayakkabısını rengini sorun, size doğru sevap veremez; çünkü bakkalın ayakkabısının rengine bakmak ve onun aklında tutmak onun dikkat ettiği bir konu değildir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Çevre de olan nesne ve olaylar, o olay ve yaşantının türüne uygun bir duyusal kodla algılanır ve kısa süreli belleğe gelir. Bir evin adresini işittiğiniz zaman ses ile ilgili kodu resme baktığımız zaman görsel kodu kullanırız. Hal, kelime gibi dille ilgili uyarıcılar da sessel kodun ağırlık kazandığı gözlenmiştir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bu konuda araştırma yapan psikologlardan biri, şöyle bir araştırma yöntemi kullanmıştır. Bir grup deneğe, R L B K S J gibi bir dizi sessiz harf verilmiştir. Birkaç saniye sonra deneklerden, gördükleri harf dizisini aynen yazmaları istenmiştir. Verilen cevapların çoğu doğru olmakla beraber denekler bazı dizilerde hata yapmışlardır. Örneğin yukarıdaki harf dizisini R L T K S J olarak yazmışlardır.”B” harfi, ses benzerliğinden dolayı “T” harfiyle yer değiştirmiştir. Yapılan hataların temelinde harflerin ses benzerliğinin yattığı gözlenmiştir. (Conra, 1964). Bu araştırma gösterir ki dille ilgili uyarıcılar ister sözlü, ister yazılı verilsin, sesle ilgili kodlama ön plana geçmektedir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Yapılan çalışmalar resimlerin hatırlanmasında ses ilgili kodlama yerine, görsel kodlamanın daha ağır bastığını göstermiştir. Bazı küçük çocuklarda fotoğrafik belleğe rastlanmıştır. Bu tür çok ayrıntılı belleğe psikolojide fotoğrafsı imge (image) adı verilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Fotoğrafsı İmge</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Çoğumuz gördüğümüz bir resmi bir süre belleğimizde tutabiliriz, ancak belleğimizdeki imge genellikle ayrıntılarını kaybetmiş, sönük bir imgedir. Bazı kimseler gördükleri resmi veya manzarayı bütün ayrıntılarıyla açık seçik bir biçimde belleklerinde tutabilirler. Örneğin, üç çocuğun oyun oynarken resmini çekelim ve çekilen resim, etraftaki ağaçları, çiçekleri, kuşları ve çocukları oynamakta oldukları oyuncakları göstersin.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bu resim bize gösterildikten sonra “ortada yer alan kız çocuğunun elbisesinde kaç benek var ?” diye sorulsa, çoğumuz bu soruya doğru cevap veremeyiz. Fakat<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>bazı kimseler birkaç saniye düşündükten sonra bu soruya doğru cevabı bulabilirler. Bunun nasıl başardıkların sorulduklarında “resmin gözün önüne getiriyorum ve kız çocuğunun elbisesinin beneklerini sayıyorum !” derler. Ayrıntılı imge 5- 10 dak bellekte kalabilmektedir. Bu kişilere “fotoğraf bellekli” yada teknik terimi ile fotoğraf imgeli adı verilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Depolama</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kısa süreli belleğin küçük bir kapasitesi vardır. Ortalama olarak bu kapasite 7 “birim”<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>liktir. Bazı kimseler 5 birimden sonra, bazı kimselerse 9 birimden sonra kısa süreli belleklerinde hata yapmaya başlarlar. Kısa süreli belleğin kapasitesinin 7± 2 olması sizi hayrete düşürebilir, çünkü günlük yaşamamızda kişilerin belleklerinin değişik yetenekler gösterdiğini gözlemişsinizdir. Günlük yaşamda bireyler arasında gözlemiş olduğunuz bellekteki yetenek farklılığı uzun süreli belleten ileri gelir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kısa süreli belleğin kapasitesi yukarıda ki 7±2 formülü ile ifade edilebilir. Bu gözlemi ilk yapanlardan biri bellek üzerine çalışmalarıyla ünlü alman psikologu Ebbinghaus’dur. (1885). Amerikalı psikolog George Miller kendi çalışmalarında 7 rakamını tekrar tekrar görmüş ve kısa süreli belleğin kapasitesini “sihirli rakam 7” adı altında belirtmiştir. (1956).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bazı psikologlar unutmayı yerine alma ilkesi ile açıklama yerine, renkli resmin zamanla gittikçe rengini kaybetmesi gibi, sinirsel zihin zayıflayıp ortadan kaybolması ile açıklamayı tercih eder (Reitman, 1974). Bu psikologlara göre, içten tekrar, kaybolmaya yüz tutmuş sinirsel izin yeniden kuvvet kazanmasında yol açtığından, hatırlamaya yardımcı olur. Her iki görüşte bu gün modern psikolojide yerini korumaktadır. Hangi görüşün doğru olduğu ile ilgili henüz kesin bir sonuca ulaşılamamıştır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Ara – bul – geriye getir (retrieval)</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kısa süreli bellekteki bilgini sürekli farkında olduğumuz için, bizden istendiğinde bilgiyi hemen hiç zaman geçmeden bulup çıkarmak mümkünmüş gibi düşünürüz. Günlük yaşamda, kısa süreli bellekteki bir birimle ilgili sorulan soruya verilen cevabı bulmak için sanki hiç zaman gerekmiyormuş gibi bir izlenim ediniriz. Örneğin yukarıdaki isim listesi verildikten sonra, size “listede Necla ismi var mıydı ?” diye sorarlar, sorunun sorulmasıyla, sizin “evet” yada “hayır” diye cevap verişi arasında hiç zaman geçmiyormuş gibi düşünebilirsiniz. Bu izlenim yanlıştır. Sorulan belirli bir bilgiyi cevaplarken ne kadar zaman harcandığı konusunu denemelerle nasıl incelendiği şimdi kısaca gözden geçirelim.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sternberg adlı Amerikalı psikolog aşağıdaki yöntemli kısa süreli belleğin ara – bul – geriye getir için ne kadar zaman istediğini araştırmıştır. Her denemede deneğe, bellek listesi adı verilen bir dizi rakam verilmiştir. Bellek listesindeki rakam sayısı 7’den azdır, bu nedenle deneğin rakam dizisini kısa süreli belleğinde tutması sorun olmaz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bellek listesi gösterilip kaldırıldıktan bir süre sonra deneğe bir test rakamı verilir ve deneğin bu rakamın bellek listesinde olup olmadığına karar verilmesi istenir. Denek cevabını “evet” yada “hayır” kelimeleri ile belirtir. Test rakamı verilmeden önce bellek dizisi kaldırıldığında, deneğin cevap verebilmesi için, kısa süreli bellekte depoladığı bellek listesi ile test rakamının karşılaştırılması gerekir. Denekler bu tür denemelerde ender olarak hata yaparlar. Araştırmacıların asıl ilgilendiği deneğin karar verme sürecinin hızıdır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kısa Süreli Bellek ve Düşünme</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Araştırmacılar, kısa süreli belleğin insan düşünme sürecini doğrudan etkilediği kanaatindedirler. Birçok psikoloğa göre, yukarıda örneğini verdiğimiz kısa süreli bellek kapasitesi, insan düşünmesinin de sınırını belirler. Bir arkadaşınız üzerinde şu deneyi yapabilirsiniz: arkadaşınıza şu iki işlemi aynı anda yapmasını isteyin: bir telefon numarasını 2374347 ezberlemeye çalışırken, aynı zamanda (6*13) bir çarpım ilmenin zihinsel olarak yapmaya kalkışsın. Tek tek alındığı zaman gayet kolay olan bu işlemler beraber verildiğinde, her ikisi de kısa süreli bellekte işleneceğinden , kısa süreli belleğin kapasitesini aşar ve birbirlerini çelmeler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kümeleme</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Günlük yaşamımızda öğreneceğimiz konular, bize ufak ufak birimler halinde verilmez. Öyle anlar vardır ki, uzun birkaç cümleyi hatırlamamız gerekir. Örneğin bir yere nasıl gidileceğini bize söyleyen kimsenin tekrar etmeye zamanı yoktur ve verilen yol tarifini hemen o anda beklememiz zorunludur. Bu durumlar kısa süreli belleğimizin kapasitesini aştığı halde bu tür görevleri belleğimiz, çoğu kere rahatlıkla başarır. Nasıl oluyor da kısa süreli bellek kendi kapasitesini üstünde görevleri kısa süreli bellek başarabiliyor ve öğrenilen malzemeyi uzun süreli belleğe aktarabiliyor ? sorunun cevabını altında kümeleme (clustering) süreci yatar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bir bellek deneyinde size şu harf dizisi verilsin ve belleyip hatırlamanız istensin :</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="mso-tab-count: 1;">                </span>İRELZÖG NIRALKUCOÇ</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Büyük bir olasılıkla 17 harflik bir dizeyi ezberlemeniz ilk başta olanaklı görünmez. Şimdi diziyi sondan başa doğru okuyun: ÇOCUKLARIN GÖZLERİ. 17 harflik dizi, sizin bildiğiniz iki kelimeye indirgendi. Bu iki kelimeyi tanımakta ve hatırlamakta hiç güçlük çekmezsiniz. Nasıl oldu da harf dizisi iki kelimeye indirgene bildi. Bu soruya verilen cevabın altında Türkçe dilbilgisi kuralları yatar. Türkçe dilbilgisi kuralları uzun süreli bellekte depolanmıştır ; bu bilgi aracılığıyla 17 harflik bir diziyi, iki birimli bir kelime haline dönüştürebildik.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Dilbilgisi gibi aşina olunan, bilinen her düzen, bir kümeleme sistemi oluşturabilir. Bu sistem aracılığıyla bilinmeyen yeni uyarıcılar kümelenebilir. Örneğin, 145319231989 rakamlarının bir okuyuşta ezberlenip ve aynı sırada hatırlanması istense zorluk çekilir, çünkü 12 rakamdan oluşan bu sayı dizisiyle karşı karşıya bulunulmaktadır. Ancak bu dizi şu şekilde görülebilse 1453 (İstanbul’un fethi) 1923 ( Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu), 1989 (seksenlerin son yılı) kümelenerek üç birimlik dizi haline dönüştürülmüş olur. Üç birimlik dizinin öğrenmesi ise çok kolaydır. Bu örnekte daha önceden biline tarihler, yeniden verilen birimleri kümelemek için kullanıldı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>UZUN SÜRELİ BELLEK</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kısa süreli bellek biyofizik, uzun süreli bellek ise biyokimyasal bir süreçtir. Bir bilginin uzun süreli belleğe girmesi protein sentezi ile gerçekleşir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">30 saniye geçtikten sonra hatırlanan ve her bilgi veya olay uzun süreli bellekten çağrılır. Uzun süreli bellek, kısa süreli bellekten kendisine bilgiyi birkaç dakikadan başlayan ve günlere, haftalara yıllara hatta bir ömür<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>boyuna uzanan sürelerle saklayabilir. Yapılan araştırmalar, dakika ve saat gibi kısa zaman süreleri içinde yapılmıştır. Fakat ayları ve hatta yılları kapsayan birkaç psikolojik araştırma da vardır. Aynı kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli bellekte de kodlama, depolama ve ara – bul – geriye getir süreçlerini inceleyeceğiz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kodlama</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Dış dünya olaylarını ve insan yaşantısının tüm boyutlarını kapsayan bir kodlama (coding) sistemi insan belleğinin bilgi kaydının temelini oluşturur. Ses, renk, tat, koku, dokunma gibi insan duyu organlarına karşılık olan her uyarıcı türü bellekte kodlanabilir. Sözlü iletişimde anlam en önemli kodlama aracıdır. Yapılan bazı araştırmalar bireylerin, dinledikleri cümleni anlamını kavradıktan sonra kelimeleri unuttuklarını, fakat kelimelerin oluşturduğu cümlenin temelinde yatan anlamını rahatlıkla hatırladıklarını göstermiştir (Sachs, 1967).</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">İnsan zihni yazılı yada sözlü dil yoluyla gelen uyarıcıların içerdikleri anlamı bulup çıkararak gelen uyarıcıları değil fakat bu uyarıcıların içeriğini oluşturan anlamı bellekte tutar. Bu nedenle, anlamsız bir biçimde bize verilen birbiriyle ilişkisiz kelime çiftleri gibi uyarıcı dizileri anlamlı ilişkiler içine sokulursa belleme kolaylaşır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Örneğin, öğreneceğiniz kelime dizisindeki kelimelerden biri kavalye olsun. Kelimeyi öğrenirken başka hangi kelimenin söylenişini beziyor diye düşünebilir ve bunlar içinde “sandalye” kelimesinin söylenişine benzediğini keşfedebilirsiniz. Benzetmeyi yaptığınız anda, belirli bir düzeyde ayrıntılara inmiş olursunuz. Kavalye ile “sandalye” kelimeleri arasında bir ilişki kurarak (örneğin sandalye üzerinde oturan kavalye) daha da ayrıntıya girebilirsiniz. Yaşamınızda hiç kavalye olup olmadığınızı düşünerek belirli bir deneyiminizle kelime arasında bir bağlantı kurabilirsiniz böyle bir bağlantı kurduğunuzda daha ayrıntılı bir<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>kodlama yapmış olursunuz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Depolama ve Ara – Bul – Geriye Getir</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Kısa süreli bellekte işlenen bilgi, uzun süreli belleğe aktarılır ve burada depolanır. Hatırlamak istediğimiz bilgiyi aramaya başlarız. Hatırlayabilmemiz için iki koşulun yerine getirilmesi gerekir: (1) Hatırlamak istediğimiz bilginin bellekte depolanmış olması ve (2) depolanmış bilgiye bizi götüren ara – bul – geriye getir ip uçlarının var olmasının var olması gerekir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Çoğu zaman bilgi bellekte bulunduğu halde ara – bul – geriye getir ip ucunun olmamasın yüzünden bir türlü hatırlayamayız. Bazı gözlemler böyle hatırlayamama olaylarının pek seyrek olamadığını gösterir. Sanki kitaplıkta bir kitabı bulmak için yaptığımız işleme benzer bir durumla karşı karşıyayız. Aradığımız kitabı bulamadığımız zaman şu olasılıklar akla gelir: (1) Aradığımız kitap kitaplıkta yok (2) Kitap var, fakat yanlış yere konuşmuş ; (3) kitabın fişi kaybolmuş, kitabın nerede olduğunu dair ip ucu yok. Aradığımız kitapla ilgili bu olasılıklar, uzun süreli bellekte aradığımız bir bilgi içinde geçerlidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Sınavda hatırlayamadığımız bir bilgiyi sınavdan sonra hatırladığımız çok olmuştur. Ayrıca, “dilimin ucunda” olayı da son derece ilginç bir olaydır. Söyleyemediğimiz bir ismi, sanki “dilimin ucunda” tutarız ve bir başkası “av. Celal beyin ismini mi hatırlamaya çalışıyorsun?” diye sorduğunda, gayet kesin olarak , “HAYIR ! başka birinin ismini hatırlamaya çalışıyorum” diyebiliriz. Aradığımız ismi içeren bir liste verilse o adı hemen tanıyabiliriz. Hipnozla ilgili çalışmalarda ilginç sonuçlar vermektedir; günlük bilinç düzeyinde hatırlayamadığı olayları, kişiler hipnoz altında hatırlayabilmektedirler.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bu gözlemler gösteriyor ki, belirli bir bilgi bellekte olduğu halde, uygun ara – bul – geriye getir ipucu olmadığı için hatırlanamaz. Bilginin bellekte depolanması kadar, uygun ara – bul – geriye getir ipuçlarının bulunması da önemlidir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hatırlamayla ilgili yapılan araştırmalar, ara – bul – geriye getir ipuçları kaybolmasının, hatırlayamama olayının en belli başlı nedenlerinden biri olduğunu gösterir. Şimdi, ara – bul – geriye getir’i kolaylaştıran ya da zorlaştıran nedenlere bir göz atarak bellekle ilgili konumuzu sürdürelim.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Örgütleme ve Bağlam</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hatırlamada iki faktör önemli rol oynar: (1)Örgütleme (organizing) ve (2) bağlam (ilişkiler çerçevesi / context). Bilgini öğrenimi, başka bir deyişle kodlanması sırasında birey bilgiyi istediği şekilde örgütleyebilir. Bilgi örgütlemede kullanılan düzen akla yatkın, evvelden biline bir düzense, hatırlama sırasında ara – bul – geriye getir ip ucu olarak kullanılır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Size liste halinde verilmiş doğa bilimleri ile ilgili yüzü aşkın bir dizi kavramı öğrenme durumunda olduğunuzu varsayalım. Size anlamlı gelecek biçimde örgütleyerek kavram dizisini öğrenmek istiyorsunuz. Farz edelim ki, en dıştan içe doğru giden bir örgütleme düzeni kullanıyorsunuz: Evrenin yapısıyla ilgili kavramları alıyorsunuz ve bunu yer küresini ilgilendiren kavramlar izliyor. Daha sonra, yer küresindeki canlı ve cansız varlıkları ve cansız varlıkların hareketleriyle ilgili fizik kavramlarını grupluyorsunuz, canlıların yapısıyla ilgili biyoloji kavramlarını ve en sonunda da insan davranışlarıyla ilgili psikoloji kavramlarını da bir kümeye koyuyorsunuz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hatırlamayla ilgili deneyler tekrar tekrar göstermiştir ki, örgütlenerek öğrenilen bilgi, hiç örgütlenmeden bellenen iki veya üç kat daha kolay hatırlanır. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi verilen kavram dizisinin size anlamlı gelecek bir biçimde örgütlediğimizde, kavramları hatırlama oranınız yüksek olur.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Bozucu Etkiler</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Bir ara – bul – geriye getir ip ucu birden fazla bilgiyle ilişki kurar ve her biri için ara – bul – geriye getir ip ucu olarak işlev görmeye başlarsa, o zaman bozucu etkiler (interference) kendini gösterir ve hatırlamada aksaklıklar ortaya çıkar.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hatırlamak istediğiniz şeyleri örgütleyerek ara – bul – geriye getir ipucunun verimliliğini arttırabilirsiniz. Örneğin almak istediğiniz şeyleri birbiriyle ilişki haline getirerek bir örgütleme<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>geliştirebilirsiniz. Yazmak ve okuma fiilinin üzerine kurulmuş şöyle bir örgütleme kurabilirsiniz: kalem açacağı, kalemin şerit, yazı makinesinin yazması için ; doğum kartı arkadaşınızın, kitap sizin okumanız için gerekli.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Böyle bir örgütleme yoluyla, sağ parmaktaki yüzük, birbiriyle ilişkisi olmayan dört birim yerine, okuma ve yazma gibi birbiriyle ilişkili iki ara – bul – geriye getir ip ucuyla ilişki haline sokulur. Örgütleyerek bellemenin hatırlamada yararlı olduğunu kanıtlayan çok sayıda araştırma vardır.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kaynaklar :</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Cüceloğlu, Doğan (1999) insan ve davranışı pisikolojinin temel kavramları. S 169-186 Remzi kitabevi, İstanbul.</p>
<h3 class='related_post_title'>İlgili Yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/' title='Belleğin Temel İşlevleri'>Belleğin Temel İşlevleri</a></li>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/' title='İnsan Belleği'>İnsan Belleği</a></li>
</ul>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=49&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Belleği</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 03:48:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[geri getirme]]></category>
		<category><![CDATA[kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[tekrarlama]]></category>
		<category><![CDATA[unutma]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli bellek]]></category>
		<category><![CDATA[yürütücü biliş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[İNSAN BELLEĞİ Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve geri getirme gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İNSAN BELLEĞİ</p>
<p>Eğitimde bilişsel öğrenme kuramlarının etkin kullanımı, son yıllarda düzenli olarak artmaktadır. Bilişsel öğrenme araştırmaları öncelikle,anlamlı sözel öğrenmede içsel bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya çalışır. Bu süreçler, adres hatırlama ya da karmaşık bir problem çözme gibi birçok görevlerde kullanılır (Eggen ve Kauchak, 1992). Bu nedenle araştırmacılar dikkat, algı, bellek, unutma ve geri getirme gibi bilişsel süreçleri incelerler.<span id="more-28"></span></p>
<p>Öğrenmeyi bilişsel açıdan inceleyen kuramlardan biri olan bilgiyi işleme kuramı, insan öğrenmesinde öğrenme sürecini bilgisayara benzetmektedir. İnsan zihni bilgiyi alır, işler, biçim ve içeriğini değiştirir, depolar, gerektiği zaman geri getirir ve tepkiler üretir. Bir başka söylemle, süreç bilgiyi bir araya getirir, kodlar, bilgiyi korur ya da depolar ve gerektiği zaman geri getirir. Tüm süreç bilgisayarda &#8220;program&#8221; bireylerde ise &#8220;yürütücü kontrol&#8221; tarafından denetlenmektedir (Woolfolk,1997).</p>
<p>Bilgisayar, yapılması çok güç durumlarda üstün performans gösterir ve karmaşık problemleri büyük bir hızla çözer. Ancak insanın zihinsel yetenekleri bilgisayardan çok daha yetkindir. Örneğin; küçük bir çocuk, karşısındaki insanın duygularını anlayabilir ya da bir yetişkin daha önce hiç karşılaşmadığı bir problemi çözebilir. Bilgisayarların yetkin bellekleri ve büyük hızları olmasına karşın, insan zihninin bilgiyi anlama ve işleme yeteneğine ulaşması pek olası görünmemektedir (Slavin,1988 ).</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı temel olarak şu dört soruyu yanıtlamaya çalışır (Senemoğlu,1997; 270 ):</p>
<p>1. Yeni bilgi dışardan nasıl alınmaktadır?.</p>
<p>2. Alınan yeni bilgi nasıl işlenmektedir?.</p>
<p>3. Bilgi uzun süreli nasıl depolanmaktadır?.</p>
<p>4. Depolanan bilgi nasıl geriye getirilip hatırlanmaktadır ?.</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı iki temel öğe üzerinde durmaktadır. Birincisi üç yapıdan oluşur; duyusal kayıt, kısa süreli bellek / çalışan bellek ve uzun süreli bellektir. İkincisi ise bilişsel süreçleri içerir. Bunlar içsel, zihinsel eylemlerdir ve bilginin bir yapıdan diğerine geçişini sağlarlar.</p>
<p>Birey her an çevresinden gelen uyarıcıların etkisi altındadır. Rüzgarın sesi, güneşin pırıltısı, egzoz dumanı, çiçeğin kokusu, yemeğin tadı gibi. Derslikte bir öğrenciyi düşünürsek, öğretmenin sesi, tepegöz saydamından tahtaya yansıyan yazılar, kitaptaki şema ve yazılar, diğer öğrencilerin fısıltıları, dışarıdan gelen sesler, sandalyeden gelen uyarıcı onu bombardımana tutar. Başka bir söylemle, dünya bilgi doludur. Sesler, kokular, tatlar, şekiller, sözcükler ve müzikle. Tüm bu uyarıcılar bilgiyi işleme sürecini başlatır.</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramının birinci adımı bireyin duyu organları yolu ile çevreden gelen uyarıcıları alması ile başlar. Duyusal kayıda gelen bilgilerin çoğu atılır ve bir kısmı da çok kısa bir süre tutularak algılanır ve tanınır. Duyular dikkat ve algı süreçleri aracılığı ile kısa süreli belleğe geçirilir. Depolama yetikliği çok sınırlı olan kısa süreli bellek aynı zamanda çalışan bellektir. Çünkü burada bilgi etkindir ve işlenir. Bilgi bazı süreçlerin yardımı ile uzun süreli belleğe geçer. Kimi psikologlar bilginin uzun süreli bellekte asla kaybolmadığına inanarak, geri getirilememesinin bilginin yanlış yerleştirilmesine bağlamaktadırlar (Woolfolk, 1993). Bilgi, gereksinim olduğunda uzun süreli bellekten araştırılır ve geri getirilir. Bu işlem bazen bilinçli olarak yapılır, bazen de otomatik olarak.</p>
<p>Uzun süreli bellekteki bilgi, kısa süreli bellekten gelen bilgi ile birleşir. E.Gagne (1985) uzun süreli belleği, çalışan belleğin tezgahında bir görevi tamamlayarak hazır hale getirilen, araç-gereçlerle dolu çok büyük bir rafa benzetmektedir. Raf (uzun süreli bellek ) inanılmaz boyutta olduğu için aranılanı hızla bulmak zor olabilir. Tezgah (çalışan bellek) küçük olmasına karşın herhangi bir şey hemen oradadır, ancak tezgah dolduğu zaman bilgi kaybolur (Akt: Woolfolk, 1993 ). Sistemin son elemanı yürütücü kontroldür. Yürütücü kontrol tüm sisteme rehberlik ve yönetim görevini yüklenmiştir.</p>
<p>2. BELLEK TÜRLERİ</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramına göre üç tür bellek vardır. Bunlar ; (1) duyusal kayıt, (2) kısa süreli bellek,       (3) uzun süreli bellek.</p>
<p>2.1. Duyusal Kayıt:</p>
<p>Çevreden gelen uyarıcılar duyu organları yolu ile duyusal kayıda gelirler. Duyusal kayıdın kapasitesi çok geniş olmasına karşın bilginin kalış süresi çok kısadır. Ancak dikkat ve algı süreçleri ile bu bilginin bir kısmı alınır ve kısa süreli belleğe gönderilir.</p>
<p>Gözlerimizin önünde bir kalemi ya da parmağımızı sallarsak objeden geriye kalan gölgeyi fark ederiz. Elimizle diğer kolumuza hafifçe vurursak, vurmayı hemen duyumsarız. Başka bir söylemle biz vurma ve kalem izini gerçek kalktıktan sonra duyumsarız. Bu durumlar, duyu girdisinin duyusal kayıtta çok kısa kaldığını göstermektedir (Lindsay ve Norman, 1977).</p>
<p>Duyusal kayıdın içerdiği bilgi özgün uyarıcının tam bir kopyasıdır. Görsel duyular duyusal kayıt tarafından aynı fotoğraf gibi, kısa bir süre için kodlanır. Aynı şekilde işitsel duyular da ses kalıpları olarak kodlanır. Kimi yazarlar bilginin duyusal kayıtta kalış süresinin yarım saniyeden daha az olduğunu belirtirler (Gage ve Berliner, 1988; McCown ve Roop, 1992).</p>
<p>Moates ve Schumacher (1980) ise, duyusal belleğin işitsel bilgi için yaklaşık dört saniye; görsel bilgi için yaklaşık bir saniye süren, uyarıcının tam bir kopyasının tutulduğu bilgi deposu olduğunu savunmuşlardır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992). Böylece duyusal kayıt her duyu için farklı kodlama biçimlerinin olduğu, sınırsız kapasitesi ile bilginin çok kısa tutulduğu bir bellek türüdür.</p>
<p>Duyusal kayıdın varlığı insan yaşamında kritik bir öneme sahiptir. Birey okuduğu ya da işittiği bir cümlenin sonu gelmeden başlangıçtaki sözleri unutsaydı cümleyi anlamlandırması olanaksız olurdu. Duyusal kayıdın kapasitesinin sınırsız olmasına karşın gerekli bilgiler işlenmezse kaybolur ya da varolan bilgi yeni bilgi tarafından itilir. Birey dikkat ve algı süreçleri yoluyla bu bilgiyi işleme şansına sahiptir. İşlenen bilgi bir sonraki sisteme yani kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle işlenemeyen bilgi, duyusal kayıttan kaybolacaktır.</p>
<p>2.2. Kısa Süreli Bellek</p>
<p>Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri sonunda ayrılan bilgi, sistemin ikinci öğesi olan kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin hem bilgi tutma süresi, hem de kapasitesi sınırlıdır. Miller (1956) kısa süreli belleğin kapasitesinin yaklaşık 7?2 birimlik bilgi olduğunu belirtmektedir (Akt; Tuckman, 1991;116). Ancak bireyler her birimin büyüklüğünü artırarak kapasiteyi fazlalaştırabilirler. Gruplama (chunking) adı verilen bu işlemle kısa süreli belleğin sınırlılığı artırılır. Örneğin; 5 7 2 8 9 1 0 olan 7 birimlik bir sayı dizisi 57 28 9 10 olarak gruplanırsa 4 birim haline gelir. Ancak bir birimde bulunması gerekli bilgi miktarı ne büyüklükte olmalıdır sorusu henüz yanıtlanmamıştır (Senemoğlu, 1997; 275).</p>
<p>Kısa süreli bellekte bilginin kalma süresi yaklaşık 20-30 saniyedir (Woolfolk, 1993; McCrow ve Roop, 1992; Slavin, 1988). Bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması, bilgi üzerinde düşünmek ve onu yinelemekle sağlanır. Kısa süreli bellekte zihinsel tekrarın (rehearsal) öğrenmede önemi büyüktür. Kısa süreli bellekte kalan bilgi tekrar yoluyla büyük bir olasılıkla uzun süreli belleğe geçer. Kısa süreli belleğin kapasitesinin sınırlılığı nedeniyle geçiş yaptırılamayan bilgi yeni gelen bilgilerin zorlamasıyla kaybolur. Özetle, daha fazla bilginin kısa süreli bellekte daha uzun süre kalması için; (1) gruplama, küçük parçaları ilişkilendirerek geniş parçalar haline getirme, (2) zihinsel tekrar gerekir.</p>
<p>Kısa süreli belleğe bilgi, duyusal kayıt ve uzun süreli bellekten gelir. Genellikle her ikisi aynı anda olur. Örneğin; birey bir kuş ile karşılaştığında, kuşun imgesi kısa süreli belleğe geçer, aynı anda uzun süreli bellekten kuşlara ilişkin bilgi araştırılır ve kuşun hangi tür olduğu belirlenir. Kısaca,tanımlama aynı anda gelir, çünkü, kuşa ilişkin tüm bilgiler uzun süreli bellekte depolanmıştır (Slavin, 1988; 150).</p>
<p>Kısa süreli belleğin iki yaşamsal işlevi vardır. Birincisi, bilgiyi kısa süre için de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi de, zihinsel işlemlerin yapılmasıdır. Bu nedenle çalışan bellek olarak da adlandırılır (Eggen ve Kauchak, 1992 ). Kısa süreli belleğe gelen bilgi; (a) bireye gerekli değilse unutulur, (b) bilgiyi korumak için tekrar edilir, (c) tekrar edilerek, kodlanarak ya da uzun süreli bellekteki bilgilerle ilişkilendirilerek bilgi işlenir.</p>
<p>Uyarıcı saldırısı altında kalan birey birçok işlerde otomatik hale gelerek problemlerini kolaylıkla çözebilir. Otomatiklikle bireyler hızlı, güç harcamadan, özerk, tutarlı, uygun ve özgür olarak bir işi yerine getirirken, çalışan belleğin bir başka durumla çalışmasına izin verirler. Yürürken konuşma ve dinleme gibi. Matematikte temel işlemler, sözcük dağarcığı, yabancı dil bilgisi diğer görevlerin uygun olarak yerine gelmesini sağlarlar. Otomatik işlemler uzun süreli bellekten gelir. Eğer otomatiklik başarılı değilse öğrenciler problem çözme ya da yazma gibi karmaşık işlemleri yerine getirirken yetersiz kalırlar ve daha fazla bilişsel güç harcarlar (Samuel, 1981; Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 313 ).</p>
<p>2.3. Uzun Süreli Bellek</p>
<p>Bilgiyi işleme modelinde bilgiyi, özellikle iyi öğrenilmiş bilgiyi, uzun süre saklayan kısmına uzun süreli bellek adı verilmektedir. Ashcraft (1989) uzun süreli belleği, kitaplara milyonlarca girişi olan bir kütüphaneye benzetmektedir. Düzenlenmiş bilgiler, gerektiğinde kullanıma hazır olarak beklemektedir. Uzun süreli bellek, bilgiyi her istendiğinde kullanılmaya izin veren bir ağa sahiptir. Kapasitesi sınırsızdır, bazı kestirimlere göre, sınır bir milyondan fazladır ve bazı olaylar sonsuza dek kalmaktadır (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 314 ).</p>
<p>Uzun süreli bellekte bilgiyi, istediğimiz uzunlukta ve miktarda (Woolfolk, 1993) depolar ve asla unutmayız (Slavin, 1988). Bu konudaki problem, gerektiği zaman doğru bilgiyi bulmaktır. Uzun süreli bellekte bilgiler kaybolmaz, ancak bilgi, uygun biçimde kodlanmamış ve uygun yere yerleştirilmemişse, geri getirmede zorluklarla karşılaşılır. Anderson (1990) iyi öğrenilmiş bilginin dayanıklılığın yüksek olduğunu belirtmektedir (Akt; Woolfolk, 1993). Slavin (1988) ise uzun süreli bellekte bilgilerin asla unutulmadığını, bireyin bilgiyi bulma yeteneğini kaybettiğini söylemektedir.</p>
<p>Uzun süreli bellekte birçok farklı bilgi bulunur. Görsel imgeler, duygular, tatlar, sesler, kokular, problem çözmek için stratejiler, dili anlamaya yarayan kurallar, olaylar, çocuklukta geçirilen deneyimler gibi (McGrow ve Roop, 1992). Özetle uzun süreli belleğin kapasitesi çok geniştir, hatta doldurmaya yaşamımız yeterli değildir (Slavin, 1988). Ancak kısa süreli bellekte olduğu gibi, uzun süreli belleğe bilgi hızla girmez, biraz zaman ve güç gerekir.</p>
<p>Kimi kuramcılar, uzun süreli belleği anısal bellek (episodic memory) ve anlamsal bellek (semantic memory) olarak iki temel bölümden oluştuğunu ileri sürerken, kimi kuramcılar da bunlara işlemsel belleği (procedure memory) eklemektedirler.</p>
<p>Anısal bellek, kişisel yaşantılarla ilgili bölümdür. Belirli bir zaman, yer ve olaylarla ilgilidir. Örneğin; yemekte yediklerimiz, özel bir günde giydiğimiz giysi, yaptığımız gezi anısal bellektedir. Ashcraft (1989) anısal belleği öz yaşamsal bellek olarak adlandırmaktadır. Yaşamımızda başımızdan geçen tüm olaylar, şakalar, dedikodular anısal bellekte tutulur (Akt; Eggen ve Kauchak, 1992; 315). Anılar güç sarf edilmeden öğrenilir. Fakat anıların birbirine karışma eğilimi vardır. Bu nedenle, bilgiyi geri getirmede zorluk çekilir. Ancak, önemli ve travma tik olaylar ayrıntılı hatırlanır. Bunun yanı sıra olağan ve sürekli yinelenen olayların anımsanması zordur, çünkü yeni olaylar öncekini bozabilir.</p>
<p>Anlamsal bellek uzun süreli belleğin kurallar, genellemeler, kavramlar, problem çözme becerileri gibi genel bilgilerin yer aldığı bölümdür. Paivio (1971) anlamsal bellekte sözel ve görsel kodların birlikte ağ gibi birbirine bağlanarak bilginin depolandığını belirtir. Birçok psikolog da bilginin hem görsel hem de sözel olarak kodlanmasının anımsamayı kolaylaştırdığını kabul etmektedir.</p>
<p>Anlamsal bellekte bilgi önerme ağları (propositional networks) ve şemalar biçiminde depolanır. Önerme, doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilecek bilginin en küçük parçasıdır (Woolfolk, 1993; Eggen ve Kauchak, 1992).Önerme ağı ise bilgi birimleri setidir. Başka bir söylemle, birbirine bağlı düşünceler, kavramlar, ilişkiler setidir. Bilgiyi daha geniş ölçüde düzenleyen veri yapıları da şema olarak adlandırılır. Şema birbirine bağlı düşünceler, ilişkiler ve işlemler setidir. Şemalar bilgi ağlarını içerir ve karar verme, problem çözme durumlarında bilgi ağlarını yönlendirir ve kullanır.</p>
<p>İşlemsel bellek, belli bir işlemin nasıl yapıldığına ilişkin bilgilerin saklandığı bellek bölümüdür. İşlemsel bellekte işlemlerin basamaklarının oluşması uzun zaman alır, ancak oluştuktan sonra anımsanması çok kolaydır. Örneğin;yüzmenin öğrenilmesi zaman alır ancak unutulmaz. İşlemsel bellek durum-etkinlik kuralları deposudur. Bireyler tüm durum-etkinlik kurallarını gerekli bir biçimde belirtemezler ama gerekeni yaparlar. İşlem ne denli çok yinelenirse o denli doğal tepkiye dönüşür (Woolfolk, 1993).</p>
<p>3. BİLİŞSEL SÜREÇLER</p>
<p>3.1. Bilginin Duyusal Kayıttan Kısa Süreli Belleğe Aktarılmasını Sağlayan Süreçler</p>
<p>3.1.1. Dikkat</p>
<p>Uyarıcı ya da uyarıcılara tepkiye yönelmedir. &#8220;Algının aktif ve seçici bir yanı olup, kişinin belli bir uyarıcı ya da uyarıcı durumunu algılamasında etkin hazırlık ve yönelmelerden kuruludur&#8221; (Koptagel, 1984; 238). Başka bir söylemle, dikkat, hangi bilginin kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceğini belirler, Bilgiyi işleme süreci dikkat ile başlar. Dikkatin yönelmediği uyarıcılar kaybolur.</p>
<p>Birey içten ve çevreden gelen uyarıcıların bir kısmına bilinçli olarak, bir kısmına ise hiç bir çaba sarf etmeden, kendiliğinden ayırdına varır (Baymur, 1984). Başka bir söylemle, dikkat seçici ve kendiliğinden olabilmektedir. Seçici dikkat bireyin denetimi altındadır. Bireyler, çevrede belirli bilgi kaynaklarına, bilişsel güçlerini yöneltme yeteneğine sahiptirler (McCrow ve Roop, 1992). Etkili öğrenme, bireyin seçicilik yeteneğine dayanır.</p>
<p>3.1.2. Algı</p>
<p>Duyusal bilginin yorumlanması ya da anlamlandırılması işlemidir. Bir uyaranın anlamlandırılabilmesi için öncelikle bireyin, o uyaranla ilgili bilgilerinin olması gerekir. Eğer birey karşılaştığı uyarana ilişkin hiçbir bilgiye sahip değilse, uyarıcıya anlam vermesi olanaksızdır. Algı büyük ölçüde geçmiş yaşantılara dayalıdır.</p>
<p>Algıyı etkileyen bir başka etken de beklentilerdir. Örneğin; öğrenciler çalışacakları materyalin zor olduğunu düşünüyorlarsa, materyali büyük bir olasılıkla zor bulacaklardır. Beklentiler bir olay ya da objeye hazır olmayı etkiler. Algılama &#8220;bireyin zihinsel kuruluşu, geçmiş yaşantıları, güdülenmişlik düzeyi ve pek çok başka içsel faktörlerden etkilenir&#8221; (Senemoğlu, 1997; 297). Bu durumda dikkat ve algı süreçleriyle kısa süreli belleğe giren bilgi, gerçeğin aynısı değildir, bireyin öznel bilgileri, gerçeği yorumlamadaki beklentileriyle algılanan kendi gerçeğidir ( Eggen ve Kauchak, 1992; Koptagel, 1984).</p>
<p>3.2. Kısa Süreli Bellekte Bilgiyi Saklama Süreçleri</p>
<p>Kısa süreli bellekte bilgiyi saklama sürekli tekrar (maintenance rehearsal) ve gruplama (chunking) ile olanaklıdır. Kısa süreli belleğin zaman sınırlılığı sürekli tekrar, kapasitesi ise gruplama yapılarak artırılabilir.</p>
<p>3.3. Bilginin Uzun Süreli Belleğe Aktarılmasında Kullanılan Süreçler</p>
<p>3.3.1. Açık ve örtük tekrar</p>
<p>Bilgi yeterli sıklıkta tekrarlanırsa uzun süreli belleğe geçer. Örneğin;öğrenciler tekrar yolu ile ülkelerin başkentlerinin adlarını, sözcüklerin söylenişini tekrarla öğrenirler. Berk (1989)&#8217;e göre, tekrar bilginin uzun süreli belleğe geçişinde çocukların kullandığı ilk bellek stratejisidir.</p>
<p>Tekrar iki biçimde;sesli ve zihinde yapılır. Tekrar sürecinde bireyin rolü önemlidir. Şöyle ki, tekrar süreci ile öğrenen birey pasif değil, etkin olmalıdır. Ayrıca aralıklı tekrar sürekli tekrardan daha etkilidir. Aralıklı tekrarın uzun süreli bellekte tutulma olasılığı daha yüksektir. Bir başka söylemle, aralıklı tekrar uzun süreli bellekten geri getirmeyi kolaylaştırmaktadır.</p>
<p>3.3.2. Kodlama</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramında en önemli süreç kodlamadır. Kodlama olmadan çevreden gelen bilginin çoğu geçici olarak depolanır. Kodlama, uzun süreli bellekte varolan bilgi ile kısa süreli bellekteki bilginin ilişkilendirilerek transfer edilmesidir.</p>
<p>Uzun süreli bellekte bulunan şemalara yeni gelen bilginin eklenmesi ve varolan şemanın yeniden düzenlenerek bağlanması öğrenme sürecinde önemlidir. Ancak kodlamanın etkili olması gerekir. Kodlamanın etkili olması ise anlamlandırma ile olanaklıdır. Anlamlılık, uzun süreli bellekteki bir düşünce ve diğer düşünceler arasında mümkün olduğunca bağlantılar, ilişkiler kurmakla gerçekleşir.</p>
<p>Bilginin anlamlılığını artırarak kodlama sürecini zenginleştirmede dört temel öğe vardır (Eggen ve Kauchak, 1992): 1. Etkinlik, 2. Örgütleme, 3. Eklemleme, 4. Bellek destekleyici ipuçları.</p>
<p>1. Etkinlik; öğrenen kişinin etkin olmasıdır. Bilgiyi işleme kuramına göre, birey bilginin pasif bir alıcısı değil, kendi öğrenme sorumluluğunu taşıyan etkin bir kişidir. Birey, bilgiyi bir sünger gibi içine çekmez, onun yerine uzun süreli belleğinde depolamak için bilgiyi düzenler ve yapılandırır.</p>
<p>2. Örgütleme; düzenleme ya da bilgiyi gruplama, tutarlı yapılar oluşturma, kodlamaya yardım eden önemli bir süreçtir. Örgütleme, geniş ya da karmaşık bilgiler için öğrenme ve anımsamayı kolaylaştırıcı bir süreç olarak işlev görür. Yapıda yer alan bir kavram hem genel açıklamaları hem de belirli örnekleri öğrenme ve anımsamada bireye yardımcı olur (Woolfolk, 1993).</p>
<p>Bir okuma materyalini örgütleme, okuyucunun bölüm ve alt bölümlerini yeniden düzenlemesidir. Örgütlemenin bir başka özelliği de parça, bölüm ya da başlıkların aşamalı bir ilişkiyi içermesidir. Küçük parçalar bütün ile uyumludur ve birlikte büyük parçayı oluştururlar (Tuckman, 1991).</p>
<p>3. Eklemleme; bilginin uzun süreli belleğe yerleştirilmesinde en etkili strateji olan eklemleme, bilgi birimleri arasında ilişkiyi ve anlamdır mayı artırma sürecidir (McCrow ve Roop, 1992; Eegen ve Kauchak, 1992). Weinstein ve Mayer (1986) eklemlemeyi yeni materyalle daha tanıdık, bilinen materyal arasında ilişki kurma olarak tanımlamaktadırlar. Eklemleme uzun süreli bellekte varolan şemaya yeni bilgi ilişkilendirildiğinde oluşur. Yeni bilgi varolan şemaya eklenerek hem yeni bilgiye anlam verilir, hem de mevcut şemanın anlamı artırılır.</p>
<p>4. Bellek Destekleyici İpuçları (Mnemonic Devices); örgütleme ve eklemleme etkili kodlama stratejileridir. Ancak tüm bilgiler bu stratejileri kullanmaya uygun olmayabilir. Örneğin; bilgi tek ya da yenidir, böylece eklemleme yapılamayabilir. Böyle durumlarda bilgiyi uzun süreli belleğe yerleştirmek için bellek destekleyici ipuçları kullanılır.</p>
<p>Bellek destekleyici ipuçları, içerikle doğal olarak varolmayan ilişkileri kurarak kodlamaya yardımcı olurlar. Bir başka söylemle doğal bağlantının varolmadığı durumlarda, çağrışımlar oluşturarak bağlantı yaratırlar. Bellek destekleyici ipuçları iki biçimde sınıflandırılır. Birincisi, imajlar kullanmak, ikincisi ise sözel sembollerdir. İmajların kullanıldığı bellek destekleyici ipuçlarında bilgi, bilişsel resimler içine kodlanır. Sözel semboller kullanmada ise yeni bilgi ile daha anlamlı sözel yapılar arasında bağlar oluşturulur.</p>
<p>4. GERİ GETİRME VE UNUTMA</p>
<p>Öğrenme sürecinde ön bilginin geri getirilmesi öğrenme düzeyini etkiler. Çünkü yeni bilgiler ön bilgi ile ilişkilendirilirse anlamlı hale gelir. Öğrenme hem sunulana hem de buna uyum sağlayan mevcut bilgiye bağlıdır. Böylece geri getirilip kullanılan varolan bilgi birimi öğrenileni etkileyebilir. Örneğin; bir öğrenci yeni bir programlama dilini öğrenirken hesap makinelerinin nasıl çalıştığına ilişkin ön bilgiyi geri getirecektir (Mayer, 1988; 16).</p>
<p>Doğru kodlanmış bilgiler, bireyde mevcut şemalarda ilişkilendirilmiş ise, anımsama daha kolay olmaktadır. Şöyle ki, bilginin başlangıçta iyi eklemlenmesi, çok sayıda ilişki kurulması, iyi örgütlenmesi onun geri getirilmesini kolaylaştıracaktır (McCrow ve Roop, 1992; Koptagel, 1984; Erden ve Akman, 1995; Eggen ve Kacuhak, 1992). Geri getirme uzun süreli bellekten, bilginin aranıp bulunarak etkin duruma getirilmesidir.</p>
<p>Ashcraft (1989)&#8217;a göre, uzun süreli bellekte gerçekte unutma yoktur. Unutma geri getirmede başarısızlıktır. Araştırmalar, uzun süreli belleğin depolama kapasitesinin sınırsız olduğunu göstermektedir. Başka bir söylemle, saklama problem değildir, bireyler bilgiyi unutmazlar. Problem geri getirmededir, uzun süreli belleğe bilginin yerleştirilmesinde ve kısa süreli bellekte dikkatin odaklaştırarak geri getirmededir (Gage ve Berliner, 1988; 288).</p>
<p>Kimi psikologlar, unutmayı beyin ve sinir sistemindeki izlerin zamanla aşınıp kaybolmasından ileri geldiğini, kullanılmayan, yinelenmeyen bilginin, nöronlar arasındaki bağın ortadan kalkması ya da zayıflamasıyla yok olduğunu ileri sürmektedirler (Baymur, 1985). Bu durum manyetik banda kayıtlı ses ya da görüntüye benzetilmektedir. Bilgi sinir sistemine kayıtlıdır, manyetik bandtaki kayıtların zamanla silinmesi gibi, bilgiler de sinir sisteminde zamanla zayıflamaktadır (Cüceloğlu, 1991; Woolfolks, 1993).</p>
<p>Anımsamada önemli bir etmen, bireylerin yeteneklerindeki ayrılıklardır. Bilgiyi korumada yetenekli öğrenciler, ortalama yetenekli ve düşük yetenekli öğrencilerden daha iyidirler. Bu ayrılıklar öğrencilerin öğrenim başında öğrenme düzeyleri aynı olduğunda ortaya çıkar (Gage ve Berliner, 1988).</p>
<p>Bireyin tutumu da anımsamada rol oynamaktadır. Bireyin öğrenme ve öğrendiği şeyi anımsama isteği akılda tutmayı kolaylaştırır (Koptagel, 1984). Freud, bazen kasıtlı olarak belli bilgi ya da yaşantıları unuttuğumuzu ya da bastırdığımızı söyler. Ancak bu neden acı veren yaşantıları unuturken, tarafsız (nötr) olanları unutmadığımızı açıklamamaktadır( Woolfolk, 1993). Genellikle hoşnutluk duygusu uyandıranların iyi, acı yaşantıların az hatırlandığı, bireyin kayıtsız kaldığı durumların ise çabuk unutulduğu kabul edilir (Kotagel, 1984; Baymur, 1984; Selçuk, 1996).</p>
<p>Unutma ile ilgili görüşlerden biri de karışma kavramı ile ilgilidir. Karışma, bir öğrenme durumunda önceden öğrenilenlerin ya da yeni öğrenilenlerin öğrenmeyi bozmasıdır. Yeni öğrenilenlerin önceki öğrenilenleri bozduğunda ortaya çıkan duruma, geriye ket vurma (retroacive interference) adı verilir. Bu durumun tam tersi, önceki öğrenilen bilgilerin daha sonra öğrenilenleri engellemesi de ileriye ket vurma (proactive interference) dır (Eggen ve Kauchak, 1992; Senemoğlu, 1997; Koptagel, 1984; Baymur, 1984).</p>
<p>5. YÜRÜTÜCÜ BİLİŞ</p>
<p>Birçok bilişsel psikolog bazı bireylerin neden diğerlerinden daha fazla öğrendiği ve öğrendiklerini anımsadığı sorusunu yanıtlamaya çalışmaktadır. Sorunun yanıtı yürütücü kontrol (executive control) sürecinde yatmaktadır. Yürütücü kontrol bireyin tüm biliş süreçlerini denetleyen sisteme verilen addır.</p>
<p>Yürütücü kontrol sistemi bireyin kendi öğrenmesinin iki temel yönünü denetlemektedir. Bunlardan birincisi güdüsel süreçlerle ilgilidir. Güdüsel süreçler bireyin bir şeyi elde etmeye niyet etmesi, onu elde etmeyi amaçlaması gibi birey tarafından bilinçli olarak denetlenebilen durumlardır. İkincisi ise, bilgiyi işleme ile ilgili tüm süreçlerdir (Senemoğlu, 1997).</p>
<p>Yürütücü biliş (metacognition), bilişe ilişkin bilgidir. Yürütücü biliş öğrenenlerin benimsedikleri belli öğrenme stratejilerini kullanma yetenekleri ve kendi düşüncelerine ilişkin düşünmeleridir (Arends, 1997). Flavell (1985)&#8217;e göre yürütücü biliş, bireyin kendi biliş yapısı ve öğrenme özelliklerinin ayırtında olmasıdır. Bireyin nasıl öğrendiğinin farkında lığıdır.</p>
<p>McCrow ve Roop (1992) yürütücü bilişin iki işlevi olduğunu öne sürmektedirler. Birincisi koşullu bilginin uygulanmasıdır. Örneğin, okulda öğrenilenlerin evde uygulanması gibi. İkincisi ise, düşünme sürecini değerlendirme ve yönetmektir. Yürütücü bilişli bir öğrenci, düşünme biçiminin ayırtındadır, nasıl çalışacağına karar verirken yalnızca materyali öğrenmeye odaklanmaz, aynı zamanda bilişsel güç ve zayıflıklarının da farkındadır.</p>
<p>Yürütücü biliş, bireylere öğrenme durumlarında öğrenip öğrenmediklerini sınamalarına yardımcı olur. Eğer öğrenme gerçekleşmezse yürütücü biliş, duruma uygun doğru süreçleri işe koşar. Özetleme, eklemleme, şema tize etme, düzenleme gibi. Yürütücü biliş, öğrenmenin gerçekleşip gerçekleşmediğini sürekli izler.</p>
<p>Bireyler yürütücü biliş yetenekleri açısından ayrılırlar ve bu ayrılık gelişme sürecinde ortaya çıkar. Yürütücü biliş yetenekleri, 5-7 yaşlarından gelişmeye başlar ve okul yılları süresince gelişir. Yürütücü biliş yeteneklerinde bireyler arası ayrılıklar, biyolojik ve yaşantı farklılığı nedeniyle oluşmaktadır. Ancak, yürütücü biliş becerilerinin kazanılmasında öğretimin etkisi, olgunlaşmanın etkisinden daha fazladır (Gage ve Berliner, 1988).</p>
<p>1.KISA SÜRELİ BELLEK</p>
<p>Kısa süreli belleğin birkaç şekli vardır. Anlık diyebileceğimiz kısa süreli belleğe örnek olarak görsel olaylarla ilgili resimsel bellekten söz edebiliriz. Bu bellek şeklinde görsel uyarıları izleyen ard-hayaller vardır. Kişi bir cisme bir süre baktıktan sonra o cisim görme alanından çıkarılsa bile, bir süre daha bu cismin hayali gözünün önünden silinmez ve kişi bazı ek ayrıntıların farkına varır; sanki görmeye devam eder. Ancak, bu belleğin süresi çok kısa olup çoğunlukla bir saniyeden azdır. Süreyi uzatmak için, görsel uyarının parlaklığını arttırmak ya da bakma süresini çoğaltmak gerekir. Anlık görsel belleği sağlayan mekanizma gözün sinir tabakası nöronlarındaki fiziksel değişimlerdir.</p>
<p>Biraz daha uzun süren kısa süreli bellek, sinir hücreleri arasındaki uyarıcı devrelerde bir süre devam edip giden elektriksel aktivite aracılığı ile gerçekleşir. Kapalı devreler şeklinde olan ve uyarıcı tepki oluşturan nöron zincirlerinde sinir akımları tekrar tekrar dolaşır (ongoing neuronal activity) ve bu kapalı devrelerde akım dolaştıkça, o şey anımsanır. Akım tükenince o şey unutulur. İngiliz ruh bilimci Alan Baddeley bu belleği çalışma belleği olarak adlandırmaktadır. Bu bellek türü için verilebilecek tipik bir örnek, yeni öğrenilmiş yedi rakamlı bir telefon numarasını anımsayabilmektir. Kısa süreli belleğin ortalama kapasitesi de yedi birimliktir (5 – 9).</p>
<p>Yani kısa süreli bellek beyne iletilen bilgilerin giriş bölümünde, bir tampon görevini yerine getirmektedir. Alınan bilgiler (görüntü, sözcük veya sayısal bilgi) ilk önce kısa süreli bellekte işleme tabi tutularak gerektiğinde uzun süreli belleğe iletilmektedir.</p>
<p>2.UZUN SÜRELİ BELLEK</p>
<p>Uzun süreli bellek, kısa süreli bellekteki nöron zincirlerinde akan elektriksel aktivite gibi dinamik olaylara bağlı değildir. Çünkü böyle olsaydı nöronal aktivite geçici olarak durdurulduğunda, belleğin de tümüyle silinmesi gerekirdi. Örneğin, derin bir anestezi verildiğinde, beyine az oksijen gittiğinde ya da beyin soğutulduğunda kişinin geçmişini tümüyle unutması gerekirdi. Fakat bu durumlarda yalnız kısa süreli bellek bozulmakta, uzun süreli bellek ise sağlam kalmaktadır. Bu bakımdan uzun süreli belleğin, dinamik değil, plastik değişiklikler sonucu oluştuğunu düşünmek daha doğrudur.</p>
<p>Plastik belleğin temelini koşullu ya da koşulsuz reflekslerden gelen sinyallerle değişebilen protein molekülleri oluşturur. Böylece beyinde moleküllerden oluşmuş bir dilin ya da gramerin varlığından söz edilebilir. Yeni protein molekülleri sadece uyarılar (öğrenme) ile oluşmaz, kalıtsal olarak da oluşur. Bir bakıma canlılar kalıtsal olarak eğitilirler. Kalıtsal eğitim kusurlu olduğunda, akıl hastalıklarından ve davranış bozukluklarından söz ederiz.</p>
<p>Moleküler düzeydeki değişiklikler dışında uzun süreli belleğin gelişmesi için nöronlarda şekilsel değişiklikler de oluşmaktadır. Bilindiği gibi, bir sinir hücresinden diğer sinir hücresine kimyasal ve bunun sonucu olarak da elektriksel uyarıların geçtiği kısımlara sinaps denir. Öğrenme nöronlar arasındaki sinapsların sayısında artma; unutma ise sinaps sayısında azalma yapmaktadır.</p>
<p>BİLİŞSEL ÖĞRENME YAKLAŞIMI</p>
<p>Bilgiyi işleme kuramı anlamalı sözel öğrenmede içsel, bilişsel süreçleri anlamaya ve tanımlamaya odaklaşmıştır. Bu kuram iki temel öge üzerinde durur. Bunları duyusal kayıt, kısa süreli bellek ve uzun süreli belleği içeren yapılar ve kodlama, tekrarlama, geri getirme gibi bilişsel süreçlerdir.</p>
<p>Çevre bilgi işleme sisteminde girdi kaynağıdır. Görme, işitme, koklama, tatma ve hissetme gibi alıcılar duyusal sistemlerdir. Bunlar, çevre ve organizma arasında fiziksel işbirliği sağlarlar. Bilgi alıcılardan duyusal kayıda girer, uyarıcı kısa bir an için depolanır. Duyusal kayıttan dikkat ve algı süreçleri ile alınan bilgi kısa süreli belleğe geçer. Kısa süreli bellek veya çalışan bellek 7±2 birimlik bilgiyi ortalama 20-30 saniye tutar. Kısa süreli belleğin kapasitesi ve süresi gruplama ve tekrar süreçleri ile artırılır. Bilgi kısa süreli bellekte işlenerek uzun süreli belleğe geçirilir. İşlenmeyen bilgi kaybolur.</p>
<p>Uzun süreli belleğe ulaşan bilgi anısal, kavramsal ve işlemsel bellekte depolanır. Bilgi uzun süreli bellekten geri getirme süreçleri yoluyla kısa süreli belleğe getirilir. Kısa süreli bellekten tepki üreticilere gönderilen bilgi buradan vericilere gider ve böylece birey performans gösterir.</p>
<p>Tüm bu süreçlere yürütücü kontrol tarafından rehberlik ve kontrol sağlanır. Bu çalışma, son yıllarda giderek önem kazanan bilişsel öğrenme yaklaşımlarından bilgiyi işleme kuramını incelemeyi amaçlamaktadır. Anahtar kelimeler; DUYUSAL KAYIT, KISA-SÜRELİ BELLEK, uzun-süreli bellek, unutma, geri getirme, yürütücü biliş.<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili Yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek/' title='Bellek'>Bellek</a></li>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/' title='Belleğin Temel İşlevleri'>Belleğin Temel İşlevleri</a></li>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-sorunlari/bellek-sorunlari/' title='Bellek Sorunları'>Bellek Sorunları</a></li>
<li><a href='http://www.bellek.net/genel/merhaba-dunya/' title='İnsan Belleğine Giriş'>İnsan Belleğine Giriş</a></li>
</ul>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=28&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belleğin Temel İşlevleri</title>
		<link>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/</link>
		<comments>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:53:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bellek Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[depolama]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal bellek]]></category>
		<category><![CDATA[duyusal kayıt]]></category>
		<category><![CDATA[geri çağırma]]></category>
		<category><![CDATA[kısa süreli bellek]]></category>
		<category><![CDATA[kodlama]]></category>
		<category><![CDATA[KSB]]></category>
		<category><![CDATA[USB]]></category>
		<category><![CDATA[uzun süreli bellek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bellek.net/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[Belleğin, kodlama, saklama ve çağırma olmak üzere üç aşamalı bir işlevi vardır. Birinci aşama kodlama aşamasıdır. Bu aşamada öğrenilecek bilgi, diğer bilgilerden farklı bir biçimde kodlanır. Kodlamayı bilgiyi depolama işlevi izler. Buna saklama denir. Kodlanmış ve depolanmış bilgilerin üçüncü aşaması ise çağırma ve endişeyle hatırlamadır. Bu üç aşamalı işlev, bellekte şöyle bir mekanizmanın varlığını gösterir; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belleğin, kodlama, saklama ve çağırma olmak üzere üç aşamalı bir işlevi vardır. Birinci aşama kodlama aşamasıdır. Bu aşamada öğrenilecek bilgi, diğer bilgilerden farklı bir biçimde kodlanır. Kodlamayı bilgiyi depolama işlevi izler. Buna saklama denir. Kodlanmış ve depolanmış bilgilerin üçüncü aşaması ise çağırma ve endişeyle hatırlamadır.</p>
<p>Bu üç aşamalı işlev, bellekte şöyle bir mekanizmanın varlığını gösterir; kısa süreli belleğe gelen bazı bilgiler uzun süreli belleğe aktarılır ve orada saklanır. Bir bilginin hatırlanması için, onun bellekte kodlanmış ve depolanmış olması gerekir. Ancak bu da yeterli değildir. Bellekte saklanmış olan bilginin aranıp bulunması bilinç altına çıkarılması gerekmektedir. Örneğin;kimi zaman sınavda sorulan bir sorunun cevabını , kağıdımızı verdikten sonra hatırlarız. Bu durum, çağırma işlevinin aksadığını gösterir.(Selman, S;83)<span id="more-12"></span></p>
<p>İlkokul birinci sınıfta alfabeyi öğrenmeye çalışan bir öğrenciyi düşünelim. Öğretmen tahtaya A harfini yazar ve harfin nasıl okunduğunu söyler. Bir süre sonra öğretmen harfi tahtaya yazar ve, diyelim ki Aliden okumasını ister. Ali A harfini doğru olarak söyler. Alinin A harfini söylemesi, onun belleği sayesinde mümkün olmuştur. Bu olayda üç aşama yer alır.</p>
<p>Birinci aşama kodlama (coding) aşamasıdır. Ali, öğretmen harfi gösterdiği zaman belleğine bu harfi, diğer harflerden farklı olabilecek şekilde kodlamıştır. Kodlamadan sonra Ali geçen süre içinde kodladığı bilgiyi bir yerde depolamıştır. Bu aşamaya depolama (stroge) aşaması denir. Öğretmen yenide sorduğu zaman Ali depolamış olduğu bilgiyi bulmuş ve geri getirmiştir. Bu aşamaya ara-bul-geriye getir (retrieval) aşaması denir.(Atkinson, S;170)</p>
<p>Bir sabah bir öğrenciyle tanıştığınızı ve size adının Ali Gürsel olduğunu söylediğini düşünelim. Aynı gün öğleden sonra onu tekrar gördünüz ve sen, Ali Gürselsin . bu sabah tanışmıştık dediniz. Belli ki adını hatırladınız. Ancak, bunu tam olarak nasıl yaptınız?</p>
<p>Belleğinizin bu üç mahareti üç aşamaya bölünebilir. İlk olarak, tanıştığınızda Ali Gürselin adını bir şekilde belleğinizde saklarsınız. Bu kodlama evresidir. Ali Gürselin adının söyleyişine karşılık gelen fiziksel olguyu(ses dalgalarını) belleğin kabul edeceği kod türlerine dönüştürdünüz ve bu kodu belleğinize yerleştirdiniz. İkinci olarak, bu iki karşılaşma arasında geçen sürede bu ismi aklınızda tuttunuz ya da sakladınız. Bu, saklama evresidir. Ve üçüncü olarak, ikinci kez karşılaştığınızda sakladığınız ismi hatırladınız. Bu da, geri çağırma evresidir.</p>
<p>Bellek,bu üç evreden herhangi birinde başarısız olabilir. İkinci karşılaşmada Alinin adını hatırlayamadınız, bu kodlama, saklama ya da geri çağırma evrelerindeki bir başarısızlıktan kaynaklanabilirdi. Bellek üzerinde yapılan son araştırmalar, farklı durumlarda her bir evrede gerçekleşen işlemleri, bu işlemlerin nasıl aksadığını ve bellek başarısızlıklarıyla sonuçlandığını saptamayı hedeflemektedir.(Cüceloğlu, S;307-308)</p>
<p>KODLAMA (ENCODİNG)</p>
<p>Belli bir işaret sisteminde belli bir işarete anlam yüklenmesi Örneğin ruh hastası bir işaret deyimdir ve çeşitli şekillerde yorumlanabilir(yani kodlanabilir)Psikiyatride bu insan çoğunlukla tedaviye ihtiyacı olan, hasta, vb. şeklinde anlaşılır. Buna karşılık aynı insan din dilinde sıklıkla tanrıya yakın kişi ya da ruhuna şeytan girmiş olarak yorumlanır.(Budak, S;327)</p>
<p>Dış çevredeki uyarıcıların hepsi algılanamaz . belirli bir seçme süzgecinden geçirildikten sonra ancak belirli bir kısmı algılanır. Seçilen uyarıcılar algılandıktan sonra kısa süreli belleğe geçer. Bu demektir ki, dış çevrede bulunan uyarıcıların ve olayların bir çoğu kısa süreli belleğe ulaşamaz.</p>
<p>Belleğe girmemiş olayların, deneyimlerin hatırlanılması söz konusu değildir. Çoğu kimseler belleklerinden şikayet ederler;büyük çoğunlukla bu kimselerin şikayetleri belleklerinden değil, seçici algılama süreçlerinden kaynaklanmaktadır. Başka bir ifadeyle, neye dikkat edip neye dikkat etmemeleri konusunda bir aksaklık vardır. Sorun, kodlama aşamasındadır. Örneğin, yarım saat önce bakkala gitmiş bir arkadaşınıza bakkalın ayakkabısının rengini sorun,size doğru cevap veremez;çünkü bakkalın ayakkabısının rengine bakmak ve onu aklında tutmak onun dikkat ettiği bir konu değildir.(Atkinson, S;173-174)</p>
<p>Bilgiyi , kısa süreli belleğe kodlamamız için ona dikkatimizi yöneltmemiz gerekir. Neye dikkatimizi yönelteceğimiz konusunda seçici olduğumuz için kısa süreli belleğimiz yalnızca seçilmiş olanları içerecektir. Bu karşılaştığımız şeylerin çoğunun kısa süreli belleğe hiç girmediği ve tabi ki daha sonra hatırlanmasının mümkün olamayacağı anlamına gelmektedir. Aslında bellek sorunları adı verilen güçlüklerin çoğu, gerçekte dikkat yoğunlaştırmadaki aksamalardır. Örneğin, manavdan alışveriş yaptıktan sonra biri size satıcının göz rengini sorsa, dikkat etmemiş olabileceğinden büyük olasılıkla cevap veremeye bilirsiniz</p>
<p>Dikkat, bir bilgiye yoğunlaştırıldığında, bu bilgi kısa süreli belleğe kodlanır. Daha önce belirtildiği gibi kodlama, bilginin bellekte yalnızca tutulmadığı, aynı zamanda belirli bir biçimde veya şifre halinde saklandığı anlamına da gelmektedir. ( Cüceloğlu, S: 309)</p>
<p>DEPOLAMA (STORAGE)</p>
<p>Depolama, saklama, depo. Biliş psikolojisinde, sıkça bellekle eş anlamlı olarak kullanılan bir terim. (Budak, S: 204)Kısa süreli belleğin küçük bir kapasitesi vardır. Ortalama olarak bu kapasite yedi birimliktir. Bazı kimseler beş birimden sonra, bazı kimselerse dokuz birimden sonra kısa süreli belleklerinde hata yapmaya başlarlar. Kısa süreli belleğin kapasitesini 7+2 olması sizi hayrete düşürebilir, çünkü günlük yaşamımızda kişilerin belleklerinin değişik yetenekler gösterdiğini gözlemlemişizdir. Günlük yaşamda bireyler arasında gözlemiş olduğumuz bellekteki yetenek farklılığı, uzun süreli bellekten ileri gelir. Kısa süreli belleğin kapasitesi yukarıdaki 7+2 formülüyle ifade edilebilir. Bu gözlemi ilk yapanlardan biri bellek üzerine çalışmalarıyla ünlü Alman psikologu Ebbinghaustur. (1855) Amerikalı psikolog George Miller, kendi çalışmalarında 7 rakamını tekrar görmüş ve kısa süreli belleğin kapasitesini sihirli rakam 7  adı altında belirtmiştir. (Atkinson, S: 173)</p>
<p>Kısa süreli bellek hakkında belki de en şaşırtıcı gerçek, oldukça sınırlı bir kapasitesi oluşudur. Ortalama olarak bu sınır 7 maddedir, ancak bu sayı iki madde değişebilir. (7+2) bazı kişiler beş madde saklayabilirken, dokuz maddeyi tutabilirler. Bellek yetenekleri bakımından bireylerin birbirinden oldukça farklı olduğu açıkken, tüm insanları kapsayan kesin bir sayı vermek tuhaf görünebilir. Ancak bu farklar, esasen uzun süreli belleğe ilişkindir. Kısa süreli bellek içinse normal yetişkinlerin çoğunun kapasitesi 7+2 dir. Bu tutarlılık deneysel psikolojinin ilk günlerinden beri bilinmektedir. (Cüceloğlu, S: 310-311)</p>
<p>GERİ ÇAĞIRMA</p>
<p>Kısa süreli belleğin içeriğinin bilinçli olabileceğini düşünelim. Sağduyu, buy bilgiye ulaşmanın hemen gerçekleşeceğini söyler. Bu bilgiye ulaşmak için kafa yormamız gerekmez. Orada durmaktadır. O zaman geri çağırma bilinçteki maddelerin sayısına bağlı olmamalıdır. Ancak bu kez sağduyu yanıltıcıdır.</p>
<p>Geri çağırmanın her seferde bir maddenin incelendiği kısa süreli bellek, aramasını gerektirdiğini gösteren bulgular vardır. Bu dizinsel arama çok seri bir hızla-gerçekte fark edemeyeceğimiz kadar hızlı-gerçekleşir. Bu tür bir aramanın gerçekleştiğine dair bulguların çoğu Stenberkin (1966) başlattığı deney türünden gelmektedir. Deneyin her bir denemesinde, deneye seçici olarak kısa süreli belleğinde tutması gereken ve bellek listesi adı verilen bir dizi sayı gösterilir. Her bir bellek listesi, 7 sayıdan az sayı içerdiğinde, deneyin bilgiyi kısa süreli belleğinde tutması kolaydır. Daha sonra, bellek listesi ortadan kaldırılır. Ve birkaç saniye sonra sınama sayısı verilir. Deneğin sınama sayısının listede olup olmadığına karar vermesi gerekmektedir. Örneğin, bellek listesi 3,6,1, ve sınama sayısı da 6 ise denek evet yanıtını vermelidir; aynı bellek listesi ile birlikte sınama sayısı 2 olarak verildiğinde deneğin hayır yanıtını vermesi gerekir. Sınama sayısı verildiğinde bellek listesi ortadan kaldırılmış olduğundan, sınama sayısının, listenin kısa süreli bellekte kodlanmış hali ile karıştırılması gerekmektedir. (Cüceloğlu, S:315)</p>
<p>Kısa süreli bellekteki bilgi sürekli farkında olduğumuz için, bizden istendiğinde bilgiyi, hemen hiç zaman geçmeden bulup çıkarmak mümkünmüş gibi düşünürüz. Günlük yaşamda, kısa süreli bellekteki biribirimle ilgili sorulan soruya verilen cevabı bulmak için, sanki hiç zaman geçmiyormuş gibi bir izlenim ediniriz. Örneğin, yukarıdaki isim listesi verildikten sonra, size listede Necla ismi var mıydı? diye sorsalar, sorunun sorulmasıyla, sizin evet veya hayır diye cevap verişiniz arasında hiç zaman geçmiyormuş gibi düşünebilirsiniz. Bu izlenim yanlıştır.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>Cüceloğlu, Doğan. İnsan ve davranışı, Remzi yayınevi, İstanbul, 2000.</p>
<p>Erdem, Selman. Liseler iç,in psikoloji ders kitabı. Fil yayınevi, İstanbul, 1995.</p>
<p>Atkinson, Rita. Psikolojiye Giriş. Sosyal yayınları,İstanbul,1995.</p>
<p>Budak,Selçuk,Psikoloji sözlüğü, Bilim Sanat yayınları,Ankara,2000<br />
<h3 class='related_post_title'>İlgili Yazılar:</h3>
<ul class='related_post'>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellek/' title='Bellek'>Bellek</a></li>
<li><a href='http://www.bellek.net/bellek-nedir/insan-bellegi/' title='İnsan Belleği'>İnsan Belleği</a></li>
</ul>
<img src="http://www.bellek.net/?ak_action=api_record_view&id=12&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bellek.net/bellek-nedir/bellegin-temel-islevleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

